TAKİP ET

Sığınmacılar ve AB’nin Türkiye sorunu

Aylardır tüm Avrupa sığınmacılar üzerine haberler ile yatıp kalkıyor.

Başkentler ve Brüksel “çözüm” arayışında. Schengen ile örülmüş kale duvarları Suriye felaketi karşısında dayanamıyor, çöküyor. Canını, çocuğunun geleceğini kurtarmak için insanlar, ölümü göze almış, kaçıyor. Avrupa’yı kurtuluş olarak görüyorlar; haksız değiller. Aslında tüm Avrupa değil. Hedefleri Almanya, Fransa, İsveç, İngiltere. Macaristan veya Yunanistan değil, insan muamelesi görecekleri bir yer. Seçmek lüksleri yok, Ürdün, Lübnan ve Türkiye’ye sığınmışlar.

Geçen salı AB içişleri bakanları, çarşamba da AB olağanüstü zirvesi mülteciler konusuna eğildi. İlginç görüntülere şahit olduk. Doğu Avrupa üyesi ülkeler ikna edilemediği için, Konsey Yunanistan ve İtalya’da bulunan 120 bin sığınmacının dağıtımı için çoğunluk kararı almak zorunda kaldı. Kutsal konsensüs prensibi dama atıldı. Bu karar Polonya ikna edilerek mümkün oldu. Verilen ödül ağır, AB Komisyonu’nun sığınmacıları dağıtmak için geliştirdiği formül gündemden düştü. Artık her sığınmacı akınında benzer tartışma ve kararlara şahit olacağız. AB politikası, dayanışma kuralları yok.

Bir gün sonra liderler buluştu. Hayır, Brüksel günlerdir süren kavganın yeni bir sahnesi olmadı. Macaristan Başbakanı Orban, Münih’te mola vermiş, Bayan Merkel’in kardeş partisi CSU tarafından ağırlanmıştı. Berlin’e mesaj. Almanya’yı “ahlak emperyalizmi” yapmakla suçlamıştı. Çelişkilerin derinliği Fransa Cumhurbaşkanı Hollande’ın Orban’ın tutumu üzerine gelen soruya cevabında oldukça berraktı. Hollande “AB değerler birliğidir.” diyerek meselenin özüne parmak basmakla kalmadı, “Bu değerleri paylaşmayanlar, masada yerini almasın.” diyerek bir nevi kapı gösterdi diyebiliriz.

Her neyse, tabii kimse zirvenin bir skandal buluşması olmasını istemediği için, ortak bir açıklama “deklarasyon” yayınlandı. Karar veya bağlayıcı bir sonuç bildirisi değil, “deklarasyon”. Yunanistan ve İtalya’da sığınmacıları karşılayacak “acil kayıt merkezi” (Hot Spots) diyebileceğimiz bir yapılanma yanında, tek yeni şey, Suriye’nin komşularına yardım kararı. Diğer tüm kararlar, bilinen ve her toplantıda tekrarlanan Schengen ve Dublin anlaşmalarının gerekleri. Yani sınırlar sığınmacılara, affedersiniz, “insan tüccarlarına” karşı nasıl korunur.

Tüm bu çelişkiler içerisinde olayı doğru okuyan ve belki bu yüzden “emperyalist” olmakla suçlanan Bayan Merkel gerçeği var. Bayan Merkel ve genel olarak Almanya kamuoyu sadece kapılarını sığınmacılara açmakla kalmıyor, sorunun sadece bir Avrupa sorunu olmadığını, küresel boyutunu vurguluyor. Sorun Suriye’de, sığınmacılar bu sorunun tabii bir sonucu. Bayan Merkel ikinci bir mesaj da verdi son günlerde. Anahtarın Türkiye’de olduğunu vurguladı. Haksız değil.

Yine çarşamba günü Brüksel’de bulunan Kılıçdaroğlu, Türkiye’de 2 milyon 375 bin Suriyeli sığınmacının olduğunu ve Batılı dostların “Sorun yaşamıyor musunuz?” diye sorduğunu anlattı. “Yaşamaz olur muyuz. Hükümeti muhalefeti ile dört yıldır her gün artan sığınmacı akını, bir insanlık dramı ile karşı karşıyayız. Sosyal, ekonomik sonuçlarını yönetmeye çalışıyoruz. Kolay değil, çocuklar geliyor. Eğitim, sağlık sorunları var.” dedi. Sonra Avrupalılar birkaç bin sığınmacı kapılarına dayanıncaya kadar iki milyon sığınmacıyı görmek istemedi diye sitem etti. Üyelik müzakerelerinin tıkanmış olmasından duyduğu rahatsızlığı dillendirdi.

AB’nin ne kadar kendi içine kapanık ve dünyadan kopuk olduğunu yine bu zirvede yaşadık. Suriye sığınmacıları konusunda en büyük yükü taşıyan, Merkel’in “anahtar” dediği ülke Türkiye, masada değildi. AB ile üyelik müzakereleri yürüten, Suriye ile 900 km sınırı olmasına, bu meselede ana aktörlerden biri olmasına rağmen, zirvede yoktu. Masada oturan tüm liderler bunun bilincinde olmasına rağmen, Doğu Avrupa ülkelerinin adaylık sürecinde sık yaşadığımız, aday ülkeleri davet etme geleneği kimsenin aklına gelmemişti. Daha doğrusu kimse Ankara’yı da aramıza alalım deme cesaretini gösterememişti. Ne dersiniz, kurumsal olanaklarını kullanmaktan aciz bir AB’den küresel çözümlere katkı beklemek aşırı iyimserlik olur, değil mi?

27.09.2015 10:24