TAKİP ET

Erdoğan’ın kredibilitesi yok

Türkiye bugünlerde tarihinin karanlık günlerinden birini yaşıyor ve her gün derinleşmekte olan bir kriz sürecinde yol alıyor.

Ekonomik kriz giderek derinleşiyor; lira, dolar karşısında güneş görmüş kar gibi eriyor. Seçmenin Meclis çoğunluğunu esirgediği bir hükümet, hiçbir şey olmamış gibi Erdoğan’ın “fiilî başkanlık” rüyalarına çanak tutuyor. Seçmenin 7 Haziran’da siyasi akımları diyaloğa davet eden iradesi ayaklar altında. Ülkenin en derin sorunlarından biri olan Kürt meselesinde umut yok artık; terör ve şiddet kol geziyor. Durum 1990’lı yıllardan çok daha vahim. Türkiye’nin bin kilometreden uzun güney sınırı alev almış orman gibi yanıyor. Alevler Suruç’ta yaşadığımız gibi, Türkiye topraklarını da yakıyor. Tüm bunlar yetmezmiş gibi ülkenin kaderi inandırıcılıktan uzak bir başbakan ve kredibilitesi tümden bitmiş bir cumhurbaşkanının elinde. Ülkede umutsuzluk hakim. Bir zamanların umut kaynağı Erdoğan, artık kriz kaynağı. Demokrasinin en temel kurallarını çiğniyor, keyfî ve güvenilmez.

Erdoğan ve AKP, 1990’lı yılların sonunda ekonomik ve politik olarak dibe vurmuş Türkiye’de umut kaynağı olduğu için kazanmış, toplumun geniş bir yelpazesinden destek bulmuştu. Bankaların hortumlanması, yolsuzluklar, askerî vesayet ve baskı, ekonomik kriz, tabela boyası kurumamış yeni bir siyasi parti, AKP ve Erdoğan’ı umut kaynağı olarak görmüştü. AB üyeliği, sivil anayasa, demokrasi, Kürt meselesinde şiddet değil, diyalog ve çözüm vaadi ile seçimleri kazandı Erdoğan. Kürdistan denen bölgede bile en güçlü parti olmuştu. Erdoğan’ın bu beklentilerin hiçbirine cevap verecek program ve politikası olmadığı gibi, siyasi kapasiteden yoksun olduğu da anlaşıldı. Erdoğan siyasi projeden yoksun; siyaseti iktidar mücadelesi, algı operasyonu sanıyor. Ülkenin ana sorunlarına kısa bir göz atamak Erdoğan’ın artık inandırıcılıktan uzak olduğunu ve kriz kaynağına dönüştüğünü belgeliyor.

Ülkenin ana sorunu, demokrasi ve demokratikleşme önünde en büyük engelin 12 Eylül Anayasası olduğunu AKP saflarından da duymak mümkün. Erdoğan “sivil anayasa” söylemi ile en az iki seçim kazandı. Hatta üç, 2011 seçimleri 2010 referandumunun tabii sonucu idi. Erdoğan bugün 2010 Anayasa reformunun “hata” olduğunu söylediği gibi, “sivil anayasa” projesi de yok. Yürürlükteki 12 Eylül Anayasası bile iktidar hayalleri için yeterli değil. Meclis’in ayak bağı olmadığı, denetimden yoksun bir başkanlık rüyası peşinde. Vesayet düzeni sürüyor. Asker değil, Milli Görüş gömleğini giymiş “fiilî başkan” vesayeti var.

Askeri vesayetin gölgesindeki ülkemizde özgürlükler hep sınırlı idi. AKP bu sınırları kaldıracaktır umudu ile soldan da destek buldu. Ama Türkiye tarihinde basına, sosyal medyaya baskı bu denli geniş ve derin olmadı. Korku ve kutuplaşma bu kadar etkin olmadı.

Yolsuzluk 1990’lı yılların derin bir sorunuydu. Ama Türkiye’de 1990’lı yıllarda bile bir siyasi iktidar, yolsuzlukları AKP hükümeti kadar savunup, yolsuzluk soruşturmalarını engellemek için hukuk devletini bu denli ayaklar altına almadı, alamadı. Bugün hiçbir savcı, polis veya maliye müfettişi yolsuzlukların üzerine gitme cesaretini gösteremiyor. Hukuk olmayan yerde, ekonomik kalkınma olmaz. Erdoğan, kriz kaynağı artık.

AB üyeliği de umut kaynağı idi. AKP bu umut kaynağını sonuna kadar sömürdü. AB projesi ile keyfi, hukuk devletini hiçe sayan başkanlık hayalleri örtüşmediği anlaşıldığı gün, AB üyeliği hedef olmaktan çıktı. “Model Türkiye” gündemden düştü. AB demokrasi, temel hak ve hürriyetler, inanç özgürlüğü, barış ve refah umudu olduğu için geniş kitlelerin, Kürtlerin de umudu olmuştu. Erdoğan’ın, AKP’nin AB projesi yok artık, Batı karşıtı bir siyasi parti oldu.

Nihayet Kürtler de Erdoğan’ın güvenilir olmadığını anladılar. “Çözüm” derken kendi iktidarını kast ettiğini, Kürtlerin Meclis’te olmasına sevinmesi gerekirken, sorun olarak görüldüklerini anladılar. Kürtler, muhafazakarları bile iktidar aracına indirgendiklerini, oyalandıklarını gördüler. Erdoğan 12 Eylül rejiminin aktörü, umut değil, kriz kaynağı artık. Demokrasi ve barış sürecinde engel, kredibilitesi yok artık….

27.08.2015 16:52