TAKİP ET

Sığınmacıları kazanmak

Brüksel’de EPC’nin (European Policy Center) düzenlediği “sığınmacıların entegrasyonu” meselesine eğilen toplantıdayım.

Küçük grupların buluştuğu bu tür toplantıdan eser yok. Salon tıklım tıklım. AB kurumları, üye ülke temsilcileri, kiliseler, sendikalar ve önemli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri salonda. Avrupa sığınmacılar sorununu tartışıyor. Türkiye’de “ahlak” soruşturması ile karşı karşıya olan Avrupa sadece sorunu değil, çözümleri de tartışıyor.

Her konuda olduğu gibi sığınmacılar meselesinde de tek “Avrupa” yok. Sığınmacıları istemeyen, kaldıkları binaları kundaklayan ırkçılar da var Avrupa’da. Polonya, Macaristan hükümetleri gibi yüz kızartıcı politik tavırlar da var. Ama, sığınmacılara kucak açan, tren istasyonlarında sıcak çorba, giyecek ve çocuk oyuncakları ile karşılayan bir Avrupa da var. Çok daha önemlisi; milyonlarca Suriye, Afganistan gibi ülkelerden kaçan insanı topluma nasıl kazandırırız, entegrasyonlarını nasıl sağlarız sorusuna eğilen insanlar da var. Salondalar ve derinlemesine tartışıyorlar.

Rakamlar küçük değil. Almanya 2015 yılında 1 milyona yakın sığınmacı kabul etmiş. Ocak 2016 rakamının 80 bin civarında olduğunu öğreniyoruz. Türkiye ile yapılan anlaşma ile sayının biraz da olsa azalacağını varsaysalar da, bu yıl yine 1 milyona yakın sığınmacı bekleniyor. Şehirler, çözümü kolay olmayan birçok sorunla karşı karşıya. Konut sorunu en acil ve en büyük sorunlardan biri. Zaten sınırlı konut kapasitesi yüz binlerce yeni talebi karşılayacak durumda değil. Kaynak yaratılsa bile, kısa zamanda yapmak mümkün değil. Entegrasyon, topluma kazandırmanın ana sorunu iş ve ekonomi meselesi, masada. Sığınmacıları konut sorunu olmayan, ama iş bulma şansları da olmayan bölgelere yerleştirmenin anlamı olmadığı için, “yerleştirme” politikası çok boyutlu.

Suriyeli sığınmacılar kim ve geri dönerler mi sorusu irdeleniyor. Almanya iş ve işçi bulma kurumundan bir konuşmacı bu konuya ilginç bir boyutu ile eğiliyor. “Bosna’dan kaçan sığınmacıların %75’i kriz sonrası geri döndü.” diyor. Aynı şeyi Suriye ile yaşar mıyız? Sanmıyor. Suriye krizinin ne kadar süreceği meçhul olduğu gibi, “çözümün” de ne getireceği meçhul. Gelenlerin profili bu konuya ışık tutucu veriler içeriyor. Almanya’da kayda giren sığınmacıların nerede ise %80’i 35 yaş altı bir sosyal grup. Yaş ortalaması 25 olanlar %50 civarında. Genç bir nesil, topluma uyum sağlamaları çok daha kolay. Kadınların oranı oldukça düşük, %30 civarında. Bu insanların İsveç veya Almanya’da tartışıldığı gibi bir gün geri dönmesini beklemek pek gerçekçi değil. Bu sorun belirleyici de değil, diyor konuşmacı. Dönüp dönmeleri entegrasyon politikamız açısından önemli değil. Kalırlarsa eğitim, meslek ve çalışma hayatına kazanmamız bir zorunluluk, toplumsal barışın gereği diyor ve ekliyor. Dönerlerse elleri boş dönmemiş, meslek, tecrübe ve dil kazanmış olurlar. Olumlu baktıkları bir Almanya da verebilirsek, dönenlerin ekonomik getirisi de olur diye ekliyor ve gülüyor.

Türkiye’de durum biraz daha farklı. Türkiye’de bulunan, 2,5 milyon civarında sığınmacının profili Avrupa yollarına düşenlerle örtüşmüyor. Kadınlar ve çocuklar çoğunlukta, yaşlılar da var. Bu yüzden Türkiye’nin entegrasyon politikası da bu gerçeklere göre şekillenmeli. Özellikle çocuklar üzerinde durmak zorundayız. Çocukların dil öğrenme yetenekleri daha yüksek olduğu gibi, meslek edinme ve eğitim almaları da daha kolay. Almanya’ya sığınan genç sığınmacılar bile meslek eğitimine sıcak bakmıyor diyor uzmanlar. Para kazanmak istiyorlar. İnsan tüccarlarına ödedikleri, çoğu borç parayı ödemek zorunda olmaları gerekçelerden biri. Türkiye’de bulunan çocuklarda bu sorun yok. Eğitimlerine harcanacak her kuruş, altın değerinde. Türkiye’de kalırlarsa toplumsal uyumlarını kolaylaştırıcı bir etken olur. Dönerlerse Suriye’nin kalkınması için bir altyapı.

Önümüzdeki pazartesi planlanan ikinci AB-Türkiye zirvesi, sorunun bu boyutuna eğilir mi bilmiyoruz. Her halde bir kez daha harabeye dönmüş Schengen kale duvarları gündemdir. Türkiye milyonları sığınmaya zorlayan sorunlar ile olayın insanî boyutunu gündeme taşırsa, sığınmacılar da, Türkiye de kazanır.

03.03.2016 15:51