TAKİP ET

Kurbanı gününde kesmeyen, resimli tişörtle namaz kılan…

Önce en yakın sorudan başlayalım izin verirseniz.

Soru: Bayramda kurban kesmeye niyetli iken maruz kaldığımız ani hastalık sıkıntılarından dolayı kurbanı düşünmeye fırsat bulamadık. Hesapta olmayan bu ani meşguliyetlerimizi bitirdikten sonra nefes alıp kurbanımızı hatırlar hale geldik, sıra kurbanımıza geldi diye düşündüğümüz gün ise baktık ki, kurbanın kesim günü olan üç bayram günü bitmiş, biz kesim gününden sonraya kalmışız. Bunu, bizi istila ve işgal eden hastane giriş çıkışlarından sonra anladık. Şimdi kendimizi kurban borçlusu gibi görmekteyiz. Bayramın üç günü içinde kesilemeyen kurbanların sorumluluğundan kurtulma çaresi yok mu? Bu ihmalimizin bayramdan sonra telafisi mümkün olmaz mı? Olursa nasıl olur?

Cevap: Kurbanını bayramın üç günü içinde kesemeyen zengin kimse, bayramdan sonraki günlerde varsa kurbanın kendisini, yoksa kurbanın tutarı olan parayı yoksullara sadaka olarak dağıtır, vacib olan kurbanı ihmalinden dolayı da tövbe istiğfar ederek sorumluluğunu telafiye çalışır.

Eğer kurbanını gününde kesemeyen bu kimse, kurban kendisine vacip olmadığı halde nafile olarak kurban kesmeyi düşünen biri ise nafile kurban mecburi olmadığından bir şey ödemesi de söz konusu olmaz. Vacip bir kurbanı ihmal eden gibi sorumlu saymaz kendini. Eğer kurbanı satın almış olsaydı, kurbanı kendisine vacip hale getirmiş olurdu. Mevcut kurbanı onun da yoksula vermesi gerekirdi.

Soru: Çocuklarımıza bayramlık olarak aldığımız tişörtlerin üzerinde insan veya hayvan resimleri de görünmektedir. Bu gibi resimli giysilerle camide namaz kılarken arkadaki kimse rahatsız oluyor, böyle resimli giysilerle namaz kılmak caiz olmaz, diye ikaz da ediyorlar gençleri. İnsan veya hayvan resimli tişörtlerle kılınan namazlara siz nasıl bakıyorsunuz? Gerçekten de caiz olmaz mı?

Cevap: Canlıya ait boy resimlerinin göründüğü tişörtlerle kılınan namaza ‘caiz olmaz’ demek, çok ağır bir uyarı olur gibi geliyor bana. Canlılara ait boy resimlerle süslenmiş giysileri tercih etmek, namazı mekruh hale getirmek olur, diyerek yumuşak uyarıda bulunmak gerekirdi, diye düşünüyorum. Çünkü canlıya ait boy resimlerinin kıble cihetinde asılı bulunduğu odada namaz kılmanın mekruh olacağı konusunda fıkıh kitaplarımızda kesin uyarılar vardır.

Duvarda asılı bulunan boy resimleri önde değil de yan taraflarda bulunursa mekruhluk azalır, arkada bulunursa daha da azalır, tenzihi mekruh haline iner.

Bakınca pek görünmeyen yarım ve küçük resimler ise vesikalık resimler gibi caiz görülebilir.

Resimli giysilerin üzerine ceket gibi resimsiz bir şey giyip resimleri örterek görünmez hale getirerek ibadet emekte ise isabet vardır, mahzur söz konusu olmaz.

Soru: Farz namazların üçüncü ve dördüncü rekatında sadece Fatiha okumakla yetiniyoruz, zammı sure okumuyoruz. Şayet unutur da baştaki iki rekat gibi Fatiha’dan sonra ayet veya zammı sure okursak rukua eğilme farzını tehir ettiğimiz için sehiv secdesi gerekmez mi? Yoksa buna rağmen hiçbir şey lazım gelmez mi? Bunun için mi burada yanlışlıkla da olsa zammı sure okuyanlar sehiv secdesi yapmıyorlar?

Cevap: Peygamberimiz, farz namazların 3. ve 4. rekatında sadece Fatiha okumakla yetinmiş, zammı sure okumamıştır. Bu sebeple Fatiha okumak sünnet olmuştur. Zammı sure okumak söz konusu olmamıştır. Okunursa kıyam hali kıraat mahalli olduğundan dolayı okunan bu zammı sure sehiv secdesi gerektirmez, denmiştir.

30.09.2015 16:28