TAKİP ET

Meclis Zamanı

Seçimler bir kez daha, 2002, 2007’de yaşadığımız gibi, demokrasinin nimetlerini tattırdı. Ülke rahatladı, nefes aldı.

Seçmen gerilime, cadı avına, kutuplaşmaya, şiddete, nefret söylemine, yolsuzluğa, israfa hayır dedi. Seçmen bir şeye daha hayır dedi. Rahat bir meclis çoğunluğunu bile yetersiz bulan, “Başkanlık” adı altında mutlakıyet arayışındaki bir politikacıya hayır dedi. Seçmen Erdoğan’a, yıllardır işaret etmekten yorulmadığı, tek demokrasi mekânı olarak gördüğü yerde, sandıkta “hayır” dedi. Seçmen Ak Saray külliyesi ile israf abidesine dönüşen “Sultanlık rüyalarına” (Le Monde 8/6/2015), “böcek sorunu olan mutlak hünkara” (Süddeutsche Zeitung 8/6/2015) hayır dedi. Erdoğan, Gezi sonrası nefret söylemi ile ülkeyi gerdiği günlerde “Sus Allah aşkına” diyen Yeni Şafak yazarına kulak verse, anlasa AKP iktidarı yitirmezdi. Bu yazarın işine son verdirmez, Gezi olaylarının arkasındaki sosyal ve siyasi mesajı anlardı. Erdoğan, yıllardır ilk defa bu seçimlerden sonra sustu. Sandıktan gelen mesajı doğru okumuş olmalı ki, ilk defa sustu. Seçim sonuçlarını uzun bir suskunluktan sonra, yazılı bir açıklama ile “yorumladı”. Yüksek katılama, hiçbir partinin hükmet çoğunluğu olmadığına vurgu yaparak, doğru yorumladı.

Türkiye seçimlerini birinci sayfadan gören ve derinlemesine yorumlayan Avrupa basınına kısa bir göz atmak, Avrupa’nın da sonuçları bizim gibi okuduğunu görmek için yeterlidir. Mutlak iktidar arayışındaki Erdoğan’ın yenilgisi olarak okuyor dünya seçimleri. Doğru okuyor. Seçmenin yolsuzlukların hasıraltı edildiği, gazetecilerin “terörist” damgası ile tutuklandığı, sağlam sütunlar üzerinde duran bir bankaya el konulduğu, biat ve korku hakimiyetine dayalı iktidara son verdiğini yazıyor gazeteler. İktidarını Türk-Kürt, muhafazakârı-laik, Alevi-Müslüman, Batı-Doğu kutuplaşmasında arayan bir politikacıya “hayır” olarak okuyor.

Artık Meclis zamanı. Seçmen ezici bir çoğunlukla siyasi partileri Meclis’e, uzlaşmaya davet etti. Diyaloğa mahkûm etti. Meclis, konuşulan yer demektir. Parlamento kelimesinin kökü konuşmaktan -“parlare” – gelir. Türkiye, konuşmaya, diyaloğa susamıştı. Seçimler kavga değil, diyaloğun önünü açtı. İlk açıklamalara kulak asmayın. Siyaset mekânına, Meclis’e geri döndü. Halk efendisine hoş görünmekten başka özelliği olmayan silik politikacılara değer vermez artık. Meclis siyasi kişilik, temsil yeteneği ile öne çıkanların mekânıdır.

AKP % 41 gibi hâlâ ülkenin en etkin siyasi partisi olmayı sürdürebilir mi, göreceğiz. Seçim sonuçlarını doğru okur, halkın gerilim değil, barış, kavga değil, uzlaşma, keyfilik değil, hukuk ve adalet arayışında olduğunu anlarsa, belki. Ama bu yetmez, AKP’yi % 50 gibi ezici bir çoğunluğa götüren başarı öyküsü, reformlar, demokrasi, hürriyet, kardeşlik, AB süreci ve sosyal adalet gibi önemli beklentiler ve umuttu. Bu umut yok artık. AKP inandırıcılığını yitirdiği için kaybetti. Tekrar kazanabilir mi, göreceğiz.

Seçmenin HDP’ye % 13 ile barajı yıktıran desteği de farklı bir mesaj içermiyor. Seçmen Kürt meselesinin sözcüsü olarak gördüğü bu partinin Meclis’te olmasını istedi. HDP’ye verilen bu desteği de kavga değil, uzlaşma, gerilim değil, barış mesajı olarak okumak doğru olur. Seçmen “Meclis zamanı” dedi ve dağdakilere de yüksek sesli bir demokrasi mesajı iletti. HDP’nin bu mesajı doğru okuduğundan şüphem yok. Kandil, İmranlı, PKK’nın Avrupa ve diğer birimleri anladı mı, göreceğiz.

Koalisyon ihtimalleri, modelleri üzerine yeteri kadar okuyorsunuz, derinleştirmeyeceğiz. Koalisyon senaryolarının gözleri TBMM’ye yönlendireceğinden, vekillerin, görüş ve siyasi tavırlarının değerleneceğinden şüpheniz olmasın. Meclis’in tekrar siyasetin mekânı olması, sadece halkın iradesinin ihyası için değil, kurumsal demokrasi ve denetim kültürünün ihyası için de bir şans. Merkez Bankası’nın bağımsızlığı, Sayıştay’ın denetim görevi, mahkemelerin tarafsızlığı, adaletin ihyası güçlü bir Meclis ile mümkün ancak. Mahkemeler üzerinden siyasetin elini çektirmek, yolsuzluk dosyalarının incelenmesi yeni Meclis’in ilk adımları olabilir. Seçim sonuçları ülkemize hayırlı olsun.

12.06.2015 09:30