TAKİP ET

Almanya ile kriz

Almanya Meclisi Bundestag’ın Ermeni Soykırımı kararından sonra Almanya Türkiye ilişkileri iyice kriz süreci yaşıyor. Kullanılan dil sert, ilişkiler soğuk. İncirlik’te üslenen Alman askerlerini ziyaret etmek isten bir parlamenter guruba, izin vermemiş Ankara.

Her halde test etmek için Almanya Savunma Bakanı ziyaret etti birliği. Bu ziyarette soğuk, basına uzak, Ankara’nın mesafeli durduğu bir seyahate dönüştü.

İlişkilerde bu hava sürer, derinleşirse ilişkilerde yıkıma yol açar mı, kestirmek zor. Zor, çünkü Ankara’da aklı selim bir karar süreci, kararlarda kurumsal ortak akıl ne yazık ki pek etkin değil. Her şey bir kişinin ruh hali, dünyası, düşünceleri, korku ve şüpheleri yanında, sağlık durumuna bağlı ince bir ipliğe bağlı. Bu ipliği geren, zaafları kullanan şarlatan bir kadro da söz sahibi ise, öngörmek zor.

Başbakan Davutoğlu’nun ‘işten atılmasında’ bu irrasyonel havanın ne kadar risk alma kapasitesi taşıdığını yakından izledik. Kriz AKP içerisinde yaşandı, dil, tutum inanılmayacak kadar iki yüzlü idi. Bir başbakanın, AKP Genel Başkanının alkışlar arasında, sadece Avrupa ve Bayan Merkel ile iyi diyalog içerisinde olduğu için indirildiğini izledik.

Aslında durum daha vahim. Erdoğan Almanya ile davalı, mahkeme sürecinde. Almanya’da sondaj yapılsa ‘despot’ sıfatını Putin mi kazanır Erdoğan mı, emin değilim. Ama Almanya kısmen Türkiye olduğu için Erdoğan hayranı önemli bir Türkiye kökenli kitle de var. Ayrıca nerede ise her yıl tatilini Türkiye’de geçiren milyonlarca Alman. Alman meclisinde ‘Türk’ politikacılar önemli konumdalar. Türkiye politikası bu yüzden iç politik bir mesele Almanya’da.

İşte bu yüzden sadece basın değil, mizah köşeleri de Erdoğan olgusu ile meşgul. Ama Ankara bu gerçeği iyi yönetemiyor, Almanya ile kavgalı. Bir mizah programı olan Extra3’ün ‘Erdowi, Erdowo, Erdowahn’ şarkısının siyasi skandala dönüşmesi Ankara kaynaklı. Türkiye’de basın özgürlüğünün ayaklar altında olduğunu, temel demokratik hakların çiğnendiğini dillendiren bu yayın, diplomatik krize dönüştürülmese, olay büyümeyecek, Erdoğan davacı olmak zorunda kalmayacaktı. Böhmermann gibi ırkçı, önyargıları kullanan iğrenç bir sunucuya malzeme olmayacaktı. Extra3 milyonlarca insan tarafında tıklanmayacak, internet fenomeni olmayacaktı.

Dış işlerinden aklı selim biri çıkıp, “Aman efendim, bir televizyon programını diplomatik bir soruna dönüştürmeyelim, meşhur yaparız.” demeye cesaret edemediği için Erdoğan-Böhmermann davası Almanya gündeminde. Ankara’da sadece başbakan değil, dışişleri bakanı da yok ki, bakanlık ilişkilerde etken olabilsin. Dış ilişkiler bakanlıkta değil, Saray’da şekillendiği için her şey mümkün. Çifte tabancalı kabadayı danışmanlar devrede.

Ama müsterih olun. Almanya-Türkiye ilişkisi Saray efradına rağmen, Rusya ilişkisi gibi derin bir krize dönüşmez. Berlin, Ankara ortak çıkarların önemini göz ardı edemez. Ayrıca ‘Türkler’ Almanya için iç politika boyutu olan bir mesele.

Evet, Rusya gibi olmaz, ama yine de çok şey kaybedebiliriz. Almanya’yı uluslararası ilişkilerde, AB sürecinde olumlu bir etken, müttefik olarak kaybedebiliriz. Suriye politikasında önemli bir askeri destek ve siyasi müttefik olan Almanya mesafeli durabilir. Türkiye, Alman turizmi için çekim merkezi olmayı yitirebilir. Ekonomik yatırımlar başka ülkelere kayabilir. Biliyorsunuz, sermaye ürkek bir olgu.

Erdoğan ve çevresi duvarı bulmadan çıkmazı görmüyor. İsrail, Rusya ilişkisinde yaşadığımız gibi. Erdoğan ve Saray efradı artık Türkiye’ye her bakımdan çok pahalıya mal oluyor, bunda şüphe yok.

14.07.2016 17:13