TAKİP ET

Kurban görevimize ait önemli soru ve cevaplar

Soru: İhtiyacın çok fazla olduğu yoksul yerlere parasını gönderip kurbanı tümüyle onlara bağışlamanın isabetli tarafı, farklı sevabı olabilir mi?

Cevap: Elbette olur. Acil ihtiyaçlılara yardımın önemi küçümsenemez. Onların vicdan sızlatan perişanlıklarını görmezden gelmemiz mümkün olmadığı gibi, ilgisiz kalmamız da insani ve İslami bir tavır da sayılamaz. Ancak yardımlarda ayetlerdeki sıralama da unutulmamalıdır. Ayet ve hadislerde yardım sıralaması en yakınındaki akraba ve kapı komşulardan başlar, sonra uzaklardaki ihtiyaç sahiplerine doğru genişleyerek devam eder. Bu sebeple uzaktaki acil ihtiyaç sahipleri düşünülürken, yakınımızda beklenti içinde olan akraba ve kapı komşularımız da unutulmamalı, uzaktaki bir harabeyi imara çalışırken, yakındaki bir mamureyi de harabeye çevirme gibi bir ihmale de sebep olmamalıyız. Aile bireylerimizi de kurban meşguliyetimizi göremez, bilemez, heyecanını duyamaz hale getirmemeliyiz!

Soru: Kurban kesiminde ilk görünüşte neye çok dikkat etmek gerekir. Şokla kurban kesmek caiz olur mu?

Cevap: Kurbanda en çok dikkat edilecek ilk husus, hayvana eziyet etmeden, en az acıyla en kısa zamanda kesimi bitirmektir. Efendimiz’in (sas) bu husustaki ikazlarını unutmayan Hazreti Ömer (ra), keseceği kurbanı sürükleyerek götüren birini görünce uyarısını şöyle yapmıştır:

– Ey Allah’ın kulu! Kurbanı eziyet etmeden götür, işkence yapmadan yatır, kesim işini de en kısa zamanda acı çektirmeden bitir!..

Bu açıdan bakınca, şokla kesim acıyı en aza indiren kesim olarak görülebilir. Ancak şokta dikkat edilecek önemli husus şudur.

– Ölüm ne ile olmaktadır? Şokla mı, yoksa şokun hemen arkasından yapılan kesimle mi?

Eğer şokla sakinleştirilen hayvan, geç kalınmadan hemen kesilmiş, ölüm bu kesimle gerçekleşmişse bundan şüphe etmeye gerek yoktur. Şayet şokla sakinleştirilen hayvan geç kalındığından dolayı ölmüş de ölü hayvan kesilmişse bu et yenmez, bu ölmüş hayvan da kurban sayılmaz. Bu önemli farkın farkında olmak gerekir.

Soru: Kurban Bayramı’nda ölmüşlerimiz adına da kurban kesmek istiyoruz. Ancak ‘Ölmüşleriniz adına kestiğiniz kurbanın etinden siz yiyemezsiniz’ diyenler oluyor. Bayramda ölmüşlerimiz adına kurban kesersek bu adak kurbanı gibi mi olur, etinden kesenler yiyemezler mi?

Cevap: Bayramda ölmüşlerimiz adına kurban kesmekte sevap var, yasak yoktur. Ancak kestiği kurbanı (ölenin vasiyeti var da onun için kesiyorsa) etinden tıpkı adak gibi kesen ve ailesi yiyemez. Vasiyet sahibi adına tümüyle yoksula hibe edilmesi gerekir. Şayet ölenin vasiyeti yok da bir vefa ve sevap bağışlama niyetiyle kendiliğinden kesip sevabını ölmüşlerine bağışlamak istiyorsa, bundan yemede bir yasak söz konusu olmaz. Kendi özel kurbanı gibi tasarrufta bulunup yer ve herkese yedirebilir de. Çünkü bu kurban vasiyet kurbanı değil, yaşayanın kendi isteğiyle kesip sevabını ölmüşüne bağışladığı hediye kurbanıdır. Bu fark bilinmeli, vasiyet kurbanı ile hediye kurbanı karıştırılmamalıdır.

Soru: Çocuk doğumundan sonra kesilen ‘akika’ kurbanının mecburiyet derecesi nedir, kaç yaşına kadar kesilebilir bu doğum kurbanı?

Cevap: Çocuğu dünyaya gelen ailenin şükür manasında keseceği kurbana ‘akika kurbanı’ adı veriliyor. Akika kurbanı üç mezhebe göre sünnet, Hanefi’ye göre ise sünnete yakın derecede menduptur. Yani böyle bir kurban keserse sevap alır, kesmezse günaha girmiş olmaz. Doğumdan sonra çocuk yedi yaşına varıncaya kadar bulunan her fırsatta kesilebilecek olan bu kurbanla eş, dost, konu komşuya yemekler verilir, ikramlarda bulunulur, topluca dualar edilip şükür duyguları yaşanır. Güzel bir İslami âdettir.

Soru: Adak kurbanı bayramda da kesilebilir mi?

Cevap: Adak kurbanı bayramda da kesilebilir. Çünkü adakta gün ve mekân şartı bağlayıcı olmadığından söylediği günden başka bir gün ve başka bir mekânda da kesebilir. Yeter ki adanan hayvanın cinsi değiştirilmesin. Sığır adayıp koyuna dönüştürülmesin.

Ayrıca adak kurbanın etinden adayanın kendisi, ailesi, çocukları torunları, ana baba, dede ve ninesi yiyemezler. Yerlerse yedikleri miktarın parasını (yediklerinin asıl sahibi sayılan) bir yoksula vermeleriyle sorumluluktan kurtulmuş olurlar.

Bir de, adadığı kurbanı almaya ekonomik gücü hemen yetmeyen kimse, gücünün yeteceği günü bekleyebilir. Böyle bir maddi imkâna kavuşma ihtimalini yakın görmüyorsa, üç gün oruç tutarak adağını oruçla ödemeyi de düşünebilir.

22.09.2015 16:26