TAKİP ET

Beşşar Esed artık kına yaksın!

Evet, Beşşar Esed artık masada. Suriye’nin kaderini belirleyen toplantı Şam veya Halep’te değil, New York’ta.

Ama önemli değil. Esed ve Baas Partisi veya bu partiden ne kaldı ise, müzakere masasındalar. Masada olmaları Suriye’de 300 bin insanın hayatına, yüz binlerce insanın yaralanması, sakat kalmasına mal olmuş, önemli değil. Masadalar. Suriye boşalmış, 5 milyona yakın Suriye vatandaşı ülkeyi terk etmiş, bu toprakların altın değerindeki gençleri geri dönmemek üzere yurtlarına sırt çevirmiş, kimin umurunda! Baas ve Esed masada. Suriye doğudan batıya, kuzeyden güneye harabeye dönmüş, 7 milyon insan evini terk etmiş, sığınacak yer arıyor. Kime ne! Esed ve Baas masada. Ülke yüzlerce savaş beyliğine bölünmüş, insanların hayatı namlu ucunda. Önemli değil. Baas ve Esed masada. Başardılar. Artık kimse “bu insanlık suçu işlemiş, yüz binlerce insanın ölümünden sorumlu, Halep, Humus, Hama’yı varil bombaları ile yıkan katillerle masaya oturmayız” demiyor.  Katil olmadıklarını düşündükleri için değil, çaresiz oldukları, Putin, Esed ve İran’ın stratejisi başarılı olduğu için.

Esed ilk günden itibaren Suriye’yi ölü toprağı gibi baskı altında tutan düzene karşı başkaldıran, hürriyet ve dünyaya açılmak isteyen kitleler üzerine saldırdı. Ve ilk günden itibaren Nusra, IŞİD gibi canilerin güçlenmesi için elinden geleni yaptı. Basit ama ikna edici bir hedefi vardı. Dünya iki şer arasında kalsın ve “ehven-i şer” ile masaya otursun. Ve nitekim başardı. Esed ve Baas “ehven-i şer”. Zira dünya bu topraklarda Esed ve Baas rejimini gölgede bırakacak vahşetin mümkün olduğunu kameralar önünde yaşadı. Önüne geçilmezse, Suriye’deki yangının tüm bölgeyi ateşe verebileceğini gördü. Katillerle, Esed’le masaya oturmak ehven-i şer. Bunda şüphe yok.

Ama artık Suriye de hiçbir zaman eski Suriye olmayacak. Çok kültürlü mirasını çağımıza taşıyan Suriye geri gelmemek üzere yıkıldı. Harabeler arasında kalanları kurtarabilirsek, dünya mirasına katkıda bulunmuş oluruz. Kurtarabilir miyiz? Belki.

Eski Suriye nostaljisi ile kalem sürdürüp, bunu Esed ile örtüştüren kalemler üremeye başladı son aylarda. Krizin kaynağını dışarıda arayan, Suriye’nin, Suriyelilerin on yıllardır “Muhaberat” baskısı altında nefes alamadığını unutanlar üredi. Bu duruma karşı yürüyen, toplanan insanlara Esed’in ateş açtırdığını, cenaze merasimlerine keskin nişancılarla refakat ettiğini unuttular. “Dünya, Türkiye hata yaptı” diyorlar. Esed ise masum, mazlum! Dünya ve Türkiye, Suriye politikasında hatalar yaptı, bunda şüphe yok. Ama Suriye krizinin ana sorumluları hâlâ Şam’da Esed ve Baas rejimi.

Umut verici BM Güvenlik Konseyi kararları da uygulanmaz, kaos devam ederse ülkeyi kana bulamaktan çekinmeyen Baas rejimi ve Esed yüzünden olacak. Zira Suriye’ye verdikleri acı, açtıkları yarayı bunların sarması, kucaklaması mümkün değil. Elleri kanlı, barış getiremezler. Bu yüzden Suriye’den geriye ne kaldı ise kurtarabilecek, Sünni, Alevi, Ermeni, Hıristiyan, Arap, Kürt, Süryani ve daha birçok etnik ve inanç kökeninden gelen birlikte yaşamını garantileyebilecek bir düzen ile mümkün yaraları sarmak. Baas despotizmi ile mezarlık sessizliği gibi bir düzen değil, hür demokratik ve çoğulcu bir proje ile. Putin veya İran’ın bu tür bir düzen için ısrar etmeyeceğini düşünmek sürpriz değil. Onlar Esed ve Baas rejiminin sadece müzakerelerde değil, sonrada da masada olmasında ısrarlı olacaklar. Demokrasi, insan hakları, ilkeleri değil.

Ama barış konusunda İran ve Rusya’yı kazanmak mümkün. Yangının Moskova, Ankara hatta İran’ı da tehdit ettiğini son haftalarda yakından izledik. Kaza veya değil, Suriye semalarında gezen savaş uçaklarının düşmesi, düşürülmesi her zaman mümkün. Bölgede tırmanan savaş tehlikesinin önüne geçmek, alev alev yanan Suriye’de barış için BM Güvenlik Konseyi kararları hayati öneme sahip. Sahip çıkmak desteklemek insanlık borcu. Esed, eli kanlı Baas temsilcileri masada olmuş. Ehven-i şer. Sineye çekelim. Kına yaksınlar…

10.01.2016 08:34