TAKİP ET

AİLE TERAPİSTİ NEŞE MEYER

Aile terapisine ihtiyaç duyan her aile terapi yapabilir, bu yasada yazılı bir hak

Aile terapisti Neşe Meyer’in asıl mesleği öğretmenlik ama mezun olduğu yıllarda Düsseldorf’ta öğretmen bolluğu olduğundan ötürü iş bulamayınca, bir daha okula giderek aile terapisti olmuş. Şu sıra kitap yazmakla meşgul. Neşe Meyer ile terapi, aile, çocuklar ve gençlik dairelerini konuştuk.

Aile terapisti Neşe Meyer’in asıl mesleği öğretmenlik ama mezun olduğu yıllarda Düsseldorf’ta öğretmen bolluğu olduğundan ötürü iş bulamayınca, bir daha okula giderek aile terapisti olmuş. Şu sıra kitap yazmakla meşgul. Neşe Meyer ile terapi, aile, çocuklar ve gençlik dairelerini konuştuk.
Neşe Hanım siz 20 yıldır aile terapisti olarak çalışıyorsunuz. Şimdi de bir kitap yazma hazırlığı içindesiniz. Neden bir kitap yazmaya karar verdiniz?
Berlin’de biliyorsunuz 3,5 milyon insan yaşıyor. Bunların 250 bin kadarı Türk. Fakat iki toplumun birbiriyle ilişkileri çok az olduğu gibi birbirleri üzerine bilgileri de yok. Bu geçen 20 sene içinde bende bir sürü birikim oldu. Birikimlerimi yazarak Alman toplumuna -kitap Almanca olacak- bir işaret vermek istiyorum. Bizi tanıyın, bizi tanırsanız bizim de sizlere vereceğimiz bazı şeyler vardır. Karşılıklı bir alışveriş olsun, bizden korkmayın gibi bir mesaj vermek istiyorum.
Siz ne zaman geldiniz Almanya’ya?
1970’te annemin yanına geldim Berlin’e, liseyi bitirdikten sonra üniversiteye gitmek üzere geldim. Ben Duisburg Üniversitesi’nden mezunum. Pedagoji tahsili yaptım. Öğretmenim yani. O zamanlar öğretmenlere iş yoktu. Bunun üzerine ben aile terapisi eğitimini yaptım ve eğitimi tamamladıktan sonra da hemen çalışmaya başladım.

ARBEİTSAMT TAVSİYE ETTİ

Nereden geldi aklınıza taaa o zamanlar terapist olmak?
Benim aklıma gelmedi. Ben Arbeitsamt’a gittim. Üniversite mezunuyum ama iş yok. Onlar bana böyle bir şey yapmak istemez misiniz diye sordular. Ben ilk defa duydum o zaman bu iki kelimeyi. Dedim nasıl bir şey bu. Anlattılar.
Peki, ne yapar aile terapisti, nasıl çalışır?
Bütün aile ile çalışıyorsunuz ama esas amaç çocuklara yardımcı olmak. O yüzden de zaten aile terapisinin giderlerini Jugendamt (Gençlik Dairesi) ödüyor. Çocuk ve Gençlik Yardım Yasası’nda yazılı bir hak bu, terapiyi isteyen her aile, geçerli gerekçeleri varsa, yapabiliyor.
Ne tür sebepler gerekiyor?
Bir sebep anne-baba arasındaki geçimsizlik olabilir. Şiddet varsa, eşinden dayak yiyen anne, çocuğunu dövüyorsa, boşanma söz konusuysa, ebeveynlerden birinde uyuşturucu madde bağımlılığı varsa, evde engelli bir çocuk büyütülüyorsa veya ölüm, psikolojik rahatsızlıklar, kültürel uyuşmazlıklar gibi herhangi bir sebeple ailenin dengesi bozulmuşsa aile terapisi yapılabiliyor ve ücretini devlet üstleniyor. Ailede yolunda gitmeyen bir şeyler olunca, bu çocukların davranışlarına yansıyor. Mesela, çocuklar okula gitmiyorlar, agresif oluyorlar, kendi içlerine kapanıyorlar, ergen çağında olanlar evi terkediyorlar ve bu bilhassa kız çocuklarında oluyor. Sadece okula giden çocuklarda değil, yuvaya giden çocuklarda da bunu gözlemleyebiliyorsunuz.
İlgili mercilere, aileler,  ‘Aile terapisi yapmak istiyorum’ diye kendileri mi başvuruyor?
Genelde yuvalar ile okul aracı oluyor. Çocukların davranışlarında bozukluk gözleyen eğitmen ve öğretmenler Gençlik Dairesi’ni durumdan haberdar ediyor ama bazen de aileler başvuruyorlar. Terapi yapmış olan ve fayda görmüş olan bir aile çevrelerindekilere de tavsiye ediyor. Terapiyi biz de yapmışlarsa örneğin, benim telefon numaramı veriliyor ilgili aileye. Onlar beni arıyorlar, ben de yol gösteriyorum neyi nasıl yapacaklarına dair.

EVVELA TÜM AİLE FERTLERİYLE TANIŞIYORUZ

Peki, siz nasıl bir yöntem izliyorsunuz? İşe nereden başlıyorsunuz?
Evvela bütün aile fertleriyle tanışıyoruz. Sonra bir sohbet yapıyoruz ve tüm aile fertlerinden kendi gözleriyle ailenin problemlerinin neler olduğunu anlatmasını istiyoruz. Kimisi ailenin tüm bireyleri önünde konuşamıyor, o zaman tek tek konuşuyoruz. Ama hiç kimsenin söylediğini diğerine anlatmıyoruz. Bütün öğrendiklerimizi biz kimseyi ele vermeden ortadan konuşarak tüm aile bireyleriyle çalışmalarımızı yapıyoruz. Herkes kendi payına düşeni alıyor ve değiştirmesi gereken şeyi değiştirmeye başlıyor.
Ne kadar sürüyor bu?
Bir sene boyunca sürüyor terapi. Başta haftada bir görüşüyoruz aile ile sonra iki haftada bir, sonra da ayda bir.
Ailelerin terapisti seçme hakkı var mı?
Evet, var. Terapiyi yapma hakları olduğu gibi terapisti seçme haklarıda var. Ben sorunları olan ailelere, sorunlarınızı ne kadar erken çözerseniz çocuklarınız o kadar az zarar görmüş olur diyorum. Çünkü sorunlar uzadıkça çocukların gördüğü zarar artıyor. Mesela, bir çocuk okula gitmemeyi öğrendikten sonra ona her gün okula gitmesi gerektiğini öğretmek zorlaşıyor. Çocuğun işi okuluna gitmek ama çocuk bunu biraz boşladı mı iyice okuldan uzaklaşıyor, unutuyor görevinin okula gitmek olduğunu.
Böyle bir durum hasıl olmuşsa siz devreye girip hem çocuğa hem aileye yardımcı oluyorsunuz.
Evet, biz velilere çocuğuna nasıl sınır koyabileceğini, çocuğa nasıl ‘evet, okula gideceksin’ diyeceğini, hangi metotları uygulayabileceğini, gerekirse sabahları çocuğu okula götürmeleri gerektiğini öğretiyoruz. Öğretmenlerle, okul ile irtibatta kalmasının yararlarını anlatıyoruz. Aile bizim tavsiyelerimizi uygulamaya başlayınca çocuk çemberin daraldığını, yani anne babanın kendisiyle çok yakından ilgilendiğini görünce yola giriyor. Çocuğun istediği de zaten bu: İlgi.
Siz bir yıl boyunca anne babaya rehberlik ediyorsunuz ve onların davranışlarını düzeltmelerine aynalık ediyorsunuz. Böyle diyebilir miyiz?
Evet, aynen öyle.
Bizim ailelerin yaşadığı sorunları başlıklar altında toplamak gerekirse neler söylenebilir?
Bizim ailelerde karı-koca geçimsizliği çok fazla. Başka bir sorun, hala eşlerin Türkiye’den getirilmesi. Yetişme tarzları birbirine uymuyor. Bizde genelde erkekler çalışır ama Türkiye’den buraya gelen eş erkekse iş bulamıyor ve bütün gün evde duruyor. Evli, genç bir erkeğin evde oturması kadar kötü bir şey olamaz. Sadece bu durum kavgaların, anlaşmazlıkların tetikleyicisi oluyor, çünkü erkeklerin hem kendilerine hem de karılarına saygısı azalıyor. Bazıları saldırganlaşıyor, karısını dövmeye başlıyor. Bir de akraba evlilikleri sorunu var. Orada sadece karı-koca sorun yaşamıyor, bütün sülale işin içine giriyor. Engelli çocuğu bulunan ailelerde sorunlar yaşanıyor. Anne veya babanın psikolojik rahatsızlıkları olabiliyor. Ergenlik çağına gelen çocuklarda kimlik arayışları oluyor. Ergen yaşa gelenler Almanlar gibi mi olayım, Türkler gibi mi arayışına giriyorlar. Diğer bir sorun çocukların okula devamsızlığı. Ama çocuklar bunu bilinçli olarak yapmıyor, ailedeki sorunlara dikkat çekmek için yapıyor. Aile terapistinin de özü, ne yapılmalı ki, çocuklar güzel bir ortamda büyüsünler sorusuna cevap bulmaktır.

BİR BABA ‘BENİ YÜKTEN KURTARDINIZ’ DEDİ

Bu arada Almanya’daki Türkler arasında terapiye bakış açısı değişti, değil mi? Eskiden terapi yapmak delilik ile eşdeğer tutuluyordu.
Terapiye bakış açısı değişti. Bunu kesinlikle söyleyebiliriz. Ailelerin bir çoğu fayda görmüşlerse  diğerlerine anlatıyorlar ‘Siz de yapın’ diye. Bizim Türk doktorlar da terapi tavsiyesinde bulunuyorlar. Terapi artık işe yarayan bir yöntem olarak görülüyor ancak tüm toplum bunu böyle görmüyor. Terapiye kapalı olanlar da çok ama onların terapi üzerine bilgileri de yok.
Peki, başarı oranı ne kadar?
Yüzde 85-90 diyebiliriz.
Büyük başarı. Peki, geri dönüşler oluyor mu?
Oluyor. Mesela, lise mezunu bir baba, terapinin bitiminde bana telefon etti ve teşekkür etti. ‘Niye?’ dedim. ‘Siz bana çocuklarımı dövmemeyi öğrettiniz ve beni çok büyük bir yükten kurtardınız. Ben manen çok hafifledim.’ dedi. Çocuğuna çalışma masası veya kitaplarını koyacağı bir raf almayı akıl edemeyen babalar, anneler var. Yine bir baba bana bu yüzden teşekkür etti. ‘Masayı aldığımızdan beri çocuk ders çalışıyor’ dedi. Çok basit bir şey, değil mi? Ama bazı aileler bunu bile düşünemiyor.

ÇOCUĞUM ALINIR DİYE KESİNLİKLE KORKMASINLAR

Siz tek başına çalışan bir terapist değilsiniz. Terapistlerin aynı çatı altında buluştuğu bir derneksiniz. Ressourcen e.V. derneğin adı ve 1993 yılında kuruldu.
Evet, doğru. Ben derneğin başkanıyım. Benimle birlikte 7 terapistiz. İki Alman meslektaşımız var aramızda. Genellikle bir erkek, bir kadın terapist olarak gidiyoruz ailelere.
Bu yazıyı okuduktan sonra belki bazı anne babalar ‘Biz de bir aile terapisi yapsak bize iyi gelir’ diye düşünebilirler ama öte yandan ‘Sorunları öğrenince Gençlik Dairesi çocuğumu elimden alabilir’ endişesi de yaşanabilir. Böyle düşünenlere ne söylemek istersiniz?
Kesinlikle korkmasınlar. Çocukları hiç bir şekilde ellerinden alınmaz. Diyelim ki biz terapiye başladık. Zaten önce bize soracaklar ‘Alınsın mı?’ diye. Biz anne ile babanın sorunları çözmek için çaba göstermeye hazır ve istekli olduğunu görüyorsak,  bu durumda her zaman çocukların ailelerinde kalmalarından yana oluruz ve aileye yardımcı olmak için elimizden gelen her şeyi yaparız.

ÇOCUKLARI GERİ ALMAK MÜMKÜN

Peki, çocukları şu anda Gençlik Dairesi’nin çatısı altında bulunan anne babalar çocuklarını geri alabilmek için girişimde bulunup, sizden yardım isteyebilirler mi?
Tabiiki. Bu aileler,  biz çocuğumuzun bize geri gelmesini istiyoruz deyip aile terapisi talebinde bulunabilirler. ‘Biz çocuğumuzu geri alabilmek için neleri değiştirmemiz gerektiğini öğrenmek istiyoruz, bunun için yardıma ihtiyacımız var’ diyebilirler ve isterlerse bizim ismimizi de verebilirler. ‘Biz şu terapist ile çalışmak istiyoruz’ diyebilirler, buna resmen hakları var.
Geri dönebiliyor mu gerçekten çocuklar?
Tabi dönüyorlar. Tek koşul var, o da ailenin çocuğun alınmasına sebep olan şeyleri düzeltmesi lazım. Mesela, çocuğa dayak katiyetle olmayacak, manevi baskı da olmayacak.
Manevi baskıdan ne anlıyoruz?
Dövmez ama çocuğu öyle bir korkutur ki, çocuk siner ve serbest gelişemez. Serbest gelişmek çocuğu serbest bırakmak anlamına gelmez. Bu kuralsızlık demek değildir. Kurallara herkes uyacak, başta anne baba. Bir örnek veriyorum: Bilindiği gibi bizim ailelerde işsizlik çok fazla. İşsizlik yaşanan ailelerin çoğunda, sabah okula gitmek için bir tek çocuk kalkıyor. Çocuk tek başına giyiniyor. Ne bulursa mutfakta onu yiyiyor. Belki de aç karnına çıkıyor evden. Bu olmayacak bir şey. İşsiz de olsa sabahları anne ve babanın çocuktan önce kalkması lazım. Uyanan çocuk görecek, anne ve baba ayakta, kahvaltısı hazır. Anne babanın yapmadığı bir şeyi çocuk da yapmaz. ‘Söylüyorum ama yapmıyor’ diyorlar. Söylemekle olmaz, anne baba kendisi çocuğuna örnek olacak. Çocukların düzenli bir hayata ihtiyaçları var. Çocuğun hayatında düzen sağlamak da anne babanın işi.
Son olarak sizden iletişim bilgilerinizi rica etsem.
Mail adresim: nese.meyer@ressourcen-ev.de Telefon numaralarım: 030/30 50 376 veya 0170.52 34 990

GÜLAY DURGUT BERLİN

08.06.2016 19:00