TAKİP ET

‘Paralel’ beni de dinlemiş!

Şaka değil. Bir arkadaşım, “Seni de dinlemişler.” dediğinde doğrusu pek şaşırmamıştım.

“Polis mi, istihbarat mı?” diye sormuş, nereden bildiğini merak etmiştim. “Polis filan değil, Gülenciler dinlemiş seni.” dediğinde de gülmüş, bu zevksiz şakayı geçiştirmek istemiştim. Zaman’da düzenli yazmaya başladığımdan beri, mahallemde şu veya bu şekilde takılan çok arkadaşım var. “Çift yeşil”, yani çevreci ve İslamcı diyenler oluyor. Sol, Yeşil, laik mahallede Zaman yazarı olmak kolay değil. İnce bir sitem ve eleştiri ile Radikal, Cumhuriyet veya Taraf’ta yazmam gerektiğini düşünüyorlar. Zaman karşı mahalleden. Şüpheyle bakıyorlar. Cemaatin ‘cadı avı’na uğraması bile bu mesafeyi etkilememiş. Tarihin vadileri derin.

Her neyse, yolumuzu kaybetmeden dinleme meselesine dönelim. Arkadaşım Akşam gazetesinde yayımlanan bir haber ile masaya döndü. Gazetenin 29 Ekim 2015 tarihinde “Polis imamı hazırladı, Pensilvanya onayladı” başlığıyla verdiği haberde gerçekten ismim geçiyordu. Haber alışılmış Havuz medyası uydurması da değil. “22 Temmuz ‘Yasadışı dinleme’ soruşturması kapsamında hazırlanan iddianamede şok detaylar” alt başlığı ile veriliyordu. Savcıların kaleminden. Gerçi son yıllarda iddianameler Havuz medyasını aratmıyor ya; yine de aynı şey değil. Savcı “dinlendi” diyorsa, dayandığı bir belge vardır.

Buna rağmen haber Havuz medyası gazeteciliğinin hakkını veriyor. Cemaat okullarına çocuk devşirerek “örgütle ilişkiye” geçtiğini söyleyen bir polis memurundan, “niçin cumaya gitmediklerini, oruç tutmadıklarını” okuyoruz. Şarap, esrar içtikleri iddiası eksik sadece. Cemaat üzerine bilmediğiniz, hayal bile edemeyeceğiniz bilgilere ulaşmış savcılar. “TÜBİTAK’a kanca atmışlar” ara başlığından sonra “Akillere de telekulak!” başlığı altında dinlenenler arasında benim de ismim var. Gerçi “sivil anayasa” gibi, “akil” kelimesi de kullanıldı ve değersizleştirildi ya; yine de önemli.

 “Akil Adamlar Marmara Genel Sekreteri Doç. Dr. Yakup Levent Korkut, Marmara Başkan Vekili Prof. Dr. Mithat Sancar, MİT Müsteşarı eski Yardımcısı Cevat Öneş, HRW Türkiye Raportörü Emma Sinclair-Webb, Avrupa Komisyonu’nun Türkiye eski temsilcisi Marc Pierini, AP Yeşiller Grubu Danışmanı Ali Yurttagül…”

Selam Tevhit Kumpas iddianamesi kapsamında ortaya çıkan, dinlenen bu isimler yabancı değil. Önemli bir bölümünü tanıdığım bu insanlarla ortak yanımız insan hakları meselesinde oldukça hassas olmamız gibi bir de uluslararası kurumlarda çalışıyor olmamız. Gerçi çalışmalarımız, raporlarımız, ilişkilerimiz ana hatları ile bilinmiyor değil. Ama polisin bizi daha yakından izlediğini, büyük bir ihtimalle dinlediğini düşünüyorduk. Yine de bazı detayları merak etmiyor değilim. Savcı bey benim gibi mağdurları bilgilendirse fena olmaz.

Avrupa Parlamentosu’nda çalıştığım bu yıllarda, Turkcell numaramı sadece Türkiye seyahatleri sırasında kullanıyor, Brüksel dönüşü kapatıyordum. Bu numaranın teknik olarak dinlenmesi Türkiye’de kolay. Ama “hassas” konuşmaların tümü Parlamento hattından gerçekleşiyordu. Parlamento numaram da dinlenmiş olabilir mi? Bu teknik olarak mümkün mü? Her an devrede olan, görünmeyen binlerce telefon hattından birini kullanıyordum. Bu konu sadece savcı için değil, AB kurumları için de ilginç bir detay.

Ama artık rahat sayılırım. Mayıs 2014 tarihinde Avrupa Parlamentosu’ndan ayrıldım. Güvenlik güçleri içerisinde benim gibileri dinleme alışkanlığı olan ‘paralel’ polisler de yok artık. Yıllardır Zaman Gazetesi’ne yazmama rağmen beni dinlemiş bu geri zekâlılar. Artık rahat uyuyabilirim. Zaman’da köşe yazarı olduğum için cadı avı kapsamında dinlemeye alınmış olabilirim diye düşünüyordum. Ben de ne kadar safmışım. Meğer dinleyenler paralelmiş. Temel insan haklarına derin saygı ile tanınan güvenlik güçlerimiz “telekulak” olur mu hiç? Yargı bağımsızlığının kutsal olduğu ülkemizde beni dinlemek için artık hâkim de bulamazlar. Değil mi?

Be adamlar paralel safsatası, savcısı, havuzu ile kendinizi deşifre, rezil ettiğinizin farkında değil misiniz? Yazık bu ülkeye, çok yazık.

04.02.2016 07:26