TAKİP ET
İsmail Kul

İsmail Kul

Azgelişmişliğimizin tarihi

Neden geri kaldık?

Savaşlar.. Sömürgecilik.. Avrupalı emperyalist güçler.. Bunların hepsi söylenebilir. Hepsinde doğruluk payı vardır.

Şöyle bir açıklamaya ne dersiniz:

560 sene kadar önce Almanya’da matbaa icat ediliyor. Mucidi Johannes Gutenberg, Mainz’lı.

400 sene kadar önce yine Almanya’da gazete icat ediliyor. İlk gazete 1605’te Strassburg’da, ilk günlük gazete ise 1650’de Leipzig’de çıkıyor.

1 sene kadar önce, bugün, 2014 yılında ise Türkiye’de eğitim diye yola çıkmış, dünyanın 160 ülkesine açılmış bir hareket düşman seçiliyor. Sayısızca küfür sözcükleri ile hakaret ediliyor. Bizzat en tepeden bütün dünyaya şikayet ediliyor. Faaliyetleri engellenmeye çalışıyor.

Suçu ne?

Eğitim mi? Birtakım ahlaki prensiplere bağlılık mı? Yanlış yapan güç karşısında boyun eğmemek mi?

Dünyanın neresine giderseniz gidin.. Demokratik toplumlarda medya toplumun sesidir. Toplum adına iktidarı eleştirir. Ki toplum adına denetim olsun, gücü elinde bulunduranlar yanlış yapmasın.

Bunun tersi olan ülkelere, iktidar adına toplumun gözünü boyamaya çalışan medyanın bulunduğu ülkelere bakın. Hepsi iktidarın kontrolündedir. Hepsi demokrasi olmayan düzenlerde görülür.

Bence bizim geri kalmışlığımızın, arkasındaki sebepleri işte bu resimde. Birileri kitap gazete işlerine 400 sene önce başlamış, bizde bugün eğitim-ilim-prensip diyenler vatan haini!

Müslümanlar neden geri?

En hakiki dine sahip olduklarını düşünüyorlar, ama hayatın neredeyse her alanında geriler.. Bu sorunun cevabı için uzağa gitmeyin, yukarıdaki resme bakın:

Eğitim diyenlere düşmanlık yapmak.. Düşmanlık yapanlara gizli-açık destek olmak.. Kendi küçük çıkarları için hukuk katline, ahlak çöküşüne göz yummak.. Bu zihniyetle bırakın çağdaş medeniyet düzeyini yakalamayı, aynı yönde adım bile atamayız.

Başkaları cep telefonu yapar, biz de krediyle o telefonu alabiliyoruz diye çağdaşlaştık sanırız; büyük şirketler için büyük pazarız diye övünürüz.

Evet, neden geri kaldık?

Bu sorunun cevabını uzakta aramaya gerek yok. Matbaa Osmanlı’ya neden geç girdi diye uzun tarihi araştırmalara da gerek yok. Gözümüzün önünde o kadar örnek var ki!

Peki, şimdi neden üzülüyoruz? Başarılı olacaklar diye mi?

Hayır.

İnsanlar tercihte bulunur, iradelerini kullanır. Sonuç onların elinde değildir.

Üzücü olan göz göre göre yanlışların üstünün örtülmesi.. Yanlış yapanın değil yanlış var diyenin hedef yapılması.. Neticede Türkiye’nin gelişmiş ülkeler seviyesine çıkmasını beklerken Ortadoğu diktatörlüklerine gerilemesi..

Üzücü olan bu. Üzücü olan, geri kalmamıza yol açan dinamiklerin bir kez daha galebe çalması. (Bu söylediğim anlık fotoğrafla ilgili. Film bir sahneden ibaret değildir, sonu farklı olabilir).

***

Eğitime düşmanlık demişken yeri geldi, hatırlatalım. Hürriyet yazarı Taha Akyol yazıyor:

Fransa’da Leon Gambetta adında bir başbakan, 1881-82 yılları arasında görev yapmış. Keskin bir laik. İçerde Katolik cemaatlere karşı amansız bir savaş sürdürüyor. Ama Kuzey Afrika’daki Katolik okullarına, Cizvitlerin okullarına dokunmuyor.

Nasıl oluyor bu diye soruyorlar; “Bizim laikliğimiz ihraç etmek için değildir” diyor. Ve: Bu okullar yurtdışında Fransızca ve Fransız kültürünü yayıyorlar.

***

Arkadaşımız Ziver Ermiş UETD’de yaşanan muta nikahı sıkıntısını yazdı.

Bir kadın, “Buradaki kadınlar yuva yıkıyor” diye bağırmış. UETD Kadın Kolları üyesi bir kadının kocasını ayarttığı ve muta nikahı ile elinden aldığı iddiasında. Bir anlamda kocamı çaldı diyor yani.

Bu olaydan bir şey çıkar mı? Sanmıyorum. Çalıyorlar ama çalışıyorlar der geçeriz.

Eleştirilerden bir şey çıkar mı? Ona da inanmıyorum. Orada sanıyorum şöyle bir mantık işliyor: Biz ulvi bir davanın takipçileriyiz. Türkiye’yi dini anlayışımıza göre dönüştürüyoruz. Artık devlet biziz. Dava bu kadar ulvi olunca bu yoldaki ufak tefek hata-kusur ve günahların lafı olmaz..

Ne diyelim.. O zaman durmak yok, yola devam.

23.11.2014 19:30