TAKİP ET

İslâm’ın ilk yıllarında kadın

İslam’la birlikte kadınlar bir nevi zabıta memurluğu yaparak çalışma hayatının içinde yer aldı. Sohbetlerde itirazlarını rahatlıkla dile getirir hâle geldi.

Hazret-i Ömer (r.anh) diyor ki:

-Biz İslam’dan önce kadınları insan yerine koymazdık. İslam gelince onlara hem ayetlerde hem de hadislerde yer verdi, erkekler gibi haklarından bahsedildi. Ondan sonra biz de kadınların hakları olduğunu düşünür olduk!

Bir tespit de oğlu Abdullah’tan. O da şöyle açıklamıştır kadınların durumlarını:

-Biz kadınlar hakkında ileri geri konuşmaktan korkar olduk, vahiy gelir de bizi suçlar diye!

Demek ki İslam, kadınları, değer verilmeyen varlıklar olmaktan çıkarıp ayetlerle hadislerle hakları anlatılacak kadar Allah yanında itibarı olan insan olduklarını ifade etmiş, sosyal hayatta erkekler gibi onların da yerlerini almalarını sağlamıştır.

PEYGAMBERİMİZ HAFTADA BİR GÜN KADINLARA ÖZEL SOHBET YAPARDI

Nitekim İslam’ın ilk günlerindeki hanımlar toplumdaki yerlerini o kadar rahatlıkla almışlar ki haftada bir erkekler gibi cumaya gitmekle kalmamış, günde beş vakitte cemaate iştirak edenler olmuştur. Hatta, ilk günlerde erkeklerle aynı kapıdan mescide girip çıkmışlar, ama meydana gelen izdiham sebebiyle Efendimiz daha sonra hanımlar için ayrı kapı açtırmıştır.

Camide erkeklerin hemen arkasında saf tutan hanımlar gerektiğinde sorularını buradan sormuş, cevaplarını da dinlemişlerdir. Ne var ki erkeklerin de bulunduğu mecliste her türlü özel sorularını sormada zorlandıklarından Efendimizden (sallallahu aleyhi ve sellem), kendilerine özel bir gün ayırarak kadınları bilgilendirmesini istemişlerdir. Bu istekleri de kabul edilerek haftada bir gün Efendimiz’den özel bilgi alma hakkını da kazanmış; böylece hanımların İslam kültürüyle aydınlanmalarını sağlamışlardır.

Nitekim Hazret-i Ömer’in cuma hutbesini dinleyen bir hanım:

-Hanımların mehir miktarını yüksek tutmayın! manasındaki sözlerine bulunduğu yerden itiraz seslerini yükselterek cevap verme cesaretini dahi bulmuş:

-Allahü Azimüşşan, Nisa Sûresi’ndeki ayetinde mehre sınır koymazken, Ömer hangi hakla hanımların alacakları mehre sınır getiriyor? diye çıkışabilmiştir. Halife de bu çıkışa asla sert mukabele etmeyip tam aksine:

-Hanım isabet, Ömer ise hata etti! diyecek kadar fazilet göstermiştir.

ŞİFA HATUN, ÇARŞI-PAZARI DENETLEDİ

Celadet ve şiddetiyle tanınan Hazret-i Ömer, cami içinde verdiği bu hoşgörü örneğiyle kalmamış; cami dışında da hanımlara değer vermiş. Bilgili ve becerikli bir hanım olan Şifa Hatun’u çarşı, pazarı denetlemekle görevlendirmiştir.

İlk günlerde barışta böylesine hayatın içinde yer alan hanımlar, savaşta da geri kalmamışlar Uhud Gazası’nda Aişe Validemiz ile Ümmü Süleym cephe gerisinde hizmetlerde bulunmuşlardır. Hayber Gazası’na ise tam yedi kadın birlikte iştirak etmiştir.

Ümmü Atıyye adındaki sahabiye ise tek başına tam yedi savaşa katıldığını anlatmıştır.

Bu hanımlar cephe gerisinde gazilere su taşımış, yemeklerini hazırlamış, yaralarını sarmışlardır. Hatta İslam’da ilk hastabakıcı hanımın adının Rüfeyde olduğu tespit edilmiştir. Mescide kurulan yaralıların çadırında bu fedakar hanım, şefkatle hizmet etmiş, sonrakilere hemşirelik örneği vermiştir.

03.03.2016 16:26