TAKİP ET

Harita

Türkiye’de harita sorunu olan “küçük” bir azınlık üyesi olduğumun farkındayım. Halkımızın önemli bir bölümü için “harita sorunu” yoktur.

Özellikle okul atlası veya otomobili ile seyahatler için kullanılan yol haritalarını istediğiniz kitapçıda bulabilirsiniz. Ama Avrupa’da her kitapçıda bulabileceğiniz bir harita bölümü İstanbul’da en büyük kitapçıda bile yoktur. Kitapçılar giderek çoğalan seyahat kitapları yanında birkaç harita sunar, o kadar. Haritalar genellikle 1/200.000; şayet tüm Türkiye’yi isterseniz 1/1.000.000 veya daha büyük ölçeklidir. Bu haritalarda köyler görülmez, idari merkez değil ise, bazı “küçük” şehirler de yoktur. Herkesin bildiği nehirlerimiz, barajlar mavi çizgilerle vardır. Binlerce “küçük” göl, çay ve dere ihmal edilmiştir. Vadilerin, tepelerin, hatta yüksek dağ ve zirvelerin ismi bile işlenmemiştir.

Bu haritalar üzerinden Türkiye’yi okumaya kalkarsanız, çölleri andıran bir intiba edinirsiniz. Haritaların Türkiye coğrafyası ve gerçekleri ile uzaktan yakından ilişkisi yoktur. “Niçin böyledir, neden harita kültürümüz zayıf kalmıştır?” sorusunu irdelediğiniz zaman, karşınıza 1930’lardan kalma bir kanun ve 19. yüzyıldan kalma bir kurum çıkar. Bu kanun Türkiye’de 1/5000 ölçek üstü, 1/50.000 ölçek altı haritaları yasaklar. Bu iki ölçek arasında mesela 1/25.000 ölçekli harita “askeri” öneme sahiptir ve yasaktır. Bu yasak Milli Savunma Bakanlığı Harita Genel Komutanlığı tarafından denetlenir. Bu haritalar sadece ordunun elinde vardır. Bu kanunun 1930’larda anlamı var mıydı, kestiremiyorum. Ülkemizin “düşman” tarafından en ücra köşelerine kadar resimlendirildiği “Google Maps” çağında anlamsız olduğuna şüphe yok.

Diyeceksiniz ki, “Çocuk Google Maps çağında; haritayı ne yapacaksın?” Haksız sayılmazsınız, ama benim gibi Türkiye’nin tabii güzellikleri için, dağ, dere demeden günlerce yürüyen insanlar için 1/25.000 ölçekli haritalar olmazsa olmaz araçlardır. Bu tür İzmir Dağcı Kulübü üzerinden, el çizme (askeri haritalardan faydalandığından şüphe yoktu) haritalar posta ile geldiğinde dünyalar benim olmuştu. Kaçkar değil, her bakımdan daha güzel Verçenik zirvesine çıkmak istiyordum ve harita bulmuştum, mutluydum.

Ama mutluluk uzun sürmedi. Verçenik yaylasında haritayı serip, bölgeyi avucunun içi gibi bilen Hasan amca ile “yol” bulmaya çalıştığımda harita ile Hasan amcanın ayrı dilde konuştuğunu gördüm. Tepeler, dereler, zirvelerin ismi tümden değiştirilmiş, haritaya Hasan amcanın bilmediği, duymadığı isimler yerleştirilmişti. “Sen bu haritayı at oğul, yolunu şaşırtırsın.” dedi. Yayla ve zirveyi, ot kesen kadınlar, (O bölgede tırpanla ot kesmek kadınların işi imiş. Erkekler ne yapıyorsa?) veya çobanlar sayesinde yolumuzu kaybetmedik. Türk olduğumuz için dil sorunumuz yoktu, karşılaştığımız fukara Polonya ve İngiltereli dağcıların acınacak harita sıkıntısı ise görmeye değerdi.

Bizi bu soruna eğilmeye zorlayan iki olgu var. İlki Türkiye’nin tabii güzelliklerini fark eden yüz binlerce turistin, sadece yaz aylarında değil mart-mayıs, ekim-kasım aylarında yürüyüş yapmak ve tırmanmak için Türkiye’ye akın etmesi. Bu insanlar Avrupa veya Amerika’da 1/25.000 ölçekli haritalar ile yürürler. Bu ihtiyacı şu anda kitap sayfalarına indirgenmiş haritalar karşılıyor. Ama uzun sürmez, Avrupa veya Amerika’da bir şirket, bu haritaları yapar ve piyasaya sürer. “Yasak ölçekli” harita ile Türkiye’ye gelen turistleri tutuklayacak mıyız?

İkinci sorun, dil meselesi. Seyahat kitapları genellikle yayımladıkları haritalarda yöresel isimler kullanıyor. Yol bulmayı kolaylaştıran bu uygulama, resmi haritalar ile örtüşmüyor. Ülkenin sadece köy, kasaba, şehir değil, nehir, çay, dere, tepe isimlerini değiştiren uygulamasının da gözden geçirilme zamanı artık. Belki yeni bir harita kanunu ile 1930’dan kalma uygulama aşıldığı gibi, haritalara “resmi” ve “yöresel” isimlerin işlenmesi ile haritalar halkın dilini konuşur, dağcı veya askerler kendilerini yabancı bir ülkede sanmazlar. Bir tepeye Ankara’da başka bir isim verdiğinizde, bunun kabullenileceğini düşünmek, saflık ötesi bir gaftır. Türkiye’yi halkın dilini konuşan 1/25.000 ölçekli haritalara kavuşturma zamanı artık.

02.08.2015 19:30