TAKİP ET

‘Sakın deme, benim namazım nerede, gerçek namaz nerede?’

Çoktandır cevap verme fırsatı bulamadığım namaz sorularının cevaplarını arz etmeye çalışacağım bugün inşallah.

Soru: Sizi okumaya başladıktan sonra ihmal ettiğim namazlarımı aralıksız kılmaya başladım. Bununla da kalmayıp geçmişte kılamadığım namazlarımı da kaza etme gayretine girdim. Bulduğum her fırsatta namazlarımı hep kaza etme azmi içindeyim. Ancak bazı söylentiler beni tereddüde düşürdü. Kaza namazı her zaman kılınamazmış. Bir günde üç kerahet vakti varmış, bu üç vakitte namaz kılınması uygun olmazmış. Namaz kılınmayan bu üç vaktin başlayıp bitimine ait vereceğiniz bilgiye ihtiyaç duyuyor, cevabınızı ümitle bekliyorum.

Cevap: Gerçekten de günün bütün vakitlerinde kaza namazı kılmak caizdir. Ancak üç kerahet vakti müstesna. Bu üç kerahet vakti girince namaz kılınmaz. Bu vakitleri de kısaca şöyle tarif edebiliriz.

Birinci kerahet vakti: Sabah namazından sonra güneşin doğuş dakikasıyla başlar, 45 dakika devam eder.  Bu 45 dakika geçtikten sonra öğleye on dakika kalıncaya kadar namaz kılma serbestliği sürer.

İkinci kerahet vakti: Öğle namazına 10 dakika kalınca başlar, on dakika sonra  kerahet vakti de bitmiş olur. Öğle namazı başlar.

Üçüncü kerahet vakti ise: İkindiden sonra akşam namazına 45 dakika kalınca başlar, akşam namazı vakti girmesiyle de bitmiş olur.

Demek ki sabah güneşin doğuşuyla, akşam da güneşin batışıyla başlayan kerahet vakitlerinin müddetleri 45’er dakikadır. Öğleye yakın zamandaki kerahet vaktinin müddeti ise son görüşe göre sadece 10 dakikadan ibarettir.

Bu üç vaktin dışında dilediğin vakitlerde istediğin kadar kaza namazı kılar, namaz borçlarından kısa zamanda da kurtulabilirsin. Böylece nakitten de kıymetli olan vaktini en iyi değerlendiren bir mümin olma vasfını da kazanmış olursun.

Soru: Yolculukta seferi olarak kısa kılacağım namazı yolda kılamayıp da evime dönünce kılacak olsam, tam olarak mı kılacağım, yoksa seferi olarak borçlandığım gibi kısa mı kaza edeceğim?

Cevap: Namazlar nasıl borçlanılmışsa öyle kaza edilir. Seferde borçlanılan namaz evde de kılınsa seferi gibi kısa kılınır. Evde farz olan namaz seferde kılınacak olsa, farz olduğu gibi tamam kaza edilir.

Soru:  Bazen namaz kılarken kalbimiz, gönlümüz bir sürü dünyevî konularla dolup taşıyor.

Bu defa da bizim kıldığımız böyle dalgın ve yorgun namazlar sahih oluyor mu acaba diye endişeye kapılıyor, derin üzüntüye maruz kalıyoruz. Bu perişan halimize siz nasıl bakıyorsunuz? İbadetlerimizdeki bunca dalgınlığımıza rağmen yine de ümitli olalım mı?  Rabb’imizin sınırsız af ve mağfiretinden ümit kesilmemeli mi yine de?

Cevap: Hepimizi derinden ilgilendiren bu önemli konuda Bediüzzaman Hazretleri’nden gelen bir müjdeli uyarı, hepimizi sevindirip ümit ve şevk veriyor. İsterseniz bu şevk veren ümit dolu açıklamayı birlikte okuyalım kendi ifadesinden.

Namazlarını derin bir huşu içinde kılma hassasiyetine sahip olan Hazreti Üstad, ümit veren ifadesinde bakın ne diyor ümitsizlere:

“Sakın deme, ‘Benim kıldığım bu namazım nerede, şu hakiki namaz nerede?’ Zira, bir hurma çekirdeği hurma ağacı gibi, kendi ağacını -içinde taşır ve- tavsif eder. Fark, yalnız icmal ve tafsil ile olduğu gibi, senin ve benim gibi avamdan birinin -velev ki hissetmese de-  namazı, büyük bir velinin namazı gibi şu nurdan bir hissesi var, şuurun taalluk etmese de!. Fakat kılanların derecelerine göre inkişaf ve tenevvürü ayrıdır. Bir hurma çekirdeğinden ta mükemmel bir hurma ağacına kadar dereceler bulunduğu gibi, namazın derecelerinde de böyle daha fazla mertebeler bulunur. O mertebelerde de o nurdan hisseler söz konusu olur.”

Demek ki, ümitsizliğe düşmeye gerek yoktur. Endişe ile baktığımız namazlarımızın da hakiki namazdan bir hissesi vardır inşallah. Ancak o hisseyi hurma çekirdeği derecesinde bırakmayıp hurma ağacı haline getirmek için göstermemiz gereken azim ve gayreti de sürdürmemiz gerekmektedir.

18.08.2015 15:20