TAKİP ET

Toplum neye layık olursa Allah onu verir onlara?

Enfal ve Raad sûrelerindeki ayetler bu uyarıyı yapmaktadır bizlere: ‘Allah, bir topluma verdiği nimeti değiştirmez, toplum o nimete karşı şükrünü değiştirmedikçe! Yani nimete karşı şükür arttıkça nimet artar, şükür azaldıkça nimet de azalmaya başlar. (53-11)

Kulların nimetin kıymetini bilip bilmemesine göre tecelli eden bu İlahi adalet, şöyle bir Hz. Ömer adaleti örneğiyle da anlatılır bizlere. İsterseniz birlikte okuyalım günümüze mesaj yüklü bu Hz. Ömer misalini.

Halife Hz. Ömer, geçtiği yollarda halkın yürümesini zorlaştıran taşları, dikenleri dışarıya atarak yürümeyi âdet edinmişti. Bir gün yine yolda giderken gözüne çarpan bir taşa ayağıyla vurdu. Taş, karşıdan gelmekte olan halktan birinin ayağına çarptı. Aradan bir sene gibi uzun zaman geçmişti. Hz. Ömer, yine aynı yolda yürürken, ayağına taş değen adamın karşıdan geldiğini görünce hemen durup cebinden bir miktar para çıkararak ‘Buyur bunu harçlık yap’ dedi. Heyecanlanan adam: ‘Harçlığım var, ya Emirel Mü’minin’ dedi ise de, ‘Buna rağmen kabul etmeni istiyorum’ diyerek şöyle açıklama yaptı: ‘Geçen sene bu yolda taşları ayıklayarak giderken ayağımla vurduğum bir taş, yuvarlanıp senin ayağına değmiş; ben de halkımdan birinin ayağını incittiğim için sene boyu üzüntü hissettim. Alır da hakkını helal edersen, beni bir senedir hissettiğim bu üzüntüden kurtarmış olursun!’

Bu olay, o günkü yöneticiden bir örnek. Bir de o günkü halktan örnek arz edelim.

Halktan biri olan Hz. Ebu Zer, komşusunun karnı açken Müslüman’ın evinde tok olarak uyumasının caiz olmayacağını söylüyor, elinde imkânı olanların ihtiyaç içinde inleyen aç kardeşlerini doyurmadan evlerinde uyumalarının helal olmadığını iddia ediyordu. Onun bu iddiasında ne kadar samimi olduğunu anlamak için bir akşamüzeri kendisine bir kese dolusu para gönderip hediye olarak kabul etmesini istediler. Ebu Zer, bu parayı kendisinden daha zor durumda olan komşulara vermek gerektiğini söyleyince, parayı getiren köle, “Bunu sana kabul ettirebilirsem hürriyetime kavuşacağım sözü verildi.” diyerek, parayı kabul ettirdi. Sabah ise köle erkenden geri gelerek:

– Size akşam getirdiğim parayı yanlış adrese getirmişim. Başkasına vermem gerekirmiş; parayı geri istiyorlar, deyince Ebu Zer’in cevabı şöyle oldu:

– ‘Ben komşularımın ihtiyaç içinde inledikleri sırada evinde bol para ile uyumamın caiz olmayacağına inandığım için, verdiğin parayı eve götürmeden aç yatan yoksul ailelere akşam dağıttım, ondan sonra gelip evimde uyuyabildim. Şu anda sana iade edecek para yoktur bende’ karşılığını verdi.

Bu da o günkü halktan bir örnek.

Şimdi bir de hicretin yetmişinci senelerinde Emevi-Abbasi çekişmeleri sırasında halkın birbiriyle kavgaya başladığı günlere bakıyoruz. Zulmüyle şöhret yapmış Haccac-ı Zalim, olanca katılığıyla halka zulmünü sürdürüyor. İşte bu sıralarda kendisine halktan gelen teklif şöyle oldu: ‘Sen Hz. Ömer’in halkına karşı gösterdiği şefkatli, adaletli tavrını biliyorsun. Ne olur, biraz da ona benze. Onun gibi adaletli davran bize. O, halkının kazara ayağına bir taş dokundurmasından bile üzülüyor, bir sene sonra da olsa, incittiği halkından helallik diliyordu!’

Halkın bu isteğine Haccac’ın tarihî cevabına bakın lütfen:

– Ömer’in zamanında Ebu Zer gibi birbirini düşünen kardeş halk vardı. Siz Ebu Zer gibi birbirini düşünen kardeş halk olun, ben de Ömer gibi sizi düşünen adil yönetici olayım. Siz Ebu Zer gibi kardeş halk olmuyorsunuz, ama benden Ömer gibi adil yöneticilik istiyorsunuz. Allah, birbiriyle uğraşan geçimsiz insanlara Ömer gibi yönetici göndermez. Halk neye layık halde ise yönetici de ona münasip şekilde gelir. Bunu böyle bilin. İyi yönetici istiyorsanız siz kendi aranızda kardeş kardeşe iyi geçinin, iyi örnek verin, sonra iyi yönetici bekleyin!’

Ne dersiniz bu cevaba? Biz Ebu Zer gibi birbirini düşünen kardeş halk olmadıkça Hz. Ömer gibi yöneticiler nasip olmaz mı bizlere? Önce bizim kardeşçe münasebetlerimizi düzelterek kucaklaşmamız mı gerekecek? Nitekim şu anda iyiye doğru küçük gelişmeler oluyorsa bu da kardeşçe birlik beraberliğimizi korumaya doğru yönelmemizin peşin bir sonucu değil mi?

– Fatebiru ya ülil ebsar! Düşünün ey basiret sahipleri!

03.11.2015 16:23