TAKİP ET

Fatih Aktürk

Almanya’daki Bulgar Türkleri’nin mum ışığındaki hayatları

Almanya’daki Bulgar Türkleri sürekli eleştiriliyor. Şikayetlere göre gürültü, hırsızlık hep onlardaymış. Ancak bugüne kadar kimse gidip de bu ailelerle görüşmedi, dertlerini dinlemedi. Oysa bu aileler Almanca öğrenmek, uyum sağlamak için ellerinden geleni yapıyorlar.

Almanya caddelerinde özellikle son yıllarda esmer görünümlü insanlara rastlayabiliyorsunuz. Bunlar Bulgaristan ve Romanya gibi ülkelerden geliyorlar. Bu insanlar zaman zaman Alman medyasının, hatta siyasetinin de gündemini belirleyebiliyorlar. 2010 yılından bu yana Almanya’ya, özellikle de Duisburg’a akın etmeye başlayan insanlar kentin yerlileri tarafından eleştiriliyor. Herkes onlara kötü hırsız, kavgacı, sesli, gürültülü gözüyle bakıyor.

Ancak bu insanların iç hayatlarını bilen çok insan yok. Bu insanların yaşadıkları yerleri, hayatlarını görmek ve dertlerini, sıkıntılarını dinlemek için Duisburg-Hochfeld’e doğru yola çıktık. Dıştan Duisburg’un klasik binalarına benzeyen binalara daha dikkatli baktığımızda buharlı, nemli camlar görüyoruz. Duisburg’a 11 ay önce yardım için gelen Bulgaristan Kültür Derneği Başkanı Cevahir Hasan eşliğinde giriyoruz binlardan bir tanesine. İçeri girer girmez küf kokusu ve çatlak duvarlar dikkatimizi çekiyor. Elimizdeki fotoğraf makinasını görünce üzerimize doğru koşuşuyor küçük yaştaki çocuklar ve trakya kırığıyla soruyorlar: ‘Abi beni de çeksene!’  Karanlık koridordan biraz ilerliyoruz.

Thomas Edison’un icadı olan elektrikten burada eser yok. İçeriye yalnızca camlardan gün ışığı giriyor. Ampüller patlak ve çalışmıyor. Sağımız ve solumuzdaki kapılar kırık. Sadece örtülebiliyor. Anahtar ile kapı kilitleme gibi bir lüksleri yok bu insanların. Özel hayat yaşama gibi lüksleri de. Burada herkes özel hayat yaşamaktan, zevk ve sefa sürmekten ziyade yaşam derdinin peşinde koşuyor. Evlerde ne sıcak su var, ne de elektrik. ‘Mum ışığında yaşıyoruz’ diyor elinde yaşına girmemiş bebeği olan bir Anne.

Buna rağmen yüzünden şirin tebessüm eksik olmuyor. “Buralarda insanlar sabah uyanınca bugün nasıl yaşayabilirim, ailemi nasıl doyurabilirim düşüncesini taşıyor. İnsanlar ne tür iş bulurlarsa yapıyorlar” diyor Bulgaristan Kültür Derneği Başkanı Cevahir Hasan. “Gençlerimiz Almanya’da sıkıntı çekiyor” diyerek Bulgaristan’dan gelip buradaki vatandaşlarına yardımcı olmak için dernek kuran Hasan, Bulgaristan’da da gençlere yönelik dernek faaliyetlerinde bulunmuş. Almanya’da yapmak istediklerini ise şöyle özetliyor Hasan: “Buradaki gençlerimize yardımcı olmak lazım. Onları yanlışlardan kurtarmak lazım, el uzatmak lazım. Burada dernek kurduk ve gençlerle birlikte çalışmak istiyoruz. Bu çocukların aynı zamanda Bulgaristan kültürünü de kaybetmemeleri lazım.”

Derneğe sürekli gidip gelen Hediye teyze ise iş bulamamaktan yakınıyor. Evde iş ve para sorunu nedeniyle eşiyle de sıkça tartıştıklarını dile getiren Hediye teyze Almanya’da yalnızca tanıdıkları olan kişilerin iş bulduğunu söylüyor ve “Dışarda on gün yatarsın, on birinci gün ne yapacağız soğukta?” diye soruyor. İşsizlik doğal olarak ev kirası sorunsalını da beraberinde getiriyor. İş olmayınca ellerine aylık para geçmeyen Bulgar Türkleri normalde dört kişiden fazla insanın bir gece dahi kalamayacağı daracık evlerde çoluklu çocuklu on kişi kalmak zorunda kalıyorlar. Bunun beraberinde gelen gürültü kirliliği çevredekileri rahatsız ederken, KRV gibi eyaletler imar yasalarını geliştirip bu tür durumları cezalandırarak önüne geçmeye çalışıyor.

Cevahir Hasan “Madem burada yaşayacağız, bu  yasanın çıkarılmasına saygı duyarız” diyor, ancak kendilerinin de farklı biçimde hayat sürmek istediklerini, bunun ise şuan zor olduğunu söylüyor. Buna rağmen Hasan 2014’de çalışma izinlerinin gelmesini beklediklerini, bununla birlikte daha kolay iş bulunacağını ümit ettiğini söylüyor. Bulgar Türkleri Almanya’da kendilerine özellikle Türk vatandaşların yardımcı olduğunu vurguluyor. Hediye Teyze Türk vatandaşlarına teşekkür ederken “İlaçlarımızı bile Türk vatandaşları alıyor” sözlerini kullanıyor. Göçmenlerin hastalıkları da sadece ilaç almakla iyileşmiyor. Kötü yaşam şartlarıyla boğuşan göçmenler hasta olduklarında doktora dahi gidemiyorlar, hem sigortasızlıktan, hem de bazı doktorların kendilerini kabul etmeyişinden.

“Ancak acil kabul ediyor bizi” diyor Hasan. Bir başka sorunda bu insanlar vefat edince ortaya çıkıyor. Bulgaristan’da defnedilmek istenen Bulgar Türkleri ülkelerine geri gidebilmek için binlerce Euro harcamaları gerekiyor. Kiralarını ödeyemeyen bu grup için bunun altından kalkmanın ne kadar zor olduğu kolay anlaşılsa gerek. Dernek yönetici Hasan en kısa zamanda bir fon oluşturulmaya çalışılacağını ve böyle bu sorunun üstesinde gelmeye çalışacaklarını dillendiriyor. Tüm sorunları aşmak için kurulan Bulgar-Alman Gençlik ve Sosyal Derneği çeşitli faaliyetler düzenleyip bu insanların Almanya’da daha rahat yaşayabilmeleri için büyük çaba sarf ediyor.

Bu faaliyetlerden bir tanesi de dil ve uyum kursları. Her gün düzenlenen dil ve uyum kurslarına 90 Bulgar Türkü katılıyor. DİTİB’in gödnerdiği öğretmenler buraya gelip vatandaşlara destek veriyor. Bu tür seminlerlerle birlikte Bulgar Türkleri Almanya’da kendilerine yönelik bulunan önyargıların yıkılmasını sağlamak istiyorlar.

FATİH AKTÜRK / DÜSSELDORF

23.07.2014 11:29