TAKİP ET

Извините – izvinite veya pardon

İnanılır gibi değil, ama artık moda oldu. Rusya uçağının düşürülmesi de ‘tuzakmış’. Yeni Şafak, ABD’nin sadece Genelkurmay’ımızı tuzağa düşürdüğünü iddia etmekle kalmıyor, benzer bir tuzağın Rusya için de kurgulandığını düşünüyor.

Bu ipe sapa gelmez, paranoyaya göz kırpan bu tür ‘analizlerin’ işlevinin Rusya’dan özür dileme, ilişkileri kurtarma amaçlı olduğu bu günlerde anlaşılıyor. Zaten pek akıllı bir girişim olmayan uçak düşürme olayından hemen sonra atılması gereken adımlar şimdi atılıyor. Rusya ambargoları devreye girince ‘bilseydik olmazdı’ denildi, ‘üzgünüz’ kelimesi de eklenmişti. Bu tespitlerden sonra, neden ‘kazaydı, pardon’ kelimelerini kullanmak bu kadar uzun sürdü, anlaşılır gibi değil.

Her neyse, artık ekonomik veriler ışığında girdikleri yolun çıkmaz olduğunu, dünya siyasi coğrafyasını yanlış okuduklarını anlamış olmaları iyiye alamet. Ama bu siyasi manevrayı ‘tuzak’ veya ‘aldatılmışlık’ ambalajı ile servis etmek, mide bulandırıyor. Dost olmak için ortak düşman yaratmanın gerekmediğini birileri Saray efradına veya Havuz köşelerine söylese fena olmaz.

İsrail ile ilişkilerin normalleşmesi, Rusya ile diyaloğun başlaması iyi bir şey. Hatta ilişkiler hiçbir zaman bu hale gelmemeliydi. Birilerinin hala ‘tuzağa geldik’ söylemlerine sarılarak özeleştiri kültüründen ve ‘hata yaptık’ diyebilme meziyetinden bihaber olduklarını görmek kaygı verici. ‘Tuzağa’ düşürülenlerin müttefiklerimizle, ABD ve Avrupa ile ilişkileri harabeye dönüştürme potansiyeli kaygı verici. Çünkü o kadar sık aldatılıyorlar ki…

Moskova için rahat olun, Rusya tuzağa gelmez. Ambargolar altında olmasına rağmen Türkiye’ye uyguladığı yaptırımlara bakıldığında, turizm, tarım ürünleri gibi özenle seçilmiş uygulamaların devrede olduğunu görüyoruz. İç pazarı güçlendirici, döviz açığını sınırlayıcı bir politika devrede. Türkiye’nin en bağımlı ve zayıf olduğu gaz silahını kullanmadı Rusya. Kimse zemheri günlerini odun sobası aramakla geçirmedi. Petrol ve yeraltı zenginliklerine dayalı ekonomin dibe vurduğu, ambargoların sürdüğü bu günlerde başka bir seçenekleri de yoktu.

Ankara’nın anlayamadığı olay, Rusya uçağının düşürülmesinin siyasi boyutu idi. ‘Dokunulmaz’ olduklarını düşündükleri için Rus pilotlar yıllardır Avrupa’da cirit atıyor ve oldukça sık hava sahası ihlali yaşanıyordu. Bu oyun “Biz hala ciddiye alınır bir gücüz.” mesajı yanında, nükleer süper güç olmanın da bir nevi şımarıklığı idi. Türkiye zaten ‘süper’ olduğu tartışılan ve bunun ezikliğini yaşayan Rusya’ya şamar oğlanı muamelesi yaptı, uçağını düşürdü.

Düşürmekle kalmadı, özür dileyeceğine diklendi. İşin vahametini fark ettikten sonra, Erdoğan’ın “Rus uçağı olduğunu bilmiyorduk.”, yani bir nevi ‘kaza’ açıklaması da bu yüzden pek inandırıcı olmadı. Tüm dünya gibi, Rusya da olayı doğru okudu. Rusya’nın Suriye politikasının elle tutulur yanı yok. Buna rağmen Suriye’de çözümün Moskova ile diyalogdan geçtiğini bilmekte yarar var. ABD’nin çözüm için ısrarla Rusya ile diyalog arayışı bu yüzden tesadüf değil.

Her neyse, Türkiye en kısa zamanda yoruma mahal vermeyecek kadar açık şekilde özür dileyip, ölen pilotun ailesine tazminat ödemeli. İnsanlık kuralları da bunu gerektiriyor, sadece politik zorunluklar değil. Rusya ile tüm siyasi, ekonomik ilişkilerin boyutu bir yana, Moskova ile diyalog sürecinin Suriye krizini bir gün kısaltması bile yeter. Bu bir gün bin kere özür dilemeye değer.

30.06.2016 16:46