TAKİP ET
Süleyman Bağ

Süleyman Bağ

Başbakan Erdoğan ve Alman Vakıfları

Bundan birkaç ay önce Ankara’da Konrad Adenauer Vakfı’ndan (KAS) bir yetkili ile görüşmüştüm. Çok iyi Türkçe bilen yetkili kendileri için Türkiye’nin başkentinde çalışma şartlarının her geçen gün zorlaştığından söz etmişti. Genel Başkanlığını Başbakan Angela Merkel’in yaptığı Hıristiyan Demokrat Parti’ye (CDU) bağlı siyasi bir vakıf olan KAS’ın Ankara’daki görevi kendi siyasi felsefesine uygun çevrelerle ilişki kurarak lobi çalışması yapmak. Vakıf bu işi sadece Türkiye’de değil dünyanın 100’den fazla ülkesinde yapıyor.

Ancak Ankara’da bunu pek yapamadıklarını söyleyen KAS yetkilisi “Bize karşı bir nevi mobbing uygulanıyor. Önemli etkinliklere davet edilmiyoruz. Bazen davet listelerinden ismimizin silindiği bile oluyor. Almanya’dan gelen heyetleri AK Parti ve hükümetin üst düzey yetkilileri ile görüştüremiyoruz” siteminde bulunmuştu.
Misyonunu siyasi ve bürokratik ilişkiler kurmakta gören siyasi bir vakıf için bundan daha zor bir durum olmasa gerek. Sadece KAS değil diğer Alman siyasi vakıflar da Türkiye’de zor günler yaşıyor.
Bunun sebebi Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Alman vakıflara yönelik üst perdeden dillendirdiği suçlama. Alman vakıflarını CHP ve BDP belediyeleri ile PKK’yı ve dolayısı ile de terörü desteklemekle suçlayan Erdoğan bir yıl önce bunu, “Türkiye’de bu tezgâh yeni çalışmıyor, bu oyun yeni çalışmıyor. Benim anlattığım konu budur ve özellikle ağırlıklı BDP’li belediyelere bu söylediğim vakıflar, bu tür kredi mekanizmasını, hibe mekanizmasını çok çalıştırıyorlar onu da ayrıca burada ifade etmiş olayım” şeklinde dile getirmişti. (03.10.2011, Sabah Gazetesi)
Vakıfların Başbakan Erdoğan tarafından istenmeyen kurumlar ilan edilmesi zaten çalışmaları ile ilgili Türk kamuoyunda çok sayıda soru işaretinin olduğu, Alman siyaseti için son derece önemli, bu stratejik kurumları daha da zor duruma soktu.
İşte bu tartışmalı denen vakıflardan KAS Vakfı Başkanı Dr. Hans-Gert Pöttering üç hafta önce Türkiye’yi ziyaret etti. Eski Avrupa Parlamentosu Başkanı olan Pöttering az sayıda devlet adamına nasip olan bir programla ağırlandı Türkiye’de. Ne Alman basınında ne de Türk basınında yer bulmayan bu ziyaretle ilgili vakıf şu açıklamayı yaptı: “Konrad-Adenauer Vakfı ve eski Avrupa Parlamento Başkanı Dr. Hans-Gert Pöttering (AP Milletvekili) 7- 9 Ekim 2012 tarihleri arasında Türkiye’yi ziyaret etti. Ziyaretin merkezinde Ankara’da siyasi temaslar yer aldı. Pöttering Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Meclis Başkanı Cemil Çiçek ve Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış ile görüştü.”
Sadece muhafazakâr KAS’ın başkanı olmasına rağmen tüm Alman siyasi vakıfların çalışmaları hakkında Başbakan Erdoğan’a bilgi veren Pöttering başbakanla bir saat baş başa görüştü.
Gezinin İstanbul ayağında Fener Rum Patriği ve 300 milyon Ortodoks Hıristiyan’ın ruhani lideri olan Bartholomeos ile görüşen Pöttering’e Bahçeşehir Üniversitesi bir de fahri doktora unvanı verdi. Veriliş sebebi ise Pöttering’in Barış ve İnsan Haklarına yapmış olduğu katkı. Herhalde terörü destekleme suçlaması ile yıpranan bir kurumu rahatlatmak için bundan daha uygun bir yöntem olmaz.
Angela Merkel’in iktidara geldiği 2005 yılından beri iki ülke arasındaki siyasi ilişki hiç iyi olmadı. Erdoğan’ın Almanya ziyaretleri hep olaylı geçti. Alman siyaseti AK Parti ve Erdoğan’ı kalıcı siyasi bir aktör olarak görmedi. Daha çok asker merkezli eski Kemalist-bürokratik iktidar yapısına teslim olacağını bekledi veya bu yapının bir şekilde AK Parti’yi devre dışına bırakacağından hareket etti.
Hangi açıklaması ile Alman kamuoyunu alt-üst edeceği korku-merak arası bir ruh hali içinde beklenen Başbakan Erdoğan bu hafta, 30-31 Ekim tarihlerinde, Türkiye’nin yeni elçilik binasının açılışını yapmak için Berlin’e gelecek. Ben Erdoğan’ın bu sefer gerilime sebep olacak bir açıklama yapmasını beklemiyorum. Başbakan Merkel ile de görüşecek olan Erdoğan’a Egemen Bağış eşlik edecek. Bağış ayrıca KAS Vakfı’nın Berlin merkezinde bir konuşma yapacak. Sanki KAS Vakfı üzerinden Erdoğan-Merkel arasında yeni bir iletişim köprüsü kurulmuş gibi geliyor bana.
Eskisine nazaran çok daha görkemli ve kullanışlı olan Tiergartenstrasse’deki yeni elçilik binası Türk-Alman ilişkilerinde de yeni bir dönemin başlangıcını simgeliyor. Yeni bina hayırlı, yeni dönemdeki siyasi ilişkilerin ise sorun üretici değil sorun çözücü olmasını diliyorum.

29.10.2012 11:09