TAKİP ET
Yaşar Yeşilyurt

Yaşar Yeşilyurt

Bu saldırılar başkasına yapılsaydı…

Gerçekten acı bir tabloyla karşı karşıyayız. Eskiden askerler gelir, yönetime el koyar, hiçbir kural kanun tanımadan memleketin anasını ağlatırlardı. Yıllarca nice acılara vesile olmuş bu durumun bile kendi içinde bir mantığı vardı. Onları zaten biz görevlendirmediğimizden, bizim hukukumuzu korumalarını, bize saygı göstermelerini, bize hesap vermelerini beklemezdik. Zorbaca gelenlerin zorbalık yapmaları, en azından kendi içinde tutarlı bir durumdu.

Şimdi ise demokratik yollarla görevlendirdiğimiz bir başbakan var. Yönettiği ülke ona ait değil, harcadığı paralar ona ait değil, hükmettiği devlet mekanizması ona ait değil. Sadece bir emanetçi, bize yani bütün bir topluma ait olan maddi, manevi, insani kaynakları bize en faydalı olacak şekilde, bir zerresini bile zayi etmeden değerlendirsin diye ellerimizle seçtiğimiz bir emanetçi.

Başbakanın eline verdiğimiz hiçbir şey kendisine veya partisine ait değil. Çok basitçe ifade edecek olursak bir kaç yıllığına seçtiğimiz site yöneticisi gibi. Vazifesi ödediğimiz aidatları bize en faydalı şekilde harcamak. Harcadığının da hesabını vermek.

Peki şimdi ne oldu biliyor musunuz, atadığımız yönetici siteye el koydu! Artık sitenin sahibi o! Onun bizi memnun etmesi gerekmiyor, artık biz onu memnun etmekle görevliyiz.

Şimdi milletin vergisi ile yiyen-içen, gezen-tozan, yani bizim paralarımızı harcayan, paylaştıran bir başbakan millete hakaret makinasına dönüşmüş! Sabah-akşam, gece-gündüz, bu milletin fertlerine, hem de milyonlarcasına hakaretler yağdırıyor, iftiralar atıyor, tehditler savuruyor. İnsana asıl acı veren bunun bizim seçtiğimiz bir kişi tarafından yapılıyor olması!

Şimdi milletin elleriyle seçtiği adam milleti boğmaya çalışıyor. Önünde secdeye kapanmayan herkesi yok etmek istiyor. Bu iktidarını devam ettirebilmek için her türlü baskıdan, yalandan, iftiradan ve zorbalıktan medet umuyor.

Hiçbir suçunu tespit edemediği binlerce vatan evladı memuru çoluk-çocuk demeden sürüyor. Kanun dışı hiçbir iş yapmamış Bank Asya’yı çökertmeye çalışıyor, milyonlarca çocuğun istifade ettiği, on binlerce öğretmenin çalıştığı dershaneleri pervasızca kapatmaya çalışıyor, yurt dışında açılmış yüzlerce Türk okulunu ajanlar göndertip itibarsızlaştırmaya çalışıyor, kendisini övmeyen gazetecileri işten attırıyor, dosyalarla korkutup tehdit ettiriyor.

Belgeleri daha yeni ortaya çıkan fişlemelerden görüyoruz ki Kürtleri, Alevileri ve solcuları sanki devlet kendi malıymış gibi memuriyete kabul etmiyor. “Kimin devletine kimi kabul etmiyorsun?” sualini kale bile almıyor.

Devlet kurumlarının harcamalarını denetlemekle görevli olan Sayıştay’ın işini yapmasını engellemek için kanun çıkartan bir başbakanın dürüst ve temiz olduğuna, saplantısı olanlar dışında, kimi ikna edebilirsiniz? Bir başbakan, kendisine emanet edilmiş paraların yerli yerinde harcanıp harcanmadığının, istismar edilip edilmediğinin denetlenmesini neden istemez ki?

Aklını, mantığını kullanmakla sorumlu olduğuna inananlar ortada bunca somut, kesin bilgiler varken hayallerinin ve hüsnü zanlarının peşinde koşmalarının hesabını nasıl vermeyi düşünüyorlar?

Bir başka konu da acaba başbakan karşısında hizmet değil de bir başka topluluk olsaydı bu zulümleri ve hakaretleri yapabilir miydi? Çete, hain, ajan, işbirlikçi, vaiz lobisi, sahte peygamber gibi artık midemizi bulandıran hakaretleri yapabilir miydi? Binlerce memuru bu kadar sessiz-sedasız sürebilir miydi? Kurumlarına, destekleyen işadamlarına saldırabilir miydi?

Bu yapılanların onda biri bir başka topluluğa yapılsaydı şimdi sokaklar anarşiye boğulmuştu… Tayland’a veya Ukrayna’ya dönmüştük… gösteriler, protestolar, çatışmalar almış yürümüştü… başbakanın toplantıları basılmış, kafasına yumurtalar fırlatılmıştı… 81 vilayette polisle halk burun buruna gelmişti… haksızca sürülen memurlar yürüyüşler yapmışlardı… hatta yurtdışındaki elçilikler önünde büyük nümayişler yapılmıştı… büyükelçiliklere saldırılar düzenlenmişti… unutmayalım Gezi olaylarında bugünkü provokasyonların onda biri bile yapılmamıştı!

Bu yapılanlar bir başka topluluğa yapılsaydı başbakan bunların hiç birisini cesaret edip yapamazdı, çünkü ülkeyi kafasına yıkarlardı! Başbakan bunu bildiği için bu kadar ileri gidebiliyor. Hakaretler yağdırdığı insanların nasıl bir terbiyeye sahip olduklarını çok iyi biliyor. Onların asla sokaklara inmeyeceklerini biliyor, memleketin asayişine zarar vermeyeceklerini biliyor, huzursuzluk çıkmasın diye birçok şeyi yutacaklarını biliyor ve bunların hepsini istismar ediyor! Hayatını kurala bağlamışları kuralsızca dövüyor, sövüyor.

Yine de olsun, iyi ki hizmet var ve onun bu dünyaya kazandırdığı ahlaklı insanlar var! İyi ki sürekli terbiyeyi, saygıyı ve affetmeyi tavsiye eden Hocaefendi var, ya olmasaydı? Peygamberimiz demiyor mu “en hayırlınız ahlakı en iyi olanınızdır” diye, ne gam!

21.02.2014 17:52