TAKİP ET
Süleyman Bağ

Süleyman Bağ

Almanya penceresinden dershane olayı

Çocukluğundan beri Almanya’da yaşayan ve olaylara Almanya penceresinden bakan biri olarak Türkiye’yi anlamak ve Türkiye’deki gelişmeleri Alman bir tanıdığa izah etmek adeta imkânsız.
Kemalist totalitarizminin demokratik iktidarları öğüten etkili güç araçlarını laik medya, ordu, köklü bürokrasi ve büyük sermaye oluşturuyor. Bu yapı on yıllarca devam eden sosyal mühendislik projeleri ile gün geldi dindarları, gün geldi Kürtleri, gün geldi Alevileri, gün geldi sağcıları ve gün geldi solcuları ‘düzene’ koydu.

Periferiden merkeze doğru geniş tabanın desteği ile iktidara yürüyen ve yıllarca demokratik siyasetin adresi olan AK Parti neden benzeri bir sosyal mühendislik projesinin ana aktörü olur? Hem de kendi seçmen tabanını karşısına alma pahasına! Bunu akılla mantıkla izah etmek mümkün değil.

Elbette ki Alman eğitim sisteminin arızalarından ve bu arızalardan doğan Alman dershanecilik (Nachhilfe) sektöründen örnekler vererek Türkiye’nin nasıl olağanüstü dönemlerden tanıdığımız suni bir gündeme doğru sürüklendiğini ortaya koyabiliriz. Asıl meselesi eğitim ve eğitim sorunlarının çözümü olmayan bir zihniyet için bu ne ifade eder ki?

Almanya’da seksenli yıllar cami derneklerinin yaygınlaştığı ve belli kuruluşlarınçatısı altında örgütlendiği yılları oluşturuyor. Gelsenkirchen’de cemaati olduğum camide yönetim bir taraftan mülkiyet alımı ile uğraşırken, diğer taraftan çatı kuruluşu olarak DİTİB ile Milli Görüş’e bağlanma arasında gel-gitler yaşıyordu. Cami derneği büyük bir mülkiyet alıp DİTİB’e bağlandıktan sonra dernek yöneticileri ‘acaba dini eğitimin yanında çocukların okul ödevine nasıl yardımcı olabiliriz’ diye ev ödevi takviye kursları düzenlemişti.

1990’lı yılların başında ise bir grup genç bir araya gelerek ‘Yabancı Veliler Derneği’ adı altında Türk çocuklarının eğitim sorunları ile ilgilenmeyi gündemine almıştı. Çok saf bir niyetleri vardı: Cami dernekleri dini hizmet veriyor. Acaba bu camilerden yetişen ve cemaati olanlar olarak biz farklı cami derneklerini eğitim ortak paydasında buluşturup Türk öğrencilere sahip çıkabilir miyiz?

Kısacası resmi eğitimleri olmayan Anadolu’nun köy ve kasabalarından Almanya’ya göç eden bu temiz insanlar camileri açıp temel sorularını çözdükten sonra gündemlerine ilk olarak ‘çocukların okul eğitimleri ve nesillerin yetiştirilmesi’ meselesini almıştı. Resmi eğitimleri yoktu ama çözümü Alman devletinden beklemeyecek kadar bilge ve sivil ruhlu insanlardı.

Bu anlattıklarımın Hizmet Hareketi ile bir ilgisi yok.

Sonra yaşadığımız şehre Hizmet Hareketi Sivaslı Halil Abinin öncülük yapması ile bir şekilde geldi. Önce 350 Mark kirası olan sobalı bir ev tutulmuş ve bu evde sohbetler başlamıştı. Ev, şehrin merkezinden uzak küçük bir ilçede bulunuyordu. Çocukların eğitim sorununa belki burada çözüm bulabiliriz diyen işçi veya üniversite öğrencisi olan bir kaç gönüllü başta bu evin kirasını ödemekte zorlanıyordu. Buna rağmen iki el parmak sayısını geçmeyen bu insanlar kendilerini çok kısa zamanda şehrin merkezinde kirası 3 bin Mark’ın üstünde olan modern bir binada bulmuştu.

Yedi bini öğrenci, 30 binden fazla Türk’ün yaşadığı madenci şehrinde ilk eğitim merkezi açılmıştı!

Hiç unutmam o günleri; Abitur yaptıktan sonra iş hayatına atılan bir arkadaşım vardı. Gündelik geçim sıkıntısı çektiğini yakından bildiğim bu vefalı insan yeni evlendiği eşinin binlerce mark değerindeki tüm ziynet eşyalarını getirip vermişti. Kendisini yaklaşık yarım saat bunu yapmaması gerektiğine ikna etmeye çalışmama rağmen…

Son günlerde Türkiye’deki tartışmaları takip ederken aklıma Almanya’da cami ve eğitim merkezlerinin açıldığı, yukarıda yarım yamalak tasvir etmeye çakıştığım, işte o ilk yıllar geldi. Türkiye’deki yeni muktedirlerin gerekçesi ne olursa olsun; onlar Türkiye’deki dershaneleri kapatma girişimden bulunurken sadece Türkiye’deki milyonların kalbinde bir burukluk ve kırgınlık oluşmasına sebep olmuyorlar. Almanya ve Avrupa’nın farklı ülkelerinde yaşayan milyonlarca Türk insanının var olma-yok olma mücadelesine de bir darbe indiriyorlar. Acaba bunun farkındalar mı?

18.11.2013 19:32