TAKİP ET

Müslüman, hakkındaki İlâhî takdire teslim olandır!

Maneviyat büyükleri Müslüman’ın maruz kaldığı sıkıntı ve musibetlere karşı sahip olması gereken teslimiyet ve tevekkül örneklerini anlatıyorlar irşad eserlerinde. Bu teslimiyet ve tevekkül örneklerinden bazılarını birlikte okuyalım isterseniz.

Karşılaştığı olaylardan gerginleşip üzüntü duyan bir Müslüman, maneviyat büyüğü alime müracaatla der ki:

–Ben hoşuma gitmeyen olaylardan çok üzülüyor, gergin bir hayat yaşıyorum. Beni bu gerginlikten kurtaracak bir çare söyle de biraz rahat karşılayayım hoşuma gitmeyen olayları? Maneviyat büyüğü:

–Önce seni tanıyalım, sen kimsin, ona göre söyleyelim çareyi, der.

–Ben der, Müslümanlardan bir Müslüman’ım işte. Bu tanıtım üzerine maneviyat büyüğü ikazını şöyle yapar:

–Öyle ise der, sen baştan Müslüman’ın ne demek olduğunu bilmiyorsun. Önce sana Müslüman’ı anlatmak gerek. Müslüman demek, teslim olan demektir. Allah’ın hakkındaki takdir ve tasarruflarına teslim olan!

–Ben de teslim oluyorum işte, der.

–Hayır sen teslim olmuyorsun der, teslim olsan hikmetini bilmediğin olaylardan dolayı hemen sıkılıp gerginliğe düşmez, bilmediğim hikmetler var, düşünüp sabredeyim, diyerek teslim olursun.

Maneviyat büyüğü, ‘Teslim olan, Hazret-i Geylani’nin hizmetçisi gibi teslim olur.’ diyerek Geylani ile hizmetçisi arasında geçen şu teslimiyet sözlerini de anlatarak der ki:

–Geylani Hazretleri medresesinde hizmet etmesi için getirdiği hizmetçisine her tarafı gezdirdikten sonra sorar:

–Evladım hizmet edeceğin yeri gezdin, imkanlarımızı da gördün. Şimdi söyle bakayım burada hizmet ederken nasıl bir giyim içinde olmak istersin? Hizmetçi hiç tereddüt etmeden cevap verir:

–Nasıl giyim içinde olmamı isterseniz efendim!

–Nasıl bir yemek istersin?

–Nasıl yedirmek isterseniz efendim!

–Nasıl bir yerde yatmak istersin?

–Nasıl bir yerde yatırmak isterseniz efendim.

Hz. Geylani bu cevaplar karşısında başlar ağlamaya. Şaşıran hizmetçi telaşla sorar:

–Bir hata mı yaptım yoksa niçin ağlıyorsunuz efendim?

–Niçin olacak evladım, der, senin şu teslimiyetin için ağlıyorum, ‘Sen neyi münasip görürsen ona razıyım, diyerek gönülden teslim oluyorsun. Böyle bir teslimiyet ancak Kamil Müslümanlarda olur. Sen Kâmil Müslüman örneği verdin bana! Keşke ben de hakkımdaki her İlahi takdire senin gibi böyle gönülden razı olup teslim olabilseydim, diye sızlanır.

Ne dersiniz? Biz de maruz kaldığımız İlahi takdirler karşısında teslimiyetimizi bir gözden geçir- sek mi? Teslim oluyoruz ya Rab, hakkımızdaki takdirlerine, diyebiliyor muyuz gönülden?

İsterseniz önemli bir teslimiyet örneğine daha bakalım burada.

Musa aleyhisselam Tur’a Rabb’i ile münacata giderken dağ başındaki mağaradan bir adam çıkar yolu üzerine de der ki:

–Ben gece gündüz bu mağarada ibadet eden bir kulum. Rabb’ime sor ki, benim yaptığım bu ibadetlerimi kabul ediyor mu?

Musa aleyhisselam münacatından sonra adamın sorusunu sorar, dönüşte de cevabı şöyle anlatır:

–Ben o kulumun ibadetlerini kabul etmiyorum, buyurdu Rabb’im, der.

Adam önce sarsılır, sonra hemen kendine gelerek kalkıp mağaraya doğru hızla yürümeye başlar. Musa aleyhisselam:

–Nereye gidiyorsun böyle acele ile? diye sorunca, mağaraya, der. Vakit çok kıymetli, boşa geçirmemeli, hemen ibadetime başlamalıyım, yine der.

–İbadetlerini Rabb’im kabul etmeyeceğini bildirdi sana! deyince de şöyle cevap verir:

–Ben Rabb’imin takdirine gönülden teslim olmuşum. Teslim olan kul pazarlık yapmaz. ‘Bir hikmeti var.’ deyip teslim olur maruz kaldığı tüm takdirlere!

Bu ifadeden sonra ne olur biliyor musunuz? Hemen Cebrail aleyhisselam gelir ve der ki:

–Ya Musa! O ibadet eden kula söyle, şu andan itibaren geçmiş ve gelecek bütün ibadetlerini Rabb’im kabul etti bu teslimiyeti hürmetine.

09.06.2015 09:30