TAKİP ET
Süleyman Bağ

Süleyman Bağ

Başbakan Erdoğan’ın Berlin ziyareti ve Almanya’da Hizmet Hareketi (II)

Hem Alman hem de Türk tarafında gündeme getireceği ve birbirine net mesajlar verecekleri diğer bir konu ise Türk iç siyasetinde 17 Aralık 2013 tarihinden sonra yaşanan gelişmelerdir. Ak Parti olayı yıllardır türlü imkanlarından faydalanarak iktidarını pekiştirmek için yararlandığı Hizmet Hareketinin içinde yer aldığı ‘paralel yapının’ kendi hükümetine darbesi olarak görüyor. Almanya ise hukuk devleri için bir sınav.

Erdoğan Hizmet hareketini Almanlara ‘şikayet’ eder mi? Ederse neticesi ne olur? Gereksiz bir kavgayı devam ettiren Erdoğan inşallah böyle bir adım atmaz. Ancak Türkiye’de dershane ile ilgili kanunla ortaya çıkan Ak Parti kadrolarının Hizmeti ‘yok etme’ niyeti, 17 Aralık yolsuzluk olayından sonra bir devlet politikasına dönüşmüş durumdadır. Elçilere başbakan tarafından verilen ‘Bu örgütün gerçek yüzünü tüm dünyaya anlatın’ görevi, ‘iç ve dış düşmanlarla’ mücadeleyi tüm dünyaya taşıma konusundaki kararlığının sadece bir göstergesini oluşturmaktadır.

Hizmet Almanya’da yerel bir harekettir

Hizmet bugün bulunduğu birçok ülkeye doğrudan Türkiye’den gitti. Almanya’da ise Hizmet hareketi göç süreci ile birlikte ortaya çıkan bir iç olgudur. Bu tarihi gerçeğe ek olarak Almanya 2000 yılından beri takip ettiği göç politikası kapsamında kökleri Türkiye’de olan tüm dini ve sivil toplum hareketlerini iç olgu ve aktör olarak görmektedir. Bundan dolayı Alman İslam Konferansları düzenlemekte ve yine bundan dolayı uyum zirveleri tertip etmektedir. Almanya her egemen ülke gibi kendi iç sorunu olarak gördüğü bir konuda – Türkiye de olsa – dış müdahalelerden rahatsızlık duymaktadır.

Hizmet’le ilgili Almanya’da en az 10 yıldır devam eden bir tartışma süreci yaşanmaktadır. Almanya’nın önemli göç araştırmaları uzmanlarından Prof. Ursula Boos-Nünning Almanyalı Türklerin okul açmasını ‘sessiz bir devrim’ olarak değerlendirmiştir. Eski başbakanlardan Helmut Schmid’in metin yazarlarından gazeteci Jochen Thies Almanya’daki okulları ziyaret ederek bir kitap yazmış ve kitap Almanya’nın köklü yayınevlerinden biri olan Herder yayınları arasında çıkmıştır.

Bu gün Almanya’da sayıları 20’den fazla olan okullara ek olarak yüzlerce eğitim, diyalog ve kültür merkezi bulunmaktadır. Sayıları her geçen güne artan iş adamları dernekleri ise Hizmet hareketinin diğer bir çalışma alanını oluşturmaktadır. Hizmet’in Türkiye’den sonra hem Türkçe hem de Almanca basın projelerinin bulunduğu, yayın hayatında faal olduğu, Almanya’da üç milyonu aşkın Türkün yaşadığı gerçeğinden dolayı sağlam bir alta yapısının olduğu ülkelerin başında şüphesiz Almanya gelir.

2004/2005 yılında ilki açılan ve giderlerin yüzde 90’ına yakını Alman devleti tarafından karşılanan özel okullarla beraber Almanya’da Hizmet hareketi ile ilgili tartışmalar da hız kazandı. Spiegel, Die Zeit, FAZ, Süddeutsche gibi haftalık ve günlük etkili yayınlarda sayısız olumlu ve olumsuz haber çıkmıştır. Son krize kadar AKP ve Hizmeti hareketinin bir bütün olarak algılandığı Almanya’da Erdoğan’ın Türk okulları talep ettiği yıllarda, bu okullar Türkiye’nin bir projesi olarak algılandı.

Gerçekle örtüşmemesine rağmen Almanlar Hizmet gönüllülerinin öncülüğünde açılan okulları ‘Türk okulları’ olarak isimlendirdi ve isimlendiriyor. Gerçekle örtüşmemesindeki kastım şu: Bu okullar Hizmetin bulunduğu diğer bir çok ülkeden farklı olarak Almanya’nın, özellikle Türk öğrencilere bakan yönüyle, olumsuz eğitim şartlarından hareketle Almanyalı Türklerin kendi çocukları için geliştirdiği bir ‘eğitim sorunlarını çözme’ projesidir. Bundan dolayı açılışının üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen Alman öğrenci sayısı arzulananın çok gerisindedir.

‘Şikayetin’ siyasi anlamı

Erdoğan’ın ve diğer devlet yetkililerin Hizmet’le ilgili olumsuz beyanların siyasi anlamı şu olacaktır: Bu hareketin arkasında ne iktidar olarak AK Parti, ne de devlet olarak Türkiye Cumhuriyeti vardır. Bunlar mali ve insan kaynağı başta olmak üzere her açıdan bağımsız hareket eden, yerel şartlara göre yapılanan, yerel sorunlara evrensel değerler ekseninde çözüm üreten dini motivasyonlu sivil bir harekettir.

Sayın Başbakan Erdoğan’ın ve Türk diplomatların Hizmeti Almanya’ya – eğer bunu yaparlarsa – ‘şikayet’ etmeleri Hizmet gönüllülerini üzer. Çünkü gönüllüler Allah rızası için yaptıkları çalışmaları, bir taraftan Almanya’nın iç huzuruna mütevazi bir katkı olarak görürken diğer taraftan Almanya-Türkiye ilişkisin güçlenmesine yaradığını düşünüyorlar. Her ne kadar Ak Parti ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından üvey evlat muamelesi görseler de kalpleri Türkiye sevgisi ile dolu olan Hizmet gönüllülerini asıl üzen ise şu durum olacaktır: İnşallah olmaz, ama eğer Başbakan Erdoğan Tempodorm salonunda binlerce Almanyalı Türk’e seslenirken yine Hizmet’e karşı mesnetsiz suçlamalarda bulunursa bunu salonu dolduran kalabalık alkışlayacaktır. Asıl gönül yaralayan aynı safta namaz kıldığımız, aynı inanç değerleri paylaştığımız ve aynı masa etrafında oturup yemek yediğimiz bu can dostların tutumu olacaktır.

Ne yapalım bu da bizim kaderimiz. Kadere rıza göstermekten başak çaremiz yok. Zahiren şer görünen nice olaylarda sonsuz hayırlar gizlidir.

Görelim Mevlam neyler.
Neylerse güzel eyler.

03.02.2014 18:19