TAKİP ET

Sahabe ihtilaflarını gündeme taşımakta fayda yok!

Saadet asrında sahabeler arasında cereyan etmiş olan Cemel ve Sıffin savaşlarını özellikle Muharrem ayında gündeme taşıyarak yeniden bir tartışma ortamı oluşturmakta fayda görülmemiştir.

Aşure gününde Kerbela’da Resulüllah’ın 72 Ehl-i Beyti’nin vicdan sızlatan şahadetini söz konusu ederken zalimlere lanetler yağdırmakta, saç baş yolacak derecede bağırıp çağırarak feryad-ü figanlar etmekte sevap getirecek bir ibadet manası da tespit edilememiştir.

Ehl-i Sünnet alimleri, geçmişte sahabeler arasında cereyan etmiş gönül yakıp vicdan sızlatıcı ihtilaf savaşlarını 14 asır sonra yeniden gündeme getirip, tekrar bir ıstırap ve ihtilaf ortamı oluşturmayı faydalı bulmamışlar, hatta mahzurlu da görmüşlerdir. Karalar giyip matem tutarak o günkü zalimlere lanetler yağdırmayı da sevap getiren faydalı bir amel olarak görmemişler, tavsiye de etmemişlerdir.

Yorumlarına büyük değer verdiğimiz Bediüzzaman Hazretleri gibi alimler, Müslümanların birlik beraberliğini bozan geçmiş olayları yeniden gündeme getirmenin zararlarına dikkat çekerken şu önemli mahzurları dikkatlerimize sunmuşlardır eserlerinde:

1- Geçmişin suçlu insanlarını bugün yeniden zem etmeye hiç lüzum yoktur. Onlar ahirete, ceza yerine gitmişlerdir. Lüzumsuz, zararlı onların kusurlarını açıklamak, emrolunan Al-i Beyt sevgisinin gereği ve lazımı da değildir.

Bu sebeple, Ehl-i Sünnet vel cemaat, sahabeler zamanındaki fitnelerden bahis açmayı faydalı bulmamış, hatta mahzurlu dahi görmüşlerdir!

2- Yaşanan ilk Cemel vak’asında Aşere-i Mübeşşere’den Zübeyir, Talha ve Aişe-i Sıddika (ra) da bulunmasıyla Ehl-i Sünnet vel cemaat, o savaşı, ictihad neticesi deyip “Hazreti Ali (ra) haklı, ötekiler haksız; fakat ictihad neticesi olduğundan affedilmiştir!” diyerek konuyu kapatmışlar, yeni yaşanmış bir olay gibi gündemde tutmayı, faydalı görmemişlerdir.

3- Ayrıca Haccac-ı Zalim, Yezid ve Velid gibi heriflere ilm-i kelamın büyük allamesi olan Sadeddin-i Taftazani: “Yezid’e lanet caizdir” demiş; fakat “Lanet vaciptir!” dememiş, “Hayır vardır, sevaplıdır” dememiştir! Çünkü hem Kur’an’ı, hem Peygamber’i, hem bütün sahabelerin kudsi sohbetlerini inkâr eden bugün çok kimseler vardır. Onlardan söz etmeyip de geçmişin yaklaşık 1400 senelik yaralarını yeniden deşeleyip kanatmakta fayda da yoktur, sevap da.

4- Kaldı ki, şer’an, bir adam lanetlikleri hiç hatıra getirmeyip lanet etmese, hiçbir zararı yoktur. Çünkü zem ve lanet, medih ve muhabbet gibi (sevap getiren faziletli amellerden) değildir. Onlar salih amele dahil olamazlar.

5- Madem zem etmemek ve tekfir etmemekte bir emr-i şer’i, bir mecburiyet yok, fakat zemde ve tekfirde hükm-ü şer’i var. Zem ve tekfir haksız olsa büyük zararı da var; haklı olsa, hiç hayır ve sevap yok! Öyle ise hayrı ve sevabı olmayan şeyleri terk etmekte hayır ve isabet vardır.

6- Bu gibi önemli sebeplerden dolayı başta dört imam ve Ehl-i Beyt’in on iki imamı olarak Ehl-i Sünnet, Müslümanlar içinde o eski zaman fitnelerinden söz açıp tekrar münakaşa etmeyi caiz görmemişler, faydasız, zararı var, demişlerdir.

7- Hem o sahabeler arasında geçen ilk savaşlarda her nasılsa çok ehemmiyetli sahabeler iki tarafta da bulunmuşlar. O fitneleri bahsetmekte o hakiki sahabelere, Talha ve Zübeyir (ra) gibi Aşere-i Mübeşşere’ye dahi tarafgirane bir inkâr, bir itiraz kalbe gelir. Halbuki, hata varsa tevbe ihtimali kuvvetlidir. Bunları düşünmeden o büyük sahabelere karşı da itiraz duygusuna girmek bir şey kazandırmaz ama çok şey kaybettirebilir!

8- Bu gibi önemli gerekçelerden dolayı geçmiş zamana gidip lüzumsuz, zararlı, şeriat emretmeden o üzücü olayları yeniden kurcalamaktansa, şimdi bu zamanda bilfiil İslamiyet’e dehşetli darbeleri vuran, binler lanete, nefrete müstahak olanların verdikleri zararları önlemeye çalışmak, önde gelen görevimiz olmalıdır.

Nitekim Ömer bin Abdülaziz gibi birinci asrın ilk müceddidi, şöyle açıklamada bulunmuştur bu konularda:

– Allah bizim elimizi o kanlı olaylardan temiz tuttu, biz de dilimizi temiz tutar, ileri geri konuşarak yeni ayrılıklara sebep olmaktan kaçınırız.

Kaldı ki Ehl-i Beyt sevgisi bizim inancımızın ihmal edilmez gereğidir. Namazlarımızda tahiyyattan sonra okuduğumuz salavatlarımızla Ehl-i Beyt’e ömür boyu dua eder, gönderdiğimiz manevi hediyelerimizle şefaatlerini de ümid ederiz.

21.10.2015 16:49