TAKİP ET

Alparslan Cansu

Âlimler ve Zâlimler

Bugün ülkemiz merkezli dünya sathına yayılan kavganın sebeplerini ve sonuçlarını araştırırsanız, âlimler ve zâlimler arasında verilen mücadelenin 21. asır versiyonunu seyrettiğimizi görürüz.

Tarih sayfalarında yüzlerce örneği olan toplumsal bir ilişkidir bu. Hâkim güç, ona taraf olanlar ve o gücün karşısında durup ezilen insanlar. İnsanlık tarihinin hangi evresine bakarsanız bakınız, hepsinde gücü elinde tutanların o güçle imtihan edilişleri anlatılır.

Adetullahtandır ki, Cenab-ı Allah zâlime güç vermez. Fakat insan gücü elde ettikçe zâlimleşir. Tarihin yazdığı bütün zâlimler o gücü elde edene kadar masum bir eda takınmışlardır. Kendilerini sevdirmişlerdir. Ne olduysa o gücü elde ettikten sonra olmuştur.

İster siyasî, ister askerî, isterse başka tür bir güç olsun, güce sahip olanlar, kendilerine biat edilmesini isterler. Ona biat edenler olduğu gibi ona karşı gelenler de hep olmuştur. Burada gücün sahibine biat eden kitleyi iyi tahlil etmek gerekir. Bu kitle üç gruptan oluşur: İnsan tabiatının gereği olarak burada korku, menfaat veya hayranlık duyguları canlanır sözkonusu kitlede.

Gücün sahibine hayranlık duyarak onun peşinden giden insanlar olur. Onun her sözüne itibar eden ve onu putlaştıran birinci gruptur bu. Sözkonusu gücün sahibi, o gücü yitirdikten sonra bile ona hayranlıkları hiç bitmez. Fanatiktir bunlar. Ölesiye o kişinin peşinden giderler. 20 sene sonra herkesin onu lanetlemesine rağmen onlar o güç sahibinin aslında çok iyi bir insan olduğunu ve değerinin anlaşılmadığını söylerler.

Biat eden kitleyi oluşturan ikinci gruba dahil olanlarda menfaat duygusu ağır basar. Çıkarları için onun safında yer alırlar. Opurtunisttirler. Sırtlarını o güce dayayarak zengin olmayı veya makam-mevki kapmacayı düşünürler. Yıllardır tanıdığınız bu insanların, karakterlerine tamamen zıt ifadeler kullandıkları görülür. O güç tarafından madden desteklendiklerini anlarsınız. Para bu insanları o parayı veren gücün arzu ettiği şekilde konuşmasını sağlar.

Üçüncü grup ise korkaklardır. O gücün hışmının kendilerine dokunmaması için onun safında yer aldıklarını ifade ederler. Aslında onu sevmezler, fakat baskısından dolayı onu sever görünürler.

Birinci zümrede yer alanlar, tıpkı bugün Faşizm’i veya Komunizm’i savunanların olduğu gibi, Fanatizm kurbanı olanlardır. Tarihin çöplüğüne atılan ideolojilere hâlâ sahip çıkarlar ve onların doğruluğunu anlatırlar.

İkinci zümreyi oluşturan menfaatçiler, sözkonusu gücün sahibi o gücü kaybedince artık onun etrafından ayrılırlar. Çıkarları için başka güçlere yamanırlar ve keselerini doldurmaya devam ederler. Devrin adamlarıdır bunlar. Her devrin öten borusuna göre kılık değiştirirler.

Son grupta yer alanlar ise gücün kaynağı tükenince artık ona rahatlıkla muhalif olabilirler. Çünkü korkmalarını gerektiren bir durum sözkonusu değildir. Karaktersizdir bunlar. Dün kul-köle olduklarını söyledikleri güce küfür etmekten bile geri durmazlar. Arap Baharı’nı yaşayan toplumlara bakmanız yeterli olacaktır.

Biat eden üç gruba karşılık bir de biat etmeyen ve o güce direnenler vardır. Gücün insanı zâlimleştirdiği durumlarda doğru bildiklerini pervasızca söylerler. Hapis, işkence, sürgün, gurbet hiçbir baskı onları davalarından döndüremez. Gücün sahibi o gücü kullanırken nerede duruyorlardıysa, o güç elden gidince de aynı hakikatleri haykırmaktan dûr olmazlar.

Bu grubun başında genelde halk kahramanları, özellikle İslam Tarihi’nde ise hep âlim zâtlar yer almışlardır. Zâlimlere karşı dik duruşlarıyla tarihe geçmişlerdir. İmam-ı Âzam, Mevlana, İmam-ı Rabbani, Bediüzzaman bu âlimlere en güzel örneklerdir.

Kısacası gücün zâlimleştirdiği insanlar ve onlara direnen kitleye önderlik eden âlimlerin kavgası verilmiştir tarih boyunca. Âlimin zulmettiği hiç vâki değilken, tersi sürekli yaşanmıştır. Âlimler, rakiplerini hiç hapse atmamışlardır. Sürgün etmemişlerdir. Gurbet yaşatmamışlardır. Zâlimler ise bu saydıklarımın en katmerlisi yapmışlardır.

Bugün ülkemiz merkezli dünya sathına yayılan kavganın sebeplerini ve sonuçlarını araştırırsanız, âlimler ve zâlimler arasında verilen mücadelenin 21. asır versiyonunu seyrettiğimizi görürüz. Nitekim tarihî olayları iyi tahlil ederseniz, bu kavganın sonucunun nasıl olacağını kestirmek zor olmasa gerek.

29.08.2016 12:33