TAKİP ET

Terörle mücadele ve vize meselesi

Biliyorsunuz geçen yaz sahillerimizden Yunanistan adalarına sığınmacı akımı ve sahile vuran çocuk cesetleri TV ekranlarında idi. Sorun çözülmüş değil, şimdi de Libya kıyıları gündemde.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ‘yönetilir’ bir sığınma politikası üzerinde anlaştı. Yunanistan adalarına sığınmacı akını durdu. Türkiye’nin işbirliğine karşılık AB mali yardımın yanında Schengen bölgesine vize muafiyetini sundu.

AB Komisyonu 4 Mayıs tarihli raporu ile Türkiye’nin toplam 72 kriterden 67’sini yerine getirdiğini tespit ettikten sonra, Avrupa Parlamentosu ve Konsey’e vize muafiyeti için yeşil ışık yaktı. Bu karar günü Ankara karıştı. Saray için bardağı taşıran son damla olduğunu sandığımız AB-Davutoğlu ilişkisi hükümet krizine dönüştü. İki gün sonra

6 Mayıs Eyüp çıkışı ile Erdoğan rahatsızlığını dışa vurdu. “Biz yolumuza gidiyoruz, siz de yolunuza gidin. Kiminle anlaşabiliyorsan onla anlaş.” diyen Erdoğan, vizeyi çıkmaza soktu. Bunun üzerine Avrupa Parlamentosu raporu gündemine almaktan vazgeçti. Alsaydı da zaten çoğunluk yoktu.

Avrupa ile vize muafiyeti milyonlarca insanın AB ile Türkiye arasında, iki yönlü seyahat serbestisi anlamına geliyor. Terör, uyuşturucu, insan, organ ticareti gibi suç örgütleri de bu açılımdan yararlanacak. Sadece AB için değil, Türkiye’nin güvenliği için de işbirliği ve istihbarat hayati önem taşıyor.

Aslında sorun “terör” değil; Türkiye’nin de imzasını taşıyan uluslararası anlaşmalar ve temel haklar. Türkiye’de terörün tanımı konusunda ve terörle mücadelede sapla saman birbirine karışmış durumda. AB on yıldır “terör” ve terörle mücadele konusunda Ankara ile ortak dil arayışında. Diğer kriterler de Erdoğan’ı rahatsız ediyor. Yolsuzlukla mücadele ve şeffaflık kriteri nasırına basıyor. Kişisel verilerin korunması devletin fişleme kültürünü sorguluyor. Erdoğan’ın bu konulara niçin değinmediği malum. Terör meselesi tek sorun olsa ciddiye alınırdı. Diğer dört kriterin terörle ilgisi de yok, neden ayak sürüyor?

Terör Avrupa’da da kol geziyor. İnsanlar Paris, Londra, Brüksel, Madrid’de dehşet içinde. Korkuyorlar. Terörle mücadele ana gündem maddesi. AB ülkelerini teröre kayıtsızlıkla suçlamak sadece haksız değil, çirkin.

Avrupa Birliği yıllardır Ankara’yı terörle mücadelede işbirliği için sıkıştırıyor. Bu yüzden vize kriterlerinden biri de Avrupa Polis Teşkilatı EUROPOL ile işbirliği. EUROPOL, AB düzeyinde en önemli polis teşkilatı ve bilgi merkezi. Üye ülkelerin yanında ABD’nin de “ortak” olduğu bir işbirliği platformu. Türkiye on yıldır süren üyelik müzakerelerine rağmen bu kurumda yok.

Türkiye terörle mücadelede mesafe almak istiyorsa bu istihbarat ağı içerisinde olmak zorunda. Ama yıllardır süren müzakerelere rağmen “terör” konusunda ortak bir dil henüz yakalanmış değil. Siz Erdoğan’ın polemiğine, Bozdağ’ın “bilgisizliğine” kulak asmayın. Adalet Bakanlığı yıllardır Brüksel ile bu konu üzerine çalışıyor ve ne yapılması gerektiğini de gayet iyi biliyor. Çekmeceler çözüm önerileri ile dolu. Sorun siyasi irade yokluğundan kaynaklanıyor. Türkiye’de temel haklar ayaklar altında. Gazeteciler, hükümeti eleştiren akademisyenler, Cemaat mensupları, hayır kurumları, iş adamları, polisler, hakimler ve savcılar terör suçlaması ile tutuklu, yargılanıyor. Terörle mücadele adı altında bir baskı rejimi ve cadı avı söz konusu. AB ile dil farkı da buradan kaynaklanıyor.

Farkında mısınız bilmiyorum; tarihi diyebileceğimiz bir yol ayrımındayız. Karar vize üzerine değil sadece, Türkiye’nin geleceği üzerine. Hukuk devleti ile lider güdümlü muz cumhuriyeti arasında bir seçim var masada. Trenin Şangay’a mı Brüksel’e mi kalkacağını vize meselesi ile izleyeceğiz.

29.05.2016 16:58