TAKİP ET

Terörle mücadele ve AB süreci

Sultanahmet Meydanı’nda ölen Almanya vatandaşları veya Paris katliamının Brüksel’de planlanmış olması terörle mücadelenin artık “milli” sınırlar kapsamında mümkün olmadığını tüm çıplaklığı ile gözler önüne serdi.

Fransa güvenlik güçlerinin Brüksel’deki eylem hazırlıklarını, Belçika güvenlik güçlerinin Paris planlarını fark etmesi kolay değildi. Almanya’yı Sultanahmet’te, Rusya’yı Mısır’da vurabiliyor terör. Bu yüzden güvenlik güçleri arasındaki bilgi akışı hayati önem kazanıyor. Bu basit mantık ve bilinç tüm başkentlerde etkin bir olgu olsa da, bilgi akışı ve işbirliğinde hâlâ 19. yüzyıl milli devlet refleksleri hakim. Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerinde bu refleksi bire bir yaşamak mümkün. Türkiye’nin IŞİD, El-Kaide gibi dünya barışını tehdit eden terör örgütlerine karşı önemli coğrafi ve politik konumu göz önüne alındığında, bu güvenlik zaafı affedilir değil. Bu gerçek ne yazık ki sadece AB-Türkiye ilişkileri ile sınırlı değil. AB üyesi ülkeler arasında da işbirliği sanıldığı kadar derin ve optimal değil.

AB tarihine son 30 yıldır damgasını vuran, mal, para, hizmet ve bireylerin serbest dolaşımını gerçekleştiren en önemli gelişme Türkiye’de Schengen Anlaşması ile görünür oldu. İç sınırlarda kontrollerin kalkması ile doğan güvenlik zafiyetini AB üyesi ülkeler dış sınırlarda kontrolleri artırarak sağlamaya çalıştı. Bu yüzden Schengen Anlaşması kapsamında sıkı kurallara bağlı katı bir vize politikası uygulamaya konuldu. Schengen Anlaşması’nın en önemli dayanağı Schengen Bilgi Merkezi (Schengen Information System-SIS) devreye sokuldu. Üye ülkelerin verileri ile beslenen Strasbourg konumlu bu sistem sınır güvenliğinin en önemli dayanağı. SIS sadece üye ülkelerin verilerine dayalı çalıştığı, veri toplama, değerlendirme, analiz yeteneği olmadığı için devasa kapasitesine rağmen “zeki” bir sistem sayılmaz. SIS üye ülkelerde bulunan sistemlerin “zekası” tarafından yönlendirilen bir dev. Çok kulaklı, 28 gözlü, ama küçük beyinli bir merkez.

SIS’in bu anatomik sorununu gören AB ülkeleri Den Haag’da güvenlik güçlerinin sıkı işbirliği içerisinde olduğu yeni bir güvenlik birimi “EUROPOL”u  kurdular. EUROPOL üye ülkelerin güvenlik ve polis teşkilatlarının bir çatı altında buluştuğu, sıkı bir bilgi akımını sağlayacak bir güvenlik organı olarak tasarlandı. Teorik olarak ideal bir yapı. Fransa, Almanya, İsveç vs. polisleri yan yana bulunan bürolarda, sadece bilgisayarla değil, kantinde de birlikteler. Bilgi akımı ve değerlendirmesi doğrudan, “yanlış anlamaları” yıldırım hızı ile çözmek için ideal bir yapılanma. Ama AB içerisinde güvenlik zaafı (Türkiye’de güvenlik zaafı biliyorsunuz yok) ortadan kalkmış değil. Paris saldırısı öncesi Belçika ve Almanya’da izlenen birçok veri doğru değerlendirilse, olay büyük bir ihtimalle engellenebilirdi.

Her neyse, EUROPOL “zeki” bir merkez olarak planlandığı için, sadece üye ülkelerin beslediği bir bilgi merkezi olmaktan ibaret değil. Üye ülkeler, ABD gibi “ortak” üyeler ile AB dışı bilgilere de açık sistemin analiz yeteneği de var. Teorik olarak EUROPOL 28 üye ve diğer kaynaklar tarafından beslendiği için “üstün zeka” olması ve üye ülkeler tarafından derinlemesine kullanılması gerekir. Durum ne yazık ki böyle değil. Yıllardır süren çalışmalara rağmen EUROPOL, Paris, Berlin, Stockholm, Londra bilgi merkezleri kadar “zengin” ve bu merkezlerden daha “zeki” değil. Zira EUROPOL başkentlerdeki kaynaklara doğrudan giremiyor. Başkentlerin verdiği, daha doğrusu verme lütfunu gösterdiği bilgiler ile çalışmak zorunda. Dil meselesi gibi diğer sorunlar da var. Kurumsal olarak da altyapı, kültür farkı da var.

Tüm bu çocuk hastalıklarına rağmen EUROPOL önemli bir kurum ve Türkiye uzun zamandır “ortak” üye olarak Den Haag’ta olmalı idi. Mümkün değil, çünkü Türkiye ile “dil” sorunu oldukça derin. “Terör” kelimesini Ankara çok farklı okuyor. Ankara’da IŞİD, PKK, DHKP-C, Can Dündar, “Haşhaşiler” veya bir bildiri yayınlayan hocaları da aynı “terör” sepetine konuyor. Ankara’nın kafası karışık olduğu, sapla samanı ayıramadığı sürece terörle mücadelede de özgül ağırlığı hissedilmez olur.

07.02.2016 09:29