TAKİP ET

Erdoğan-Feyzioğlu buluşması

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Feyzioğlu tüm devlet erkânı önünde konuşurken, Erdoğan’ın kameralar önünde önce sinirlendiği, sonra laf attığı ve nihayet toplantı salonunu terk ettiği sahne oldukça ilginçti.

Bu sahnede üzerinde durmaya değer mesaj dolu iki olay yaşadık. Kendine hâkim olmakta zorlanan Erdoğan’ı yatıştıramayan zamanın cumhurbaşkanı da Erdoğan’ın ardından yaver görüntüsü vermekten çekinmeden salonu terk etmişti. Kamuoyumuz Erdoğan-Gül ilişkisi,  “başkanlık” tartışmaları ve AKP üzerine önemli mesajlar içeren bir sahneye şahit olmuştu. Ama konumuz olan Feyzioğlu-Erdoğan buluşmasının, Erdoğan-Gül ilişki ve çelişkisinden daha ilginç veriler içerdiğinden emin olabilirsiniz. Açalım.

Egoları, otoriter kişilikleri, Türkiye’nin derinliklerinden gelen iki ayrı kültürü, kırılma hattını temsil ettikleri için, Erdoğan ile Feyzioğlu’nun çelişki ve buluşması sadece siyasi değil, sosyolojik verilerle dolu. Ulusalcı, laik, otoriter kültürü temsil eden TBB başkanı, Erdoğan için iki açıdan tahammül edilemez bir kişilikti. Feyzioğlu kişiliğinde mazlum Müslüman kitleleri ve bu kitlelerin mağdur temsilcisi Erdoğan’ı rencide eden ruhu karşısında bulduğu için hislerine hâkim olamamıştı. Bu laik-Müslüman kırılma hattı ülkemizin siyasi yaşamını hâlâ derinden belirleyen, siyasi mücadelenin merkezinde olan bir olgu.

Erdoğan’ı çileden çıkaran ikinci olgu şüphesiz Feyzioğlu’nun hukuk devleti vurgusu olmuştu.  Ama Ergenekon, Balyoz davaları ve bu davalarda yaşanan gerilim laik-Müslüman kırılma hattı açısından daha ilginçti. Feyzioğlu belki o günlerde Erdoğan kabinesinde yaygın yolsuzluk sorununun derinliklerini göremiyordu. Bu yüzden Erdoğan’ın “hukuk devleti” vurgusunun bir nevi tehdit olduğunu algılaması da mümkün değildi. Tüm veriler bu toplantıda yaşadığımız sahnenin Erdoğan’ın hukuk devleti ile köprüleri attığı günler olduğunu gösteriyor. Ergenekon ve Balyoz davalarından rahatsız, bağımsız yargının iktidarı için tehlike kaynağı olduğunu kavradığı, hisleri ile seslendirdiği günlerdi bu günler.

Ama yakından baktığımızda tüm bu tansiyon ve gerilime rağmen, egoları narsisizm sınırlarında gezen bu iki kişilik birçok konuda buluştuklarının farkında değiller. Akdoğan’ın “ordumuza kumpas kurdular”, Erdoğan’ın bir Başkomutana hiç yakışmayan, gencecik Harbiye öğrencilerine “aldatıldık” diyerek Ergenekon ve Balyoz davalarını düşürmesi Fevzioğlu açısından doğruydu. Darbe planları yapılmamış mıydı? Önemli değil. Hukuk devleti açısından da bu konuda hemfikirler, sorun değil. Zaten Feyzioğlu gibi ulusalcı, laik, İttihat Terakki temsilcileri hiçbir zaman demokrasi ve hukuk devletine inanmadılar. Devletin selameti için darbelere çanak tutmaları bu yüzden kendi içerisinde tutarlı idi. Hukuku hak eksenli hiç görmediler, hukuk da sonunda sadece bir iktidar, baskı aracı olmaktan ibaretti. Erdoğan ile Feyzioğlu işte tam bu noktada buluşuyorlar. Erdoğan için de “hukuk” iktidar ve baskı aracı. Kullanıyor. Feyzioğlu ile aralarındaki tek çelişki, aynı enstrümanı farklı hedefler için kullanmak istemelerinden kaynaklanıyor. Erdoğan otoriter İslamcı, Feyzioğlu otoriter laik bir düzeni temsil ediyor.

Bu iki aktörün akademisyenlerin bildirilerine karşı buluşmaları da tesadüf değildi. Erdoğan’ın “alçaklar”, “zalimler” gibi aşağılayıcı hisleri özünde Feyzioğlu’nun dünyasını da dillendiriyor. Feyzioğlu, eğitiminin bir sonucu olsa gerek, belki daha zeki, Erdoğan’ın hislerini anlaşılır cümlelerle ifade ediyor. Feyzioğlu’na göre bildiri “mütareke yıllarının İstanbul aydınlarını” çağrıştırıyor. Erdoğan’ın çevresindeki danışman kadrosunun hayal edemeyeceği bir “mağduriyet”, “dış güçler”, “kahramanlık” olgularının tarihin derinliklerinden seslendirilmesi bu. İşgal altında, tüm dünyaya karşı, bağımsızlık mücadelesi veren, ulusunu savunan Erdoğan ve Feyzioğlu. Fukara akademisyenler Diyarbakır’da, Silopi’de, Cizre’de ölen çocukların acısını dillendirmek, rahatsızız demek istemiş. Dinleyen mi var? İhanet, alçaklık… Türkiye, Erdoğan ve Feyzioğlu’nu aşmadan barış ve demokrasi ile buluşamaz. Ben aşacağından eminim, siz?

21.01.2016 17:51