TAKİP ET

Kardeşlik Haftası’nda kardeşlik görevimizi yapıyor muyuz?

Takvimlerde 28 Nisan-4 Mayıs arası ‘Kardeşlik Haftası’ olarak ilan edilmektedir.

Kutlu Doğum Haftası’ndan sonra kutlu kardeşlik haftasının başlatılması sevinilecek bir gelişmedir. Yeter ki bu haftalar, sadece takvim kayıtlarında kalmasın fiilen ve fikren kardeşlik haftasına dönüşsün, kalb kalbe kucaklaşarak kardeşliğimizin gereği olan sevgi saygıyı hep birlikte yaşayalım.

Kardeşler arasındaki küslüğü barışa çevirmek için gayret gösterilmesi gerektiğine işarette bulunan Resulullah (sas) Efendimiz, Ebu Eyyub el-Ensari’ye (ra), “Hem Allah’ın hem de Resulü’nün razı olacağı önemli bir iyilikten haber vereyim mi?” diye sormuş, ‘Ver ya Resulallah’ demesi üzerine de, ‘Birbirine kırılıp incinen kardeşlerin arasını bulup barıştırmaya çalışmak, hem Allah’ı hem de Resulü’nü razı eden iyiliklerin başında gelir’ buyurmuştur.

Bu durumda biz Müslümanlar şu anda hem Allah’ı, hem de Resulullah’ı memnun eden böyle bir barıştırma görevimizin ne kadar farkında ve uygulama çabası içindeyiz, düşünülmesi gereken bir ihmalimiz söz konusu değil mi?

Halbuki bir Müslüman’ın din kardeşine karşı üç günden fazla küs durmasının helal olmayacağını da haber veren Efendimiz (sas) Hazretleri, küslerin içinde en hayırlı kişinin de, en önce selam verip küslüğü barışa çeviren kişi olduğuna da dikkat çekmiş, Müslümanları barışma ve barıştırmaya davette bulunmuştur.

Ayrıca küslüğü uzatanların vebalinin büyüklüğüne çarpıcı bir misalle işarette bulunan Efendimiz (sas) Hazretleri, “Müslüman kardeşine bir sene küs duran kişi, sanki sene boyunca kardeşinin kanını döken kimse gibi vebale girer.” ikazını da yapmıştır.

Tüm bu uyarılara rağmen yine de kardeşler arasında bir dargınlık ve kırgınlık bulunuyorsa bir an önce bu irtibat kopukluğunu tamir etmeye yönelmeli, aradaki küslüğü barışa ve kucaklaşmaya çevirmenin ihmal edilmez görevimiz olduğunun da farkında olmalı, her birimiz nefsimizi bu sonuçtan sorumlu tutmalıyız.

Bu hizmet sırasında muhatap olduğun mümin kardeşinde görmen gereken taraf, imana, İslam’a ait güzellikler olmalıdır. Yoksa görmemen gereken önemsiz kusurları büyüterek öne çıkarıp da kardeşliğe gölge düşürmek gibi uzaklaştırıcı bir yanlışa takılıp kalmamalıdır.

Bu konuda maneviyat büyüklerinin şu uyarıları da hep hatırlanmalıdır:

-Kardeşliği zedeleyecek duygu ve düşüncenin rüyalarınıza dahi girmesine fırsat vermeyin! Size sırtını döneni dahi kucaklama fazileti gösterin, bu sevimli tavrınızla yine siz kazanın!

-Allah’tan muvaffakiyet isteyenler, uyuşmazlık, kırgınlık ve ayrılık sebebi olabilecek düşünce ve tavırlardan mutlaka uzak durmalı, hep kardeşliği besleyip büyüten feragat ve fedakarlık örnekleri vermelidirler. Hatta size hasımca yaklaşanlara bile bir gül uzatıp ‘Bunu mu istiyordunuz?’ diyebilmeli ve onu da sıcak bir tebessümle kardeşlik duygularıyla karşılama olgunluğu göstermelidir!

-Bir beldede veya toplulukta müminler arasında uyuşmazlık ve kırgınlık görülüyorsa, bunun ilk sebebinin her şeyden önce kardeşlik ahlakının korunmadığında aranmalıdır. Kardeşlik hislerini kaybetmiş ve birbirinin kurdu haline gelmiş insanların ortak hedeflere ulaşmalarının mümkün olmayacağı gerçeği hep hatırda tutulmalıdır.

Tüm bu ikazlardan sonra buyurun bir de Rabb’imizin uyarısını dinleyelim Hucurat Sûresi 10. ayetten: “Mü’minler kardeştirler! Kardeşlerinizin arasında barışı sağlayın!”

“Ey iman edenler! Hepiniz toptan barışa girin de şeytanın peşine düşünlerden olmayın!” (Bakara-208)

Son söz:

Fa’tebirû yâ ülil ebsâr! Düşünün ey basiret sahipleri! Kardeşler arasında barış sağlayıcı himmet ve hizmetiniz söz konusu mu?

27.04.2015 21:30