TAKİP ET

Katiller aramızda

Eski Diyarbakır AKP Gençlik Kolları Başkanı, eczacı Yunus Koca’nın öldürüldüğü haberini okuduğumda kendimi 90’lı yılların ortasında buldum.

Onlarca, binlerce insanın öldürüldüğü, “faili meçhul” kelimesinin kol gezdiği yıllarda. Pis işler oluyor ülkemizde. Yunus Koca’nın caddenin ortasında öldürülmesi, ülkemizi, dirliği, barışı hedef alan, kendi düzenlerini empoze etmeye çalışan katillere işaret ediyor. Bu 90’lı yıllarda da böyleydi, bugün de farklı değil. Yunus Koca da katilleri tanıyordu. “Diyarbakır ortasında vurulmuş uzanırım. Ben bu kurşun sesini nerede olsa tanırım.” diyen şiir gibi ve “Etek giymiyor, yüzümü kapatmıyor, molotof atmıyorum. Fikirlerim yüzünden sokak ortasında kurşunlanırsam faili bellidir” tweeti çok şey söylüyor. Diğer tweetleri de ışık tutucu. “Bu şehirde çocukların umudu yok. Annelerin yüreği ağzında. Babalar kara kara düşünüyor. Gençler yine anlamsız şekilde ölüyor. Mutlu musunuz?!” Yunus Koca partisinin, Saray’ın tutumundan rahatsız. “Hiçbir şey yapmadan kırk defa seçim olsa ne yazar……” “Bu kadar gencin vebali de milletin tokadı da ağırdır…..” Yunus Koca rüyalarını yaşayamadı “Ne güzel bahar gelecekti memleketime, Karadeniz dağlarında Horon tepecek, Cudi’de halay çekecektik beraber..!” Yunus Koca savaş lordları  için tehlikeli rüyalar görüyordu, bu yüzden öldürüldü. “Faili meçhul” değil, katiller aramızda.

“Faili meçhuller”, 90’lı yıllarda Avrupa Birliği-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu (KPK) gündemine de girmişti. Başbakanlık ve güvenlikten sorumlu bakanların açıklamaları da 90’lı yıllardan beri hiç değişmemiş, sanki tarih değiştirip aynı metinleri kullanıyorlar. Bakın Başbakan Davutoğlu ne diyor: “Bu saldırının bir an önce aydınlatılması için gerekli talimatları verdim…. Tüm kadrolarımızla bu saldırının takipçisi olacağız,… başsağlığı diliyorum.” Uğur Mumcu’nun, Musa Anter’in, Yunus Koca gibi daha binlerce değerimizin, kıymetli insanımızın öldürülmesinden sonra kullanılan aynı cümleler. Failleri hâlâ “meçhul”. Aslında meçhul değil. Uzun araştırmaya da gerek yok. Değerli araştırmacı Ayşe Hür’ün Radikal’de yayımlanan “Devletin karanlık yüzü: JİTEM” (23/8/2015) başlıklı derlemesine kısa bir göz atmak, katillerin o zaman da bilindiğine ışık tutuyor. Türkiye İnsan Hakları Vakfı “faili meçhul” cinayetlerin dökümünü kapsayan bir rapor yayınlamış, biz de bu raporu İçişleri Bakanı’na iletmiştik. Bize gelen bakanlık çalışmasında “faili meçhuller” üzerine elle tutulur tek bilgi isim, yaş ve ne zamandan beri “kayıp” veya cesedinin ne zaman ve nerede bulunduğunu içeren veriden ibaretti.

Davutoğlu, Çiller’in trajik siyasi akıbetini paylaşmak istemiyorsa, güvenlik güçleri içerisinde veya çevresinde gelişen olaylara yakından bir göz atsa fena olmaz. Katil zanlısı olarak yakalanan, bülbül gibi konuşan iki kişinin, tanımadıkları Yunus Koca’yı  “namus”, “PKK’ya yardım” gerekçeleri, 50 bin liraya kiralandıkları gibi karartıcı bilgiler size Hrant Dink olayını hatırlatıyordur mutlaka. İki gün içerisinde kullanılan silahla yakalanıyorlar, Hrant olayında olduğu gibi. Yunus Koca meselesini unutmamak gerekir. Aydınlığa kavuşuncaya kadar, katiller bulununcaya kadar…..

Çiller ve hükümetini bitiren, devletin varlık gerekçesi olan vatandaşların “yaşam hakkını, güvenliğini” yerine getirmekte gösterdiği zaaftı. Yunus Koca’yı Diyarbakır’ın ortasında öldürme cesaretini gösteren katiller bu zaafın farkındalar veya korkmamalarının gerekçeleri var. Bu gücü nerden alıyorlar? Soru bu. Devletin zaaflarından ise, ülkemizde kimsenin hayat garantisi yok demektir. Yoksa 90’lı yıllarda olduğu gibi, devlet ve güvenlik kurumlarına yakın veya kullandığı kaynaklardan mı?

Can ve mal güvenliğinin olmadığı yerde devletin ayakta durması mümkün değildir. Güvenlik güçleri ve mahkemeleri bu iki olguyu garantilemediği yerde, devlet yoktur artık, kaos ortamı vardır. Yunus Koca’nın katilleri de bize bu mesajı veriyorlar. Onun gibi baş kaldırmayalım, ölümleri, yolsuzlukları, keyfîliği sineye çekelim, iktidarlarını sorgulamayalım istiyorlar. Yunus Koca, katilleri tanıyordu, aramızdalar.

10.09.2015 16:15