TAKİP ET

Davutoğlu inandırıcı olamıyor

Demokrasinin 7 Haziran’da sunduğu şans, seçmenin tüm siyasi akımlara, kutuplaşma değil diyalog, kavga değil, barış, “tek adam rejimi” değil, parlamentoyu işaret eden iradesi ne yazık ki ayaklar altında.

Ülke ve dünyanın gerçeklerinden kopmuş Erdoğan ve birden fazla tabanca ile dolaşan fedaileri “fiilî” iktidar gaspını savunuyor artık. Ülkemiz belirsiz bir sürece, kutuplaşma ve gerilime doğru yol alıyor. Umarız seçmenin barış ve diyalog mesajını anlamayan kesimler sandıktan ikinci bir ihtar alırlar. Türkiye seçmeninin ne kadar kararlı olduğunu bilmek istiyorsanız, 2002 seçimlerine biraz yakından bakın lütfen. Erdoğan artık 2002 gibi umut kaynağı değil, baskı ve “fiilî başkanlık” ile despotizmin sembolü oldu. Uzlaşma değil, tarihimizin derinliklerinden gelen kırılma hatları üzerinden siyaset yapıyor. İktidar hayallerini Müslüman-laik, Alevi-Sünni ve etnik kırılma hatlarının derinleşmesinde görüyor. Yanılıyor.

Sorun Erdoğan ve seçmenin “hayır” dediği başkanlık arzuları olsa, kolay aşılırdı. Sorun hâlâ en etkin siyasi parti AKP’nin tek bir adamın iktidar aracına indirgenmiş olması. Parti başkanı, Başbakan Davutoğlu bu gölgeyi ne kadar atmak, kabul etmek istemese de inandırıcı olmuyor, olamıyor. Bakın ne diyor:

“Sadece partiden değil, dışarıdan da benimle Cumhurbaşkanı’mız arasında görüş ayrılığı varmış gibi algı yaratmaya çalışanların hepsini biliyorum. Bu süreç biraz da bunları görmek açısından iyi oldu. Bu tezviratların hepsi ayan ve beyan ortaya çıktı. Biz parti içinde sürekli istişare ettik. Cumhurbaşkanı’mızla her aşamada  istişare ettik. Ama Sayın Cumhurbaşkanımızın en ufak bir telkini olmamıştır.”

Şu cümleyi kafanıza yoğurun lütfen “her aşamada istişare” edilen bir Cumhurbaşkanı’nın “hiçbir telkini olmamış”. Davutoğlu kamuoyunu ahmak, algı sorunu olan bir kitle mi sanıyor? Bilmiyorum, ama inandırıcı olmadığını bilmesinde yarar var. “Sayın Cumhurbaşkanımız” kamuoyunun yabancı olduğu bir politikacı değil. Cumhurbaşkanı seçildikten sonra da en merkezi siyasi süreçlerde “telkin” ile yetinmeyen, doğrudan “ayar” veren, tek belirleyici irade olduğunun bilinmesini isteyen siyasi bir kişilik. “Dolmabahçe”, MİT müsteşarı, Diyanet’in Mercedes meselesinde yaşamadık mı? Sayın Cumhurbaşkanı’mız “her aşamada” olası bir AKP-CHP koalisyonu istemediği “telkinini” Sayın Davutoğlu’na  anlatamadığı için olacak ki, mesajlarını basın üzerinden de paylaşmaktan çekinmedi. CHP ile koalisyonun partisinin siyasi misyonunun “inkârı” olacağını söylediği gibi, “intihar” gibi dramatik kelimeler kullandı. Kamuoyu ile bu kadar açık konuşan Erdoğan’ın istişarelerde “telkin”den kaçınmış olduğunu söylemek, abes kaçmıyor mu?

Davutoğlu’nun inandırıcı olmadığını belgeleyen diğer veriler de var. CHP Genel Başkanı “Bize koalisyon teklifi ile gelinmedi, seçim hükümeti istediler.” dedi. Bu tespit yalanlanmadı. Dört hafta süren “koalisyon görüşmelerinde” doğru dürüst koalisyon müzakereleri de olmamış. Davutoğlu’nun “temel konularda görüş farklılıklarına” vurgu yapan gerekçesi de komik. AKP ile CHP arasında temel konularda farklı düşünüldüğü sır değildi. Anlaşılan AKP’nin Cumhurbaşkanı’nın iradesi doğrultusunda hizaya getirilmesi dört hafta sürdü. Davutoğlu’nun AKP’de “görüş ayrılığı varmış gibi algı yaratmaya çalışanların hepsini biliyorum. Bu süreç biraz da bunları görmek açısından iyi oldu.” cümlesi de ilginç. AKP içerisinde Erdoğan karşıtlarının deşifre olduğu, gereği yapılacağı mesajı bu. Ama AKP’nin Erdoğan sevenler derneğine doğru küçülmeye devam ettiğini de söylüyor bu cümleler. Koalisyondan yana tavır koyan MÜSİAD yakında TÜSİAD muamelesi görürse şaşırmayın. Nereden nereye? Bir zamanlar sol seçmene bile seslenen AKP, artık muhafazakarlara bile tahammül edemez hale geldi.

Önümüzdeki seçimlerde Davutoğlu’nun en büyük sorunu Erdoğan’ın gölgesi ve inandırıcılık sorunu olacak. Erdoğan’ın gölgesinde, “gölge yok” dedikçe, komik duruma düşüp, “fiilî başkanlık” döneminin aracı olduğunu saklamakla zaman geçirecek. Haziran seçim sonuçları “kaza” değildi, mesajdı. Davutoğlu mesajı anladı, ama….

20.08.2015 16:45