TAKİP ET

Şiddet görüntüleri ve IŞİD propagandası

3 Şubat 2015 günü dünya Ürdünlü pilotun kafes içine konularak IŞİD tarafından diri diri yakıldığının gösterildiği görüntülerle uyandı.

Twitter hesabı üzerinden paylaşılan 18 adet video görüntüleri insanlıktan nasibi kalan herkesi dilhûn etmeye yetti. Katil, vahşi, canavar vb. sıfatlar mevcudu tavsif etmek için yetersiz kalmıştı. Tam bir çaresizlik hakimdi kamuoyunda. Kim ne diyeceğini, nasıl yorum yapacağını bilemiyordu. “İnsan düşünen hayvandır.” diyen Aristo bu manzarayı görseydi ne derdi kestiremiyorum ama bunun Kur’an’ın insanın hayvandan da aşağı olduğunu ifade eden ayete delil olduğundan hiç kuşkum yok. Çünkü hayvanın bile hemcinsine reva görmeyeceği bir vahşilikti bu.

Işid, vahşet görüntüleri neden Dünyaya servis ediyor?

Sular durulduktan sonra yapılan tartışmalardan bir tanesi bu vahşetten kimin ne kazandığı ve ne kaybettiği üzerine kuruldu. Herkesin ittifakla söylediği şey kaybedenin İslam ve Müslümanlar olduğuydu ki doğruydu. O gün bugün vahşetin vaki ve muhtemel sınırları adına ölçü olarak önümüze konuyor o manzara. Burada can alıcı bir soru, IŞİD neden bu görüntüleri bütün dünya kamuoyuna servis etti? Daha önceden de kafa kesme görüntülerini servis etmişti. Bunlarla hem kendisinin hem de mensubu olduğu İslam dininin itibar kaybına uğrayacağını, İslam’ın terör ve vahşetle özdeşleştirileceğini, dünyanın dört bir yanında yaşayan Müslümanların hayatını zora sokacağını hesaba katmamış mıydı?

O gün bugün benim zihnimi kurcalayan bu sorunun cevabını Paris saldırıları sonrası batı medyasında yayınlanan makalelerin satır aralarında buldum. O yorumlara dayanarak söylüyorum; çocukluğundan beri masaüstü, laptop bilgisayarlarında, cep telefonlarında ya da Nintendo, Play station, X Box gibi aletlerdeki savaş oyunları, Hollywood filmleri ile radikalliğe açılan kapıdan içeri girenler, belli bir yaşa geldiğinde bunlarla tatmin olmuyor; o şiddet manzaralarını gerçek hayatta tatbik etmek istiyormuş. Nitekim anlatılanlar doğruysa, 3 yıl süren ve 312 bin kişinin öldüğü Bosna Savaşı esnasında bazı insanların Sırp cephesinde devriye güçlerine katıldığı, keskin nişancıların kullandığı silahlarla Müslümanları öldürdüğü ve işin en garibi öldürdüğü her Müslüman adına Sırplara para verdiği söylenir.

Ve acı gerçek, bahsini ettiğim yorumlarda gördüğüm şey, gerek kafa kesme görüntüleri gerekse Ürdünlü pilotun kafes içine konulup yakılması Batı’da radikal gençler adına cazibe unsuru olmuş ve sırf bu yüzden IŞİD sempatizanı haline gelenler varmış. Bir başka ifadeyle bizim “İslam’ın dırahşan çehresini karartıyorlar”, “Bu vahşice katliamı, bu hunharca cinayeti işleyenler Müslüman olamaz.” “Gerçek İslam bu değil. İslam hiçbir hal u kârda böylesi terör eylemlerine cevaz vermez.” dediğimiz, üzüldüğümüz, konuştuğumuz, yazdığımız eylemler bu zaviyeden bakılınca IŞİD’in eleman toplamasına vesile olan görüntüler oluyormuş.

Bahse medar olan gençlerin Müslüman kimlikleri ise tam bir muamma. Zira burada asıl amaç içlerinde taşıdıkları ve radikalize olmuş şiddet duygularını gerçek hayatta vahşice öldürecekleri insanlarla tatmin ederek sükûnet bulmak. Amaç bu olunca Müslüman olup olmamak teferruat haline geliyor. İlginçtir aynı makalelerde böylesi gençlerin ne kendilerine has özgün düşüncelere ne bu temel üzerine oturan özgüvene sahip olmadıkları için başkaları tarafından belirlenen sert, katı, haşin ve acımazız kurallara göre yaşamayı tercih ettikleri de yazılıyor. Anlaşıldığı üzere oldukça çapraşık iddialar ve bunların ispatı da, izahı da ancak uzmanlarının yapacağı alan çalışmaları ile mümkün.

Radikal gruplara katılım artıyor

Bu bağlamda radikalize olma yaşının küçüklüğü ile radikal gruplara katılma oranının sürekli artış göstermesi istatistikî verilerle doğrulanan bir başka çarpıcı gerçek. Son iki yıllık mukayeselerde tüm yaş gruplarında radikal terör örgütlerinde katılım oranı mesela İngiltere’de üçte bir oranında artmış. Bu oran 18 yaş altında ikiye katlanmış. Katılma yaşı 11-12 yaşa kadar düşmüş. Neden? Cevaplar internet kullanımı ve terör örgütlerinin sosyal medya başta olmak üzere internet ve onun sunduğu tüm imkânları iyi kullanması üzerinde düğümleniyor. Özellikle IŞİD’in 30 ila 40 arasında olduğu söylenen Twitter hesapları bu hususta en etkin rolü oynayan vasıta.

Son bir nokta, maalesef 14 kişinin ölümü ile neticelenen San Bernardino katili olan karı-kocanın saldırı öncesi hayatlarındaki genel tavırları, giyim-kuşamları, iş ve mahalle çevresiyle iyi münasebetleri, terör ve terörist düşüncelerle uzaktan yakından alakalarının olmaması, aynı profil içinde yer alan Müslüman ailelerin de izleme kapsamına girmesini netice verdi. Bir başka ifadeyle mezkûr terörist eylem, sıradan, samimi, temel hak ve özgürlüklere saygılı, ötekisini ötekileştirmeden kabul eden, dini, siyasi, kültürel her türlü farklılığı yaşadığı hayat adına zenginlik ve renklilik olan gören her Müslüman ailenin şüpheli bakışları üzerine çekmesine yetti. Bununla beraber özellikle Amerika’da bazı çatlak sesleri devre dışı bırakacak olursak, siyasi ve bürokratik kesimin meseleyi ele alış keyfiyetleri, 11 Eylül sonrası ile mukayese edilemeyecek kadar iyi.

23.12.2015 16:56