TAKİP ET
İsmail Kul

İsmail Kul

Bütün ılımlı insanlar kardeştir

Almanya’da iki şey yaşanıyor:

Biri teşkilatlar bazında, diğeri bazı vatandaşlar arasında.

Teşkilatlar Paris’teki saldırı ile ilgili net tavır alıyor. Kınıyor, basın açıklaması yapıyor. Bu hafta da uyarı nöbetleri var.

Bazı vatandaşlar arasında ise şöyle bir duygu dile getiriliyor:

Saldırıya uğrayan derginin kutsalı yok. Kutsala saygısı yok. Hz. Peygambere saldırıyor..

Tamam, saldırıyı en sert şekilde kınıyoruz. Ama bu derginin bu tavrını kabul edemiyoruz.

Terörü tabi ki reddediyoruz. Bunda sorun yok. Ama bunu yaparken kutsal değerlerimizi de feda etmek zorunda mıyız?

Burada önemli olan hangi gerekçe için olursa olsun, terörün karşısında olmak ve bunu göstermek. Bunu yapmak derginin yayın politikasını her şeyiyle tasvip etmek anlamına gelmiyor.

***

Bana göre aslında iki tarafı da bakış açılarına göre anlayabiliriz.

Galiba burada anahtar kelime ‘niyet’.

Siz neyi hangi niyetle yapıyorsunuz, bu önemli.

Teşkilatlar kesinlikle doğru olanı yapıyor tabi ki.

Zira:

Paris saldırısı tek değil. Bugüne kadar dünyanın değişik yerlerinden, Müslüman ismi taşıyan kişilerin terör saldırılarının son halkası o ve tepki konması gerekiyor.

Diğer taraftan içinde yaşadığımız Avrupa toplumlarında Müslüman karşıtı bir hava var.

Fransa’da Le Pen önemli bir parti haline geldi. Almanya’da Pegida ortaya çıktı.

Eğer demokrasiye sahip çıkılmaz, zamanında doğru tavır konmazsa yarın hepimizi yakabilecek bir ateşin ilk kıvılcımları olabilir bunlar.

Bu nedenle doğru tavır bunlar.

Ve; bu tavır Müslümanların aslında Avrupalı olduklarının, yaşadıkları toplumunun hassasiyetlerine, bir anlamda kaderine kayıtsız kalmadıklarının da işareti.

Vatandaş arasında dillendirilen görüşe gelince:

Pegida diye bir hareket çıktı mı? Evet.

Peki, bu harekete karşı Anti-Pegida çıktı mı? Evet.

Bu hoşumuza gitti mi? Evet.

Neden?

Çünkü bu ülke toplumunun, başta Cumhurbaşkanı Gauck ve Başbakan Merkel olmak üzere çoğunluğunun onlar gibi düşünmediğini gördük. Anti-Pegida çıkmasaydı belki kendimizi yalnız ve sahipsiz hissedecektik.

Ama bu ülkede meydanların boş ve sahipsiz olmadığını, çoğunluğun herkese olduğu gibi yaşama hakkı tanıyan demokratik düzene ve Müslümanlara sahip çıktığını gördük.

Ancak belki Pegida’ya karşı sokağa çıkanlar da Müslümanların hayat tarzını onaylamıyordu. Ancak onlar herkese yaşama hakkini tanıyan demokratik düzene sahip çıkıyordu.

Onun için..

Nasıl ki çoğunluk toplumu Pegida’cılara karşı sokağa çıkarak onlar gibi düşünmediğini ortaya koyuyor, tavrını belirliyor ve Müslümanları rahatlatıyor..

Onun gibi Müslümanların da saldırganlar gibi düşünmediği, onlara tavır koyduğu mesajını net bir şekilde vermesi önem taşıyor.

***

Bence kelimelere fazla takılmamak lazım.

Mesele aslında Charlie olmak veya olmamak meselesi değil.

Mesele teröre karşı çıkma meselesi. Mesele kendimiz gibi düşünmeyenlerin de yaşama hakkına sahip çıkmak meselesi.

Zira benim gibi olmayanların yaşama hakkı olduğu ölçüde benim de yaşama hakkım var. Ben benim gibi olmayanların yaşama hakkına sahip çıkmalıyım ki başkaları da benim yaşama hakkıma sahip çıksın.

Bu anlamda aslında “Bütün ılımlılar kardeştir” de diyebiliriz.

11.01.2015 21:30