TAKİP ET

Ankara’dan Berlin’e uzanan Suriye sınırı

Annemi ziyaret için Antakya’dayım. Kuseyr tepelerinde geziyoruz. Asi Nehri’nin öbür yakasında, Suriye’de top atışları mı, Esed’in varil bombaları mı, Rus uçaklarının saldırıları mı, kestiremiyorsunuz.

Arada bir makineli tüfek sesi var. Savaşın sesi, kokusu uzaktan değil, yakından geliyor. Türkmen ve Arap köylerinin nehrin iki yakasında iç içe olduğu bu bölgede hava gergin, kurşun gibi ağır. Yerde kalmış zeytinleri toplayan Suriyeli sığınmacılar ağaçlar arasında, ekmek peşindeler. Biraz ileride yaban otu toplayan kadınlar.

İstanbul dönüşü, uçakta North Carolina’dan bir yardım kuruluşunun temsilcileri ile konuşuyoruz. Ürdün ve Lübnan’ı da gezmişler. Sığınmacıların durumu felaket. Türkiye’nin en ağır yükü taşıdığını söylüyorlar. Avrupa’daki havanın da farkındalar. Yabancı düşmanı, ırkçı güçlerin devrede olduğunu biliyorlar. Aralarından biri “Almanlar iyi duruyor” diyor. Yanındaki “God bless them” diye ekliyor.

Evet, Suriyeli sığınmacılar krizinde Ankara ve Berlin, en iyi ve en cesur duran iki başkent. Allah’ın koruması üzerlerinde olsun. Ankara’nın son Suriyeli mültecilere çalışma hakkını vermesi, geç de olsa doğru bir karar. Gerçi bundan önce de çalışıyorlardı. Ama karın tokluğuna, gülünç ücretlerle domates seralarında, inşaatlarda, lokantalarda köle konumunda idiler. Yasal çalışma hakkına kavuşmaları onlara da asgari ücret kapısını açtı. Türkiye hükümeti, muhalefeti ile Suriyeli sığınmacılar konusunda takdire değer bir duruş sergiliyor. İki milyon sığınmacı, 700 bin Suriye kökenli okul çağındaki çocuğu en kısa zamanda topluma kazanmak zorundayız. Esed Suriye’si için bu insanlar kayıp. Esed, zaten dönsünler istemiyor. Suriye’de ateşkes veya barış gelse bile bu çocuklar artık İzmir, İstanbul, Muğla, Antalya’dan ayrılmazlar. En kısa zamanda topluma kazanmamız sağlıklı çözüm olur.

Sosyal sisteme, sağlık kurumlarına da entegrasyonlarını sağlamak zorundayız. Kamplar çözüm değil. Filistin tarihi bize kampların nelere gebe olduğunu anlamak için önemli dersler veriyor. Türkiye, kampları geçiş merkezleri olarak görmek zorunda. Kamplar kalıcı olmamalı. Sınır bölgesinde bulunan bu kamplar güvenlik sorununa aday merkezler olurlar. Suriye’den uzak, Türkiye ile kaynaşmamış kamplar çözüm değil, geçici olmalı.

Türkiye bugüne kadar sığınmacıların yükünü yalnız sırtlanmıştı. Az kaynak değil harcanan. Avrupa’ya akan sığınmacılar sadece Avrupa Birliği’nde değil, birçok ülkede siyasi dengeleri altüst etti. Aşırı sağ yükselişte. Buna rağmen Bayan Merkel, Berlin cesur bir “açık kapı” politikası savunuyor. Türkiye-Almanya işbirliği bu “açık kapı” politikasını yönetilir kılabilir. Çözüm Brüksel’de değil, Ankara-Berlin hattında yatıyor. Polonya, Macaristan gibi AB üyesi ülkeler sığınmacı kabul etmek istemiyor. Sığınmacıların tercihi de bu ülkeler değil. Fransa, İngiltere gibi ülkeler önemli, ama pek istekli değiller. Gülünç rakamlar ile masaya geliyorlar. Son aylardaki tartışmaya kısa bir göz atmak Brüksel’de para dışında bir şey beklemenin saflık olduğunu gösteriyor. Ama para da önemli.

Ürdün, Lübnan, Türkiye’de insanca yaşam şartları sağlamak, çocuklara gelecek vermek zorundayız. Bunu veremezsek, insan tüccarlarının insafına kalmış Avrupa yoluna düşmelerini, çocuk cesetlerinin kıyaya vurmasını engelleyemeyiz. İnsanlar ölümü göze alıp çocuklarının geleceği için yollara düşerler.

Ama sadece Avrupa değil, Kanada, ABD, Latin Amerika da el uzatmalı. Almanya, Fransa, İngiltere gibi ülkeler elini taş altına koymadan, Türkiye, Lübnan ve Ürdün’ün yükünü hafifletmek mümkün değil. Bugüne kadar sadece Bayan Merkel ve Berlin bu sorumluluğun farkında görünüyor. Paris, Le Pen; Amsterdam ise Wilders kıskancında. Bu ırkçı güçler sığınmacılar krizinden çok önce de vardı, sığınmacılarla gelmediler. Bugün bu krizi kullanıyorlar, yarın başka şey bulurlar. Irkçılara karşı cevabımız, dayanışma ve insani değerleri savunmak olmalı. Nefrete anlayış olmaz. Le Pen, Wilders ve PEGIDA, IŞİD ile aynı nefret kaynağından içiyorlar. Merkel-Davutoğlu buluşması bu yüzden önemliydi. Berlin’de gerçekleşti, ama Suriye sınırına uzak değildi.

28.01.2016 16:07