TAKİP ET

…Nokta…

Köşe yazımı yazmak için 15 günlük seyahatimde aldığım notlara baktım.

Önce bilgisayarın masaüstüne koyduğum notlara, açtığım Word dosyalarına; ardından cebimde ve çantamda sürekli taşıdığım küçük ve büyük not defterime. O kadar çok not almışım ki, şunu da yazayım, bunu da yazayım dediğim o kadar çok husus olmuş ki, gazete bana bir günlüğüne 10 sayfayı verse inanın yetmez.

Bir tanesini tercih edeceğim bugün. Yazının başlığında gördüğünüz gibi önüne ve sonuna üç nokta koyup ortasına yazı ile “nokta” yazdım. İmla kuralları arasında nokta, cümlenin bittiğini ifade eden işarete verilen isimdir. Yazı ile yazıldığında veya konuşma dilinde nokta demek –ki buna ıstılahta diyebiliriz- sözün bittiği yer demektir. Yani ele alınan mevzuda söz söylenir, değerlendirme yapılır, nokta işareti konulur ve ardından n-o-k-t-a denir. Manası açıktır bunun, söz bitti, fazla söze, fazla yoruma ve daha öte bir değerlendirmeye ihtiyaç yok.

Başlıkta gördüğünüz nokta kelimesinin önünde ve sonundaki nokta işaretlerinin ise farklı manaları vardır. Öncesine koyduğunuz üç nokta, bu işin öncesi ve uzun bir hikâyesi var manasına gelir. Sonrasına koyduğunuz üç nokta ise hikâye devam ediyor demektir.

Yaklaşık iki yıldan beri siyasi gündemle alakalı kendi ilgi alanıma giren gelişmeler hakkında yazdığım yazılarda kaç defa cümleyi bitirip noktayı koymuş ve ardından sözün bittiği yer burası zannedip “nokta” demiştim. Bu sütunun takipçileri “nokta” diye bitirdiğim o türlü cümleleri hatırlarlar. Bana son noktayı koyduran şey, siyasi iktidarın aklın, kalbin ve vicdanın kabulü adına daha ötesine yol bulunamaz dediğim karar ve uygulamalarıydı. Onları gördükten sonra daha kötüsü olamaz diye düşündüm ve her defasında nokta dedim bitirdim. Fakat itiraf edeyim, yanılmışım. Son noktayı henüz koymamış ve koyamamışız. Daha kötüleri de varmış ve olmaya da devam ediyor.

Bu kısa izahtan sonra konuya gelelim; konu Nokta dergisinin yayınladığı bazı iktidar partisine mensup üst düzey yönetici kişilerin 7 Haziran seçim değerlendirmeleri ile 1 Kasım öncesi seçim stratejilerini masaya yatırdıkları konuşmalar.

İki haftadan beri çok sözü edildi bu günlüklerin. Getirilen yayın yasağına rağmen, yapılan yorumlar hiç kesilmedi. Havuz medyasında da, meselelere eleştirel bir gözle bakan, doğruya doğru, eğriye eğri diyen basın meslek kurallarına uygun olarak yayın yapan gazete ve TV’lerde nice müzakerelere konu oldu. Fakat meselenin benim ele alacağım boyutu takip edebildiğim kadarıyla hiç konuşulmadı. Halbuki burası ‘pipet, duygusal vampirlik’ vb. itiraflar ekseninde yapılan konuşmalar ve yorumlar kadar önemli.

Nedir o? Bakın o iki günlük konuşmalara; din yok orada, İslam yok, Müslümanlık yok, dava yok, iman yok, vicdan yok, insaf yok, hukuk yok, adalet yok, demokrasi yok, eşitlik yok..! “Günaydın, şimdi mi anlıyorsun bunu? 2007’den, 2010’dan ve en iyimser tahminle 2013’ten beri yok.” diyebilirsiniz. Ya da “Kendinle çelişiyorsun, bir paragraf önce yazdığın akıl, kalp ve vicdanın kabul etmediği, daha kötüsü olamaz dediğin düşüncelerle çatışıyorsun” diye itiraz da edebilirsiniz. Hayır, ne çelişiyor ve ne de çatışıyorum, aksine bilerek söylüyorum. Evet, din, iman, İslam, Müslümanlık, dava, adalet, hukuk, özgürlük vs. yok derken kastettiğim şey: İki gün boyunca saatler süren o stratejik konuşmalarda bahsini ettiğim kavramlar lafta bile olsa ağza alınmıyor, neredeyse bir tek defa zikredilmiyor diyorum. Halbuki kendini baştan bu yana “dindar muhafazakar” olarak tanımlayan, seçim meydanlarında elde Kur’an, dilde iman sürekli dine ait şeyleri pazarlayan bir partinin üst kadrosu seçim değerlendirme ve yeni seçim stratejisinde varlık sebebi olarak kabul ettikleri bu kavramlar etrafında konuşmalı değiller mi? Ya da ülkeyi bir dönem daha yönetmeye talip olduklarına göre siyasi, ekonomik, kültürel, dış politika vs. konuları masaya yatırıp nerede hata yaptık ve ne yapabiliriz demeli değiller mi?

Teknoloji sağ olsun, metni Word dosyasına aldıktan sonra İslam başta olmak üzere bazı kelimeleri yazdım ve “bul” komutu verdim. Siz de yapabilirsiniz. Karşıma çıkan sonuçları paylaşayım. İslam; 0. İslam dini; 0. İslami hareket; 1. İslamcı; 1. İslam dünyası; 2. Müslüman; 0. Müslümanlık; 0. Mümin; 0. Dava; 1. Vicdan; 0. İnsaf; 0. Hukuk; 1. Hak, 4. Adalet; 0. Demokrasi; 1. Eşitlik; 0. Özgürlük; 4.

Karneyi böyle belirledikten sonra karar veremiyorum; üç nokta mı koyayım yoksa bir nokta mı? Kararı siz verin. Ama karar vermeden önce AKP’nin resmi sitelerinde hâlâ duran parti programını bir okuyun. Mevla akıbet u encamımızı hayr eyleye!

29.10.2015 16:20