TAKİP ET

Kavga

Hürriyet Gazetesi’ne bir AKP milletvekili önderliğinde taşlı sopalı baskın vahim bir olay.

Bu binada çalışan insanların 200’ü bulan taşlı sopalı güruhun kapıya dayandığı an yaşadığı korkuyu tahmin etmek zor değil. İktidar partisi AKP’den olayı kınayan veya Hürriyet’i arayıp özür dileyen bir girişim olmadığı için, iki gün sonra kamyonlarla geri gelmeleri de vahim. Bu olaydan sonra HDP Genel Merkezi’nin ateşe verilmesi, binada çalışan üç kişinin şans eseri çatıdan kaçarak kurtulması, Side’de “Kürtlerin” işyerlerinin, diğer şehirlerde yüzlerce yerin kundaklanması da tesadüf değil. Ortadoğu’da kol gezen kavga kültürünün neferleri devrede.

Taşlı sopalı güruhun Hürriyet binası önünde verdiği iki mesaj da önemli. Bir kenara yazıp hatırlamakta yarar var. Bakın AKP Milletvekili Abdurrahim Boynukalın ne diyor: “1 Kasım’daki seçimden ne çıkarsa çıksın, seni başkan yaptıracağız, seni başkan yaptıracağız, seni başkan yaptıracağız.” Mesajı sadece bu değil. Boynukalın’a göre: “HDP’nin PKK’yla, PKK’nın Zaman gazetesiyle, Zaman gazetesinin de Aydın Doğan’la hiçbir farkı kalmamıştır, hepsi birer terör örgütüdür”. Saray’ın Zaman Gazetesi’ni bir terör örgütü organı olarak algıladığını biliyorduk. Demek Doğan Grubu da terör örgütü artık. AKP dışında herkes. Mesaj bununla da bitmiyor. Boynukalın tüm bu teröristler “seçimlerden sonra defolup gidecek” diyor. Nereye, neden seçimlerden sonra, neden şimdi değil? Bilmiyoruz.

Hürriyet önünde yaşanan taşlı, sopalı “kavga” ve verilen mesajlar, AKP’nin de Ortadoğu’yu saran “kavga” kültürünün parçası olduğunu belgeler nitelikte. Belki her zaman böyleydi, ama biz asker vesayeti, başörtüsü baskısı, Müslümanları rencide eden laik anlayışa karşı başkaldıran AKP’nin “haklı” olduğunu düşündüğümüz için, AKP’nin kavgacı ruhunu görmemiş veya es geçmişiz.  Yüksek sesle dillendirdiği kavga kültürünü “mücadele”, “dik duruş”, “mazlumun sesi” olarak yorumlayan kitleler, Cemaat, kadınlar, Kürtler de farklı düşünmediği için AKP yıllardır seçim zaferinden seçim zaferine koştu. Biten asker vesayeti ve mutlak iktidar ile artık maske düşmüş bulunuyor. Erdoğan ve çevresi kavga kültüründen geliyor, bu açık. İktidarını korku üzerinden sürdürmeye kararlı görünüyor.

Tamamen barış içerisinde, masum bir çevre protestosu olarak başlayan Gezi olayına şiddet ve kavgayı Erdoğan taşımadı mı? AKP içerisinde de kırılma Gezi ile yaşandı. Gezi sürecinde AKP’nin kavga kültüründen gelen ekip mutlak hakimiyetini önce parti, sonra 17-25 yolsuzluk “darbesi” ile hükümet içerisinde kurdu. AKP’nin yumuşak dilini temsil eden hiçbir politikacı etkin konumda değil artık. Akdoğan, Ala gibi hukuk devletini, demokrasi ve Meclis’i hiçe sayan “iktidar mühendisleri” devrede.

Ama derin bir yanılgı içerisindeler. Algı operasyonları ve korku üzerinden iktidar da kalabileceklerini sanıyor, yanılıyorlar. Bakın Kürt meselesini, “çözüm sürecini” nereye taşıdılar? Sorunun parçası oldular, zerre kadar inandırıcılıkları yok artık. Erdoğan, PKK’nın “süreci” silahlanmak için kullandığını söylüyor. Bu tespit doğruysa, neden müsaade ettiniz, göz yumdunuz? Barış müzakeresi sürdüren bir grup silahlanıyorsa, amacının barış olmadığının veya müzakere masasına güvenmediğinin belgesi değil mi? Görmediniz mi? Peki AKP ne yaptı? AKP “müzakere” sürerken, güvenlik yasaları, internet yasası ve daha birçok torbalar dolusu yasa ile baskı ve “kavga” hazırlığı yapmadı mı? Sadece HDP değil, CHP, MHP’ye rağmen. AKP “2004 öncesine” dönmedi mi?

Ülkemizin kavga değil, barış, birlik ve diyaloğa ihtiyacı var. Kürtlere el uzatma zamanı. Erdoğan Oslo ve Dolmabahçe’den sonra inandırıcı değil artık. Kavga kültüründen geliyor, barıştan anlamıyor. Barışı biat sanıyor. Kavga taş ve sopa ile başlar ve genellikle büyür. Buna müsaade etmeyelim. Seçimler, 1 Kasım tarihi bir fırsat. Erdoğan ve kavgaya hayır deme zamanı. Ülkemiz, çocuklarımız için.

13.09.2015 09:02