TAKİP ET

Ma’ruf’un İslâm’daki yeri

Geçen hafta cahiliye kavramına genellemeci ve indirgemeci bir yaklaşım sergilediğimiz konusunu yazmıştım. Kaldığım yerden devam edeceğim.

Bazılarının “Allah’ın tarihe müdahalesi” diye tanımladığı kutsal kitabımız Kur’an’ın, müdahalede bulunduğu spesifik hadiseler o toplumun somut gerçekleridir ve bahse medar olan müdahale İlahi iradeye uymayan hadiseler için geçerlidir. Bir önceki yazımızda ifade ettiğimiz nikah ile alakalı hükümlerin hemen hepsi, Mucadile süresinin ilk ayetini teşkil eden kocasından şikayet eden kadının problemi; boşama, boşanma, mehir ve nafaka ile alakalı ayetler; zihar, lian, nesep, süt ve evlilik vesilesiyle gerçekleşen geçici ve kalıcı evlilik engelleri; faiz, miras, alış-veriş ve çeşitleri; mudarebe, murabaha, inan, müsakat, müzarat vb. isimler altında bugün fıkıh kitaplarımızın şirketler bölümünü oluşturan ticari ve zirai ortaklıklar; sipariş akdi; ev, oda, eşya, hayvan gibi araçların kiralanması; savaş esirleri; ganimet taksimi; köle azadı; diyet, kısas ve haddler; kefaretler ve benzeri yüzlerce konu bu cümledendir. Söylemeye çalıştığım husus şu; İslam’ın neşet ettiği toplumda yaşanagelen bir hayat var ve o hayat devam ediyor. İslam da hem imanî hem de amelî hayatta karşılığı olan meselelere inşa, kabul, ıslah ve ret çerçevesinde müdahale ediyor.

Pekala sosyal ve toplumsal hadiselerde Kur’an’ın yani İlahi iradenin müdahalesi hangi ana esas ve temel üzerine oluyor? Bu çok önemli bir soru ve cevabı da Kur’anî perspektiften bakıldığında çok basit. Bir tek kelime ve bir tek kavram: “ma’ruf.” Tekrar ediyorum; Bütüncül bir gözle Kur’an’ı okuyun ve İlahi iradenin müdahale etmiş olduğu spesifik, somut meseleleri masaya yatırın; karşınıza çıkan tek bir kavram vardır; ma’ruf. Eğer hayatın tabii akışı içinde devam edegelen pratikler ma’ruf çizgisindeyse müdahale yok; eğer aslı itibariyle ma’ruf kategorisinde ama uygulamada aşırılıklar, eksiklikler varsa müdahale aslına değil faslına ve eğer ıslahı gayri kabil ise ret ve ortadan kaldırma şeklinde olmuştur. Nitekim gerek Kur’an’ın müdahale ettiği her bir mesele üzerinde yapılan derin araştırmalar, gerekse “ma’ruf kavramı üzerinde yapılan çalışmalar bunu anlatmaktadır. Mesela; Kur’an’da ma’ruf kavramı 39 defa geçer. 3 tanesi Mekkî sürelerde 36 tanesi Medenî surelerdedir. 36 ayetin 17’si ise aile hukuku ile alakalıdır. Bu kavrama vurgu yapılarak gerçekleştirilen bütün düzenlemeler yukarıdaki belirttiğimiz inşa, kabul, ıslah ve ret eksenindedir.

Burada işin en dikkat çekici yanı, ma’ruf kavramının Kur’an’da tanımının olmayışıdır. Bunun ifade ettiği mana açıktır; Allah onu toplumun sağ duyusuna, genel kabulüne havale etmiştir. Bu da bir taraftan Allah’ın insana ve topluma duyduğu güvenin göstergesi, diğer taraftan da iradesini, ihtiyarını, özgürlüğünü elinden almamasıdır.

Hasılı; cahiliye kavramını genellemeci ve indirgemeci bir zihniyetle ele almak doğru değildir. Bu açıdan merhum Seyyid Kutup’un “20. asır cahiliyesi” türünden benzetmeler selefi zihniyeti besleyen unsurlar arasındadır. Bu demek değildir ki günümüz dünyasında cahiliyeyi hatırlatan uygulamalar yoktur. Elbette vardır ve var. Mühim olan bu ayırımın iyi yapılması ve parçacı bir yaklaşımla meseleyi ele almaktır. Kaldı ki böylesi bir durum Peygamber Efendimiz (sas) döneminde bile var. Cahiliye dönemi ırk, kabile ve sosyal statü anlayışıyla Hz. Bilal’e zencinin oğlu diye hitap eden Ebu Zer’e Efendimiz’in beyanı bunu gösterir: “Ya Ebu Zer! Sende hâlâ cahiliye kalıntıları görüyorum. Kişi hiç anasından dolayı kınanır mı?” Bir adım daha ötesi, ihtimal Allah Resulü (sas) yeniden cahiliye dönemine dönüleceği endişesini yaşıyor olacak ki ümmetine veda haccında açıkça şu ihtarda bulunuyor: “Ey İnsanlar! Muhakkak Rabbinize kavuşacaksınız. O da sizi yaptıklarınızdan dolayı sorguya çekecektir. Aklınızı başınıza alın da benden sonra birbirinizin boynunu vuracak şekilde dalâlete, vahşete düşerek cahiliye devrine dönmeyin.”

Hayatı siyaset üzerinde okuyan zihniyet, ‘Bu konunun günümüzle ne alakası var?’ ya da ‘Sözü ne zaman siyasete getirecek?’ diye düşünmüş olabilir? Olması gerekmiyor. Çünkü hayat siyasetten ibaret değil.

25.06.2016 23:09