TAKİP ET

Ramazan’daki Müslümanlığımız muvakkat değil, müebbeddir!

Evet, yaşadığımız tüm Ramazan-ı Şerifler bizlere fevkalade faydalı alışkanlıklar kazandırıyor, dini titizlik ve hassasiyetler elde etmemize sebep oluyor. Öyle ki, insanlar Ramazan’da kazandıkları bu önemli dini aşk ve şevkle ömür boyu dindarlığını sürdürme niyetine giriyor. Böylece ebedi hayatını bir Ramazan vesilesiyle kurtarma kazancına dahi erişebiliyor.

Elbette böyle önemli bir fırsat devresinden sonra beklenmedik zayiat ve kaymalar da oluyor. Bir de bakıyorsunuz ki Ramazan boyunca kazandığı çok değerli dini hassasiyetini Ramazan’dan sonra bayramlık elbise çıkarır gibi çıkaranlar da görülüyor, Ramazan öncesi eski ilgisizlik ve bilgisizliğine tekrar dönüyor, sanki Ramazan’da hiçbir dini hassasiyet kazanmamış gibi ibadetsiz ve itaatsiz hale kendini tekrar bırakanlar da görülebiliyor.

İşte bu eski ihmal ve ilgisizliğe tekrar dönüş, fevkalade acı ve düşündürücü bir mahrumiyet meydana getiriyor ibadetsiz hayata geri dönenler için.

Halbuki Allah Resulü Efendimiz’in (sas), Ramazan sonrasında ibadetsiz hayata geri dönmemek için yaptığı ikazları bizi uyarması gerekiyor. Buyuruyor ki:

-Efdalül amali edvemüha! Yani: Allah için yapılan ibadet ve amellerin en makbulü, en devamlı olanıdır! İsterse o devamlı ibadet ve amel az olsun; yeter ki devamlı olsun! Yani Ramazan’a mahsus muvakkat Müslümanlık olarak kalmasın! Ömür boyu devam eden müebbed Müslümanlık olarak sürüp devam etsin.

Diyelim ki, bir insan Ramazan boyu beş vaktine beş daha ilâve etmiş, elinden tesbihini, başından takkesini düşürmeyen bir sofu insan hâline gelmiş, ama bu dikkat ve hassasiyet sadece Ramazan ayına mahsus kalmış, Ramazan’dan sonra tesbihler, seccadeler sandığa, dinî titizlik ve hassasiyetler de gelecek Ramazan’a terk edilmiş.

İşte bu hal, Allah yanında makbul olan hal değildir. Allah’ın insanlara ihsan ettiği el, ayak, göz, kulak, akıl gibi sayısız nimetleri nasıl sadece Ramazan ayına inhisar etmiyor, ömür boyu insan onları kullanıyorsa, Rabb’inin emirlerine olan bağlılığı da Ramazan ayına mahsus kalmayacak, ömür boyu devam edip son nefesine kadar sebat ve sadakatle sürdürülecektir.

Hatta Ramazan’da kazandığımız bu dini hassasiyetimiz bizde hava, su gibi vazgeçilmez ihtiyaçlarımız halinde benimsenmiş olacaktır. İnsan nasıl havasız, susuz yaşayamazsa, biz de dinî mükellefiyetlerimizi yerine getirmeden yaşayamaz hâle gelmiş olmalıyız yaşadığımız Ramazan vesilesiyle.

Kendini İslâmi hayata böylesine samimi bir sadakatle alıştıran bir mümin, elbette dindarlığını Ramazan’a inhisar ettiremez, Ramazan’dan sonra gömlek çıkarır gibi dinî hayatı çıkarıp eski gaflet gömleğini giyer hale dönemez. Belki Ramazan’da kazandığı dini hassasiyeti tam olarak benimser, ömür boyu bu sadakatini sürdürmeyi ilahi bir ikram bilir, samimi bir sebatla dini hayatına sarılıp sahip çıkması gerekir.

Süleymaniye baş imamı merhum Sadık Efendi’nin verdiği şu Ramazan Müslüman’ı misalini her bayramda acı bir tebessümle hatırlarım.

Bayram namazını kıldıktan sonra Hocaefendi’den helallik isteyen biri der ki:

-Hocam, ay boyunca teravihimizi kıldırdınız, va’z-u nasihatte bulundunuz, bize hakkınız geçti, lütfen hakkınızı helal ediniz artık. Gelecek Ramazan’da yine görüşmek üzere haydi Allah’a ısmarladık, kalın sağlıcakla!

Bayram namazından sonra camiden böyle helalleşerek ayrılan bu Ramazan Müslüman’ı, muhtemelen omuzunda seccadesi, başında takkesi ve elinde de tesbihi ile evinin yolunu tutar, kapıya gelince de seslenir:

-Hanım al şu seccadeyi, takkeyi, tesbihi, evin en tenha yerine sakla. Gelecek Ramazan’da bunlar bana yine lazım olacaktır. O Ramazan’da yine bunları eksiksiz isterim senden!

Bilgili ve şuurlu hanım bu teklife nasıl bir uyarı cevabı verir bakın. Der ki:

-Bey sen neler söylüyorsun? Rabb’imiz Hicr Suresi’nin son ayetinde, “Vabüd Rabbe’ke hatta ye’tiyekel yakın! -Ölüm gelinceye kadar Rabb’ine ibadetini ara vermeden devam ettir!” buyurmadı mı?

İşte bu uyarı cevabından sonra başlar Ramazan Müslüman’ında uzun bir tövbe, istiğfar pişmanlığı!

Demek ki bizler Ramazan Müslüman’ı görüntüsüne giremeyiz. Bizim Müslümanlığımız son nefesimize kadar devam ettirdiğimiz müebbed Müslümanlıktır. Rabb’imizden niyazımız da, ömür boyu devam ettirdiğimiz ebedi Müslümanlığımızla çıkmaktır yine Rabb’imizin huzuruna.

-“Küllü nefsin bima kesebet rehineh!” buyruluyor. “Her nefis tercihinin rehinesi, sorumlusudur.”

Öyle olunca neyi tercih ettiğimizi iyi düşünmeliyiz!

14.07.2015 18:30