TAKİP ET

Vicdan ve ar

Hükümet sözcüsü Numan Kurtulmuş, yıllardır yakından izlediğim, uzun zaman saygı duyduğum muhafazakâr politikacılardan biri idi.

AKP içerisinde hâlâ saygı duyduğum, tanıdığım, hatta sempati duyduğum, bu günlerde anlamakta zorlandığım politikacılar var. Kurtulmuş ile yollarımız hiç kesişmedi. Kurtulmuş’un Saadet Partisi ve ayrıldıktan sonraki yıllarda çevre konusundaki hassasiyeti, sosyal meseleye verdiği önem gözümden kaçmamış, bana uzak bir politik dünyası olan bu politikacıya saygı duymuştum. Vicdan sahibi bir insan görüyordum siyasi duruşunda. Bu günlerde hayal kırıklığı yaşıyorum. Bakın ne diyor:

“Biz Türkiye’de hiçbir basın mensubunun tutuklanarak yargılanmasını istemeyiz. Aslolan bu anlamda basın mensuplarının tutuksuz yargılanmalarıdır. Ancak biz yürütme tarafıyız, yargı tarafı tamamen bağımsız olarak işliyor. Dündar’ın ve Gül’ün gazeteci olmaları ayrı bir vasıftır ama gazeteci de siyasetçi de herhangi bir şekilde bir suçla ilişkilendirilebilir.”

Bu cümleleri okuduğumda gayri ihtiyari acı bir tebessüm kapladı yüzümü. Kelime, virgül ve noktaları ile 90’lı yıllarda Brüksel’e gelen, Leyla Zana gibi Kürt meselesini dillendiren politikacılar, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Tayyip Erdoğan, Yaşar Kemal gibi yazarlara karşı süren davalar, hapiste yatan gazeteciler gündeme geldiğinde işitirdik bu cümleleri. Devamlı tebessüm kaynağı olmuştu. Söylediklerine inanmayan CHP, ANAP, DYP’li politikacıları sıkıştıkları köşede rencide etmemek için, “yargı bağımsız” tezi üzerine gidilmez tebessüm konusu olurdu. Erdal İnönü, İsmail Cem, Bülent Akarcalı gibi saygın politikacılar zavallı durumdaydı. Biliyorlardı ki yargı bağımsız değildi ve sadece uygulanan baskı ve devlet politikasının, vesayetin bir enstrümanı idi. Nasıl o zaman Tayyip Erdoğan Diyarbakır cumhuriyet savcısının suç unsuru görmemesi üzerine, dosyası İstanbul’a kaydırılarak, cezalandırıldı ise Can Dündar, Ekrem Dumanlı, Hidayet Karaca ve daha birçok gazeteci “sulh” hakimleri tarafından yargılanıyor bugün. Yargı bağımsız mı? Değil. Yargı 90’lı yıllarda bağımsız olmadığı gibi, bugün de değil. AB ilerleme raporu, Avrupa Konseyi raporları ve binlerce AİHM kararı çok açık söylüyor bağımsız olmadığını.

Yine 90’lı yıllarda olduğu gibi, bugün de bakan konumunda olan İsmail Cem gibi politikacıların denetiminde değil yargı. Yargı 90’lı yıllarda dilimizde “derin devlet” veya “asker vesayeti” gibi terimlerle adlandırılan bir iradenin emrinde idi. Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri ve ekibi ile bazen görünür olan bu “irade” hiçbir siyasi veya hukuki denetime tabi olmadı, ama son karar mercii idi. Seçilen, “iktidarda” olan siyasi partiler, politikacılar bu gerçeğin gölgesinde zavallı idiler. Dürüst, vicdan sahibi olanlar, 90’lı yıllarda Leyla Zana, Ahmet Türk, Erdoğan gibi politikacılar hapse atıldığında, ellerinden bir şey gelmediği için üzüldüklerini paylaşırlardı. Zavallı idiler, ama vicdan ve ar duyguları onları insani kılıyordu.

Numan Kurtulmuş’un cümlelerini okuduğumda yasaklanan Refah, Fazilet ve yasaklanmaktan bir oyla kurtulan AKP’de olan bu politikacının vicdan olgusundan bihaber olduğunu gördüm. Üzgünüm diyen 90’lı yılların politikacıları kadar hassas olamadığını, parçası olduğu baskı rejimini “yargı bağımsızlığı” yalanı ile savunduğunu izledim. Üzüldüm.

Numan Kurtulmuş, Can Dündar’ın cumhurbaşkanı tarafından doğrudan tehdit edildiğini bilmiyor mu? Biliyor. Hidayet Karaca, Ekrem Dumanlı, Bülent Keneş’in “cadı avı” hedefi olduğunu görmüyor mu? Görüyor. Bu insanların Türkiye basınının en üst düzey sorumlusu oldukları için hedef alındığının farkında değil mi? Tabii farkında. Ama biz “yürütmeyiz” diyor, yargı değil. Peki yasama nerede? Şayet Türkiye on yıllarca sadece ekonomide değil, demokrasi ve inanç özgürlüğü dahil, temel hakların hürce yaşanmasında geri kaldıysa bu korkak, Hipokrat politika yüzündendir. Türkiye 90’lı yıllarda “asker vesayeti”, bugün “Saray vesayeti” ile despotizm kalıntısı bir baskı rejimi yaşıyor. Tek fark, 90’lı yıllarda politikacıların önemli bir bölümü “çaresizliklerini”, üzüntülerini paylaşacak kadar vicdan ve ar sahibi idiler.

06.12.2015 05:52