TAKİP ET
İsmail Kul

İsmail Kul

Bir AKP bin nasihatten hayırlıdır

Gazeteci dergisi Journalist’te çıktı.

Çiğdem Akyol yazmış. Hiyadet Karaca’nın tutuklanmasını, Ekrem Dumanlı’nın gazete binasından götürülmesini, AKP-Hizmet çatışmasını anlatıyor; Türkiye’nin fotoğrafını çekiyor.

Yazının içeriğine fazla girmeyeceğim. Ama dikkatimi çeken bir nokta oldu, ona da değinmeden geçemeyeceğim. Diyor ki:

ZAMAN gazetesini tersten okuyunca karşımıza NAMAZ çıkıyor.. Bunu bazıları grubun İslamcı gündeminin bir işareti olarak görüyor..

Bu aslında çok traji-komik bir şey. Hem komik, hem trajik. Komikliği çağrıştırdığı meşhur ördek hikayesinden. Hikaye şöyle:

Bir sohbet ortamında adamın biri “Hava bozdu” diyor. Bunun üzerine oradaki diğer bir vatandaş ise, “Sen bana ördek dedin, hakaret ettin, sözünü geri al“ diye ayağa kalkıyor. „Yav arkadaş, yapma etme, bunu nereden çıkardın?“ dediklerinde ise şöyle diyor: “Hava bozarsa yağmur yağar. Yağmur yağarsa su birikintileri oluşur, su birikintilerinde de ördekler yüzer. Dolayısıyla sen bana ördek dedin..“

Birileri hava bozdu sözünden hakaret çıkarıyor, diğerleri gazete isminin ters okunuşundaki NAMAZ’dan ülkenin laik düzenini yıkacak İslamcı bir politik gündemi.

Bu kafayla aslında alfabenin ilk harfini söyleyen birine “Sen bana nasıl Çorumlu dersin“ diye çıkışanlar da olabilir aslında. “A diyen B diyecektir, oradan sıra L’ye, L’den Leblebiye, oradan da Çorum’a gelecek, bana Çorumlu diyecek“ diye..

İşin trajik yönü ise, bu ifadelerin Türkiye toplumunda bir gerçekliğe işaret etmesi. Maalesef toplumun değişik kesimlerinin birbirine güven duygusunda, temel hak ve özgürlüklerde anlaşma konusunda, demokratik bilinç konusunda eksiklikler var.

Sosyal devlet kurulamadığı için, toplumun en temel maddi sorunları çözülemediği için vatandaş kurtuluşu devlete kapak atmakta görüyor. Temel haklar konusundaki sıkıntı nedeniyle ise toplumsal gruplar güveni devlette kadrolaşmada arayabiliyor.

Çare?

Aslında Türkiye çok verimli bir dönemden geçiyor. O kadar çok öğretici şeylerle karşı karşıyayız ki! Yeter ki görmeyi bilelim.

Bu süreçte nice büyük iddiaların fos çıktığını gördük. Belki gördüğünde birçoğumuzun karşısında ceketini ilikleyeceği nice kişinin üstündeki pahalı elbisenin içinde karakter olmadığına tanık olduk. Paraya döksen karakterleri gömleklerinin üzerindeki kravatın değerini tutmazmış meğer.

Yine tarihin ve dinin nasıl siyasi çıkarlara feda edildiğini, yolsuzluğu gölgede bırakmak için nasıl büyük cami inşaatlarına girişildiğini gördük. Demek bir şekilde vatandaş kandırılarak yaptırılan ve sonuçta Protestanlığın ortaya çıkmasına yol açan tek ibadet mekanı Roma’daki Aziz Petrus bazilikası değilmiş.

İçinden geçtiğimiz bir kriz, ancak bu kriz gerekli ders alınırsa hayırlı da olabilir. Bazen sağlam bina yapmak için önce zemindeki çürüklük tespit edilip ıslah gerekebilir. Yeter ki ders çıkarılabilsin. Yeter ki toplumun değişik kesimleri ortak değerlerde bulunabilsin, ötekinin hakkının gaspının kendi haklarını da tehdit ettiği bilincine varabilsin.

Pegida konusunda Alman toplumu ve medya ve siyasetin önde gelenleri bu konuda aslında Türkiye için de örnek olabilecek bir tavır sergiledi.

Emerson ne de güzel söylemiş:

“Kötü zamanlar büyük bilimsel değere sahiptir. Aydın kişilerin asla kaçırmak istemeyeceği fırsatlarla doludur.“

Alman Kayzeri I. Wilhelm’in şu sözü de yabana atılır değil:

“Yenilgi ve hakaretlerden öğrendiğim zaferlerimden öğrenebileceklerimden çok daha fazla.“

Evet, dersi bol çok öğretici bir dönemden geçiyoruz. Bir taraftan birileri toplumu algılarla uyutmaya çalışırken diğer taraftan uzun yıllardır toplumca uydurduğumuz algılar gerçekler karşısında bir bir patlıyor.

03.02.2015 18:30