TAKİP ET

Suriyelilere vatandaşlık meselesi ve CHP

Erdoğan alıştığımız gibi, anlatma, açıklama veya program gibi konulara değinmeden, Suriyeli sığınmacılara vatandaşlık verileceğini ilan etti. Bir başbakan (var mı?), muhalefeti ile TBMM için bu oldu bitti diktası hoş bir şey değil. Fikrin amacı ve kaynağı mide bulandırıcı olmasına rağmen Suriyelilere vatandaşlık fikri doğru bir fikir.

Erdoğan’ın açıklamayı Kilis’te, Suriyelilerin yerli vatandaşlardan fazla olduğu bir şehirde yapmış olması, oy peşinde ve sığınmacıları iktidar aracı olarak gördüğünü söylüyor. Buna rağmen veya bu yüzden sığınmacılara vatandaşlık fikri yanlış değil.

Erdoğan’ın doğru şeyleri kullanma, iktidar aracına dönüştürme hünerini çok yaşadık. “Sivil Anayasa” girişimi ile başlayıp, despotizmin kurumu “başkanlık” ile bitirmesi gibi. Veya AB üyeliği ile oy toplayıp, Batı düşmanı kesilmesi gibi. Veya ‘çözüm süreci’ ile Kürt oyları devşirip, Güney doğuyu ateşe vermesi gibi. Uzatmayalım, umut sömürüsünde Erdoğan usta, üstüne yok.

Tüm bu hayal kırıklıkları, sivil bir anayasa fikrini, AB sürecinin ülke için önemini veya çözüm sürecini gündemden kaldırmıyor. Sadece şu gerçek artık oldukça berrak: Türkiye’de barış ve dirlik için gerekli bu süreçler Erdoğan ile mümkün değil. Şantiye başlatmakta usta, bina yapamıyor. Bu iyice anlaşıldı.

Her halde bu yüzden Erdoğan artık milliyetçi veya sığınmacı oylar peşinde. Onun bu amacı veya Erdoğan ismi bizi Suriyeli sığınmacılar konusunda sağduyulu düşünmekten alıkoymamalı. Çünkü sığınmacılar politikası kısa oy hesaplarına bırakılmayacak kadar ciddi ve köklü bir sorun. Soğukkanlı düşünülmesi gereken bir mesele.

Türkiye’de bugün 2,7 milyon sığınmacı olduğu söyleniyor. Bu rakam daha yüksek olabilir. Suriye’de iç savaş sürerse, rakamın 4 milyona ulaşma ihtimali yüksek. Ezici çoğunluğu 35 yaş altı, yüzde 40 gibi bir bölümü 15 yaş altı bir sosyal gurup var karşımızda. Suriye’de savaş sürerse, ki öyle görünüyor, önemli bir bölümü dönemez artık. Türkiye’ye 12 yaşında gelmiş, 20 yaşında bir gence “Sen Suriyelisin, ülkene dön!” diyemeyiz. Desek de bir şey değişmez. Dönmez, dönemez. O artık bu ülkenin bir parçası, Suriye’ye yabancı. Ama bu genci topluma kazandırmak ve ona gelecek vermek zorundayız. “Sığınmacılar” diye kalıcı bir sosyal gurup oluşturmak, kendi elimizle sosyal, politik bataklık üretmek anlamına gelir. Unutmayalım ki Taliban, Pakistan’daki Afgan kamplarında doğdu büyüdü.

Bu yüzden bu çocukları kazanma zamanı. Türkiye’de kalmaya karar veren Suriyelilere vatandaşlık perspektifi vermek, vatandaş olmaları için şartların ne olduğunu bilmelerini sağlamak zorundayız. Türkiye’nin kanun, Anayasa ve toplumsal düzenini içselleştirmiş olmaları, dil öğrenmek için angaje olmaları, ekonomik ve sosyal yaşama uyum sağlamaları halinde, vatandaş olabilmeliler.

Türkiye halkı sığınmacılara karşı sağduyu sergiledi. Avrupa’ya baktığımızda bir gurur kaynağı bu gerçek. Ama Suriyelileri kazanmak için bir adım daha atmak zorundayız. Sığınmacıları ve çocuklarını, eğitim sistemimize ve ekonomiye kazandırmak, sosyal haklardan mahrum bırakmamak zorundayız.

Ana muhalefet partisi CHP’nin bu konudaki tutumu belirleyici olacak. Erdoğan’a kızıp, doğru yoldan şaşmak hata olur. Erdoğan samimi değil. Olsaydı, Suriyelilere çalışma iznini AB’nin baskısı ve maddi desteğini beklemeden verirdi. Vatandaşlık teklif ettiği Suriyelilere çalışma iznini niçin yıllarca esirgedi dersiniz?

Ayrıca Suriyelilerin Erdoğan için oy deposu olacağını nereden biliyorsunuz? Almanya’da Yeşiller ve Sosyal demokratlar Türklere neden çifte vatandaşlık verilsin diye mücadele verdi sanıyorsunuz? Oyları için değil, kalıcı oldukları, ülkelerinin dirliği, adil olduğu için.

07.07.2016 16:55