TAKİP ET

İngilizler nereye gidiyor?

Manş Denizi üzerindeki kalın sis, karşı Ada sakinlerinin ne yaptığını görmeyi, anlamayı zor kılıyor. Son yıllarda Avrupa’da yaşadığımız referandumlar arasında, referandum yapılmasını gerçekten hak eden ‘hayati’ bir meseleyi oyladı Ada sakinleri. Avrupa Birliği (AB) üyeliğini. Kazanan yok, İngiltere ve AB kaybetti.

Gerçi oylanan AB üyeliğiydi ama sonuçların, AB ile ilişkilerle sınırlı kalmayacağını düşünmek yanlış olmaz. İskoçya tekrar bağımsızlık için referanduma gidebilir. İskoçların ezici çoğunluğu AB’de kalma yönünde oy verdi. Ayrılmak istemiyorlar, ama ayrılık müzakerelerinde Brüksel’de masada değiller. Kuzey İrlanda da ‘sınır’ meselesi ile masada olacak.

Kararın ekonomik sonuçlarını kestirmek oldukça zor. Ama iz bırakmaz demek saflık olur. Tüm aktörler zararı sınırlama eğiliminde olacağı için, kriz yönetilir olacak şüphesiz.

Bu kapsamda en önemli soru, AB-İngiltere kurumsal ilişkisi hakkında olacak. İngiltere, 43 yıl üye olduğu bir birlikten ayrılıyor. Müktesebatını uyguladığı, şekillendirdiği bir birlikten. Üyelik düştükten sonra, Norveç, İsveç benzeri bir ilişki tasarlamak mümkün, ama zor. İngiltere üye, ayrılık masada… Acı verici bir süreç olacak.

Brexit taraftarları şüphesiz AB’nin tüm ekonomik ve kurumsal avantajlarını koruyup, üyelik yükümlülüklerinden kurtulmak isteyeceklerdir. Derneğin tüm olanaklarını kullanıp, aidat ödememek gibi bir şey istedikleri. Hiç bir dernek bu tür bir ilişkiye yeşil ışık yakmaz, yakamaz. Yakarsa diğer üyeler için de referandum kapısını açmış olur. İtalyanlar, Hollandalılar ilk kapıyı çalan ülkeler olur, AB dağılır.

AB açısından bu referandum önemli bir siyasi yıpranma, sorgulanma anlamına geliyor. Brexit kampanyası ne kadar popülist, ne kadar irrasyonel, ne kadar yabancı ve Türkiye düşmanı önyargılardan beslense de AB’nin zaafları üzerinden oy topladı. Başka bir deyişle AB, varlık gerekçesi olan küreselleşme sürecine Avrupa’nın bir cevabı olduğunu ispatlayamadığı, sadece küreselleşmenin parçası olarak algılandığı için kaybetti. Paradoks ama gerçek, Brexit taraftarları ilk kaybeden olacak.

“Britain first” gibi “France d’abord” – ‘Önce Fransa’ sloganının da Fransa aşırı sağının ana söylemi olması tesadüf değil. Hollanda, Danimarka, Almanya vs. aşırı sağı da Brexit gibi aynı hislere, korkulara, önyargılara sesleniyor. Seçim başarılarına koşan aşırı sağ partilerin İngiltere referandumundan sonra benzer inisiyatifler peşinde olacaklarından emin olabilirsiniz.

Türkiye için İngiltere referandumu bir fırsat da olabilir. Bu oylamadan sonra AB’nin yapı ve kurumlarını, siyasi mimarisini masaya yatıracağından emin olabilirsiniz. Bu yeni mimaride Türkiye, Avrupa ile Ortadoğu arasında önemli bir köprü, yeni binada ana sütunlarından biri olabileceğini gösterebilir. Ortadoğu’da barış ve Türkiye’nin ekonomik çıkarları bunu gerektiriyor. Borsada dibe vurmuş bir AB var, temelleri sağlam küreselleşen dünyada ekonomimiz için güvenilir bir liman. Tam yatırım yapma zamanı…

26.06.2016 13:01