TAKİP ET

İslam’da ilk ırkçılık iddiasına ilk kesin cevap!

Irkçılık konusunda çok sorular gelmektedir. Bu soruların hepsine de, Medine’deki ilk ırkçılık iddiasına Peygamberimiz’in verdiği müskit cevabı vermeyi yeterli buluyorum.

Irkçılık konusunda kesin bilgi bu tarihi cevabın içinde net şekilde mevcuttur.

İşte o ilk ırkçılık iddiası ve işte o ilk cevabı müskit!

****

Medine’de Kays bin Mutata adında bir ırkçı Arap, Evs ile Hazrec kabilelerine mensup Arapların farklı ırktan insanlarla oturup sohbet ettiklerini görünce öfkelenerek der ki:

-“Evs ile Hazrec Peygamber’e hizmet eden Araplardandır. Ama şu Habeşli Bilal, şu Rum memleketinden gelme Suheyp, şu da Farslı Selman! Bunlar Arap değiller ki? Nasıl oluyor da Arap olmayan bu aşağı ırktan insanlar üstün ırk olan Araplarla eşit şekilde oturup sohbete kabul edilebiliyorlar? Bunlar bu eşitliği nereden kazandılar?”

Bu beklenmedik çıkış üzerine oturduğu topluluğun arasından kalkarak Kays bin Mutata’ın yakasına yapışan büyük sahabi Muaz bin Cebel:

-Seni Resulullah’ın huzuruna götüreceğim, bu söylediklerinin İslam’daki yerini soracağım. İslam’da böyle bir ırkı yüceltip ötekini aşağılamak var mı göreceğiz, diyerek ırkçı adamı alıp doğruca Peygamberimiz’in (sas) mescidine götürür ve bulduğu ilk fırsatta da hemen sorusunu şöyle sorar:

-Ya Resulallah! Bu ırkçı Kays için ne buyurursunuz? Biz Araplar oturmuş Arap olmayan kardeşlerimizle sohbet ediyorduk. Gelip aramıza ırkçılık fitnesi soktu. Arapların üstün ırk olduğunu ileri sürdü. İranlı Selman’ı, Rum’dan gelen Suheyb’i, Habeşistan asıllı Bilal’i, aşağı ırktan kabul ederek Araplarla eşit şekilde sohbete layık olmadıklarını iddia etti? Gerçekten de öteki ırklar aşağı, Araplar üstün ırk mı? Bizimle eşit şekilde oturup da sohbet edemezler mi bu kardeşlerimiz?

Bu şikayeti dinleyen Resulullah’ın (sas) derin şekilde üzüldüğü görüldü. Hemen kalkıp mühim gördüğü konularda konuşma yaptığı minberine çıkarak İslam’ın ırkçılık konusundaki ölçüsünü anlatan önemli bir konuşma yaptı. Şöyle kesin uyarıda bulunuyordu ırklar arasında ayırım yapan insanlara:

-Ey insanlar! Sizin Rabb’iniz birdir! Babanız, ananız da birdir! Araplık ne babanızda vardır, ne de ananızda. O sadece sizin verdiğiniz isimden ibaret bir tanıtım ifadesidir. Arap’ın Arap olmayanlardan üstünlüğü yoktur. Üstünlük, Allah’a iman ve itaattedir. Allah’a iman ve itaat edenler hep birlikte üstündürler. Bunu herkes böyle bilmeli, aranıza ırk üstünlüğüne dayalı ayrımcılık fitnesi sokmamalısınız!

Garip tir ki, bu konuşmayı dinleyenlerin hemen hepsi de Arap’tılar. Hiçbiri, Arap’ın öteki ırklardan üstün olması gerektiği düşüncesini taşımıyorlardı. Fazla olarak Arap’ın üstün olduğunu ileri süren adamın yakasına yapışarak oraya getiren Muaz bin Cebel de Arap’tı. Şayet bir ırkın ötekinden üstün olması gerekseydi gerçekten de Arap’ın üstün ırk olması gerekirdi. Çünkü Kur’an Arapça dille inmişti. Resulüllah (sas) de, Arap’ın içinden çıkmıştı. Fakat bunlara rağmen Arap yine de eşit ırktı, üstünlüğe sahip değildi. Üstünlük ancak İslam’a bağlılıkla kazanılmaktaydı.

Bu durumda ne yapacağını bilemeyen Muaz bin Cebel sorma gereği duydu:

-Ya Resulallah, öyle ise ne yapayım aramıza ırkçılık fitnesi sokmak isteyen bu adama?

Efendimiz bu soruya, pek kullanmadığı ağır bir uyarı cümlesiyle cevap verdi. Ne dedi biliyor musunuz ırkçı adam için?

-Da’hü ilennar! Bırak o ırkçı adamı, cehenneme kadar yolu var!

Gerçekten de Medine’de serbest bırakılan ırkçı adamın yolu Şam’daki Hıristiyanların içine kadar gider, bir daha da geri dönemediği anlaşılır.

İşte bu sıralarda bir adam da Hz. Ali efendimize: “Irkların içinde hangi ırk iyi ırktır?” diye sorar. Hz. Ali efendimizin bu soruya cevabı manidar olur:

-Her ırkın iyisi iyidir, kötüsü de kötüdür, der! Yani iyilik kötülük insanın kendi iradesiyle kazandığı sorumluluğudur. Irkından gelmez!

-Fatebiru ya ülil ebsar! Tercih sorumluluğunuzu düşünün ey basiret sahibi iradeli insanlar!

08.09.2015 16:11