TAKİP ET

Şefik Birkiye ve Ak Saray

Şefik Birkiye-Erdoğan buluşmasını Sultan Süleyman-Sinan buluşması ile karşılaştırmıştık.

Tarih ne gösterir bilmiyoruz, ama şimdilik buluşmanın ürünü bir felaket senaryosuna dönüşmüş bulunuyor. Konuya biraz yakından baktığımızda Ak Saray’ın sadece Erdoğan’ın kendi siyasi mirasına ihaneti değil, Şefik Birkiye’nin de kendi mimari mirasına ihaneti simgelediğini görüyoruz. Bilgi kaynağımız dar olduğu için Ak Saray “Külliyesi” konusunda çok şey söyleyemeyeceğiz, ama Birkiye ve mimarisi biliniyor.

Şefik Birkiye Avrupa şehirlerinin İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra en büyük yıkımı yaşadığı 1970’li yıllarda Brüksel’de meslek hayatına atılıyor. Öğrencilik yılları yıkıma karşı, tarihi şehir dokusunu yıkmadan yapılandırmayı savunan hareket ile yoğruluyor. Arkadaşları ile kurduğu bürosu ve projeleri kısa zamanda göze çarpıyor ve genç bir mimarın ulaşamayacağı projelere imza atma olanağı buluyorlar. Birkiye bu yıllarda grubun kreatif dinamik merkezini oluşturuyor dersek, her halde yanılmayız. Yerimiz dar olduğu için Brüksel şehrinin yeni imajını şekillendiren tüm projelerine eğilemeyeceğiz. Ama Birkiye’nin eserlerini mimarlık okuyan öğrencilere şiddetle tavsiye ederim. Mesela Belçika’nın en büyük bankalarından KBC merkez binası, şehir dokusu ile modern büro gereklerinin buluştuğu estetik bir harika. Şehrin en merkezi yerinde gerçekleştirdiği Radisson Hotel binası gezmeye, barında oturup kahve içmeye değer. Bir kale duvarı kalıntısının, modern bir bina içerisinde nasıl görünür, hatta zenginleştirici bir element olabileceğini görmek istiyorsanız, mutlaka bu otelde kalın. (Öğrencilere biraz pahalı gelebilir). Boulvard Ansbach üzerinde Ünye kırmızısı ile gerçekleştirdiği bina ve en güzel meydanlarda modern yorumlar içeren eserleri için zaman ayırın.

Birkiye’nin tüm bu eserlerinde göze çarpan en büyük özellik Brüksel şehir dokusu ve şehir mimarisine derin bir saygıyı yansıtması. Birkiye’yi ilginç yapan, 1920 ve 1930 yıllarının taklit ve kopyasından kaçınıp, modern yorumlarında bu yılların şehir dokusunu şekillendiren estetiğe atıf yapan, kendine özgü stilidir. Ne yazık ki, Birkiye’nin Ak Saray projesinde bu felsefesini tümden terk ettiğini, proje sahibinin “Osmanlı” zaaflarına hitap etmeye çalıştığını görüyoruz. Yüksek sütunlar üzerine oturtulmuş “Osmanlı Çatısı” AKP kadrolarının önemli bir kısmının hayal dünyasına hitap ediyor. Ülkemizi bir ucundan diğerine saran Sinan mimarisinin çirkin beton kopyalarında gördüğümüz gibi.

Birkiye Brüksel şehir dokusu ve tarihi mimarisine gösterdiği saygıyı Ankara’ya da gösterse Ak Saray’ın sadece mimarisi değil, mekanı da farklı olur veya proje Birkiye imzasını taşımazdı. Ankara, Brüksel gibi 1920 ve 1930’lu yıllarda, Mimar Holzmeister gibi Art Deco mimarisinin en büyük ustaları tarafından şekillenen bir şehir. Meclis binasına ve Genelkurmay cephesine veya Bakanlıklara kısa bir göz atmak, bu olguyu görmek için yeterlidir. Ulus-Kızılay-Çankaya ekseninde oturtulan başkentimizin politik mimarisi de tesadüfe bırakılmamış. Bakanlıklara bakan Meclis binası parlamenter demokrasi kültürünün en güzel örneklerinden biri olduğu gibi, Avrupa’nın Art Deco ve Neo Klasik mimari sentezinin 1962’de bitirilen en son binası olma özelliğini de taşıyor. “Ankara’nın nesi var?” sorusuna onlarca örnekle cevap vermek mümkün. Ak Saray Cumhuriyet mimarisi diyebileceğimiz Ankara’nın tarihi dokusunu sadece terk etmekle kalmıyor, “Osmanlı Çatısı” ile Ankara’nın yeşil dokusu üzerinde beton yığını olarak sırıtıyor.

Her neyse, Birkiye “Başbakanlık Hizmet Binası” değil, “Beştepe Külliyesi” planlama olanağı bulsa idi ne yapardı bilmiyoruz. Büyük bir ihtimalle yan yana konmuş, binalar arası ilişkinin gelişigüzel şekillendiği, çağrışım içerisinde olmayan binalar yığını olmazdı. Büyük bir ihtimalle “Hizmet binası”, Kütüphane, Cami, Yemekhane, Köşk, Müze vs. gibi ünitelerden oluşan bir bütün, “külliye” olurdu. Ak Saray aslında Birkiye’nin imzasını taşısa da, Erdoğan’ın ve AKP’de etkin “Osmanlı nostaljisinin” ürünü. Her halde Ak Saray’ın Ankara’ya yabancı ve siyasi bir soruna dönüşmesi de burada yatıyor. Ak Saray Erdoğan’ın siyasi kriz dönemini simgeliyorsa, Birkiye mimarisi için en büyük gölgeyi simgeliyor. Belki ikisinin de kimyalarının bozulduğu, mutsuzluk yıllarının ürünü Ak Saray. Kim bilir….?

13.08.2015 16:04