TAKİP ET

İslam’ın güzelliğini gösterebiliyor muyuz çevremize?

Toplumda artan huzursuzluklara bakınca kendi nefsimize şöyle bir soru sorabiliyor muyuz? -Bizler hayatımızda saygı sevgi örneği mi veriyoruz? Yoksa rahatsızlığı artıran bir tepki tavrı içinde mi bulunuyoruz? Yani etki Müslümanlığını değil, tepki Müslümanlığını mı temsil ediyoruz çevremize karşı?

Bana öyle geliyor ki, tepki Müslümanlığını temsil ediyoruz çevremize karşı tutum ve tavrımızla.

Böyle tepkiselliğin arttığı devrelerde de feragat ve fedakârlık, yine de inancını ihlasla yaşamak isteyen Müslümanlara düşmektedir.

Onlar yaşayışlarıyla örnek olmayı öne almalılar ki, inancın özellik ve güzelliği toplumda fiilen görülsün, tepki yerine karşılıklı etkileşme söz konusu olsun, uzaklaşmaya değil kucaklaşmaya doğru ilerleyiş söz konusu hale gelsin bu etkili örneklerle.
Bugün bizim düşündüğümüz Müslüman’ın yaşayışıyla etkili örnek olma görevini, büyük sahibi Ukbe bin Amir bakın nasıl soruyor Allah Resulü Efendimiz (sas) Hazretleri’ne:

-Ya Resulallah, diyor, öyle bir tutum ve tavır haber ver ki bana, onu benimseyip yapınca Rabb’imin rızasını kazanayım, çevreme de etkili İslami örnekler vermiş olayım!..

Bakın nasıl bir feragat ve fedakârlık örneği geliyor yaşayışıyla İslam’ın özellik ve güzelliğini göstermek isteyen yüce sahabeye. Buyuruyor ki:

–Sana gelmeyene sen git, sana vermeyene sen ver, sana zulmedeni sen affet! İşte sana Rabb’inin rızasını kazandıran amel, çevrene de İslam’ı sevdirecek örnek hal!

Toplum içinde böylesine çarpıcı örnek vererek yaşayan Müslüman’ın halinden kim etkilenmez? Kimler ilgisiz kalır böylesine yaşayarak örnek olan etki Müslümanlığına?

Demek ki esas mesele, İslam’ın bu gibi özellik ve güzelliğini yaşayarak gösterebilmektedir çevremize.

Bu konuda benzeri bir soru da İbni Mes’ud (ra) Hazretleri’nden gelir. O da şöyle sorar sorusunu:

-Ya Resulallah, Rabb’imiz müminin hangi hallerini çok sever, öğreneyim de onları çok yapıp Rabb’imin rızasını kazanmış olayım? Şu tavsiyeler gelir kendisine:

-Namazı vaktinde kıl, yanında anne-baban varsa onların hizmetlerinde ol. Allah’ın kullarına yalnız Allah için hizmette bulun! Sevgi saygı içinde muhatap ol çevrene. İşte sana Rabb’inin rızasını kazandıracak örnek ameller!

Bu sırada konuşmayı dinleyen bir hanım da girer devreye, o da sorusunu şöyle sorar: “Benim, annem halen imana gelmedi, şirkte bekliyor. Ben ona da hizmetle mükellef miyim? Cevap anında gelir:

–Elbette, müşrik de olsa anne-babanın (dine aykırı olmayan) isteklerine itaat edeceksin, hizmet ve hürmette kusur etmeyeceksin!

Bir soru daha geliyor bir başkasından:

“Benim annem babam da vefat etti. Onlara iyilik etme şansımı kaybetmiş oldum, ne yapayım ben şimdi?”

Ona da şöyle cevap geliyor:

–Ölmüş anne-babanın hayatta iken dostlarını bul, onlara hürmette bulun, anne-babana hayatta iken hürmette bulunmuş gibi olursun. Ölen anne-baba için hayır hasenattan da geri kalma…

Demek toplumda örnek olarak yaşayan Müslüman’ın çevresine örnekliği böyle hep müsbet olmaktadır. Onda hep hürmet, hizmet, fazilet örnekleri görülür. Onun bu fazilet ve hizmet örnekliğini görüp de İslam’a ilgisiz kalmak mümkün olmaz. Şu fazilet ve fedakârlık örnekliğini bir daha düşünelim lütfen:

-Sana gelmeyene sen git, sana vermeyene sen ver, sana zulmedeni sen affet. Allah’ın kullarına Allah için hizmet et. Anne-baban müşrik de olsa hürmette kusur etme. Ölmüşlerse hayatta kalan dostlarını ziyaret et, hürmette bulun. Çevrene karış sevgi saygı içinde muhatap ol!

Böylesine feragat sahibi Müslümanların şahsında İslam’a ilgisiz kalmak mümkün mü? Yeter ki Müslüman’da bu güzel örnekler görülebilsin, iticilik değil çekicilik dikkatleri çeker hale gelsin.

Ne dersiniz, toplum olarak İslam’ın bu özellik ve güzelliğini gösterebiliyor muyuz çevremize karşı?

16.02.2015 21:30