TAKİP ET

Doğumda tüp bağlatmak, cenazede alkış tutmak…

SORU 1: Fazla çocuğun bakımı, eğitimi ve dini terbiyesi gibi zorluklarından dolayı anne tüp bağlatarak hamile kalmayı önlemek istiyor. Bazıları tüp bağlatmak caiz olmaz, bazıları da caiz olur manasına gelebilecek sözler söylüyorlar. Size de sorma gereği duyduk. Kadının tüp bağlatarak çocuk doğuramaz duruma gelmesi caiz midir, değil midir? Bizi şüpheden kurtaracak bilgi verebilir misiniz?

CEVAP: Tüp bağlatma demek, doğum yapabilen kusursuz bir hanımı tüp bağlatarak bir daha doğum yapamaz kusurlu hale getirmek demektir, anladığım kadarıyla. Yani eksiksiz, kusursuz bir kadını artık istese de doğum yapamayan kısır ve kusurlu bir kadın durumuna düşürmek söz konusudur. İslam’da tedavi yoluyla kusurlu kadını kusursuz hale getirmek caizdir. Ancak kusursuz bir kadını müdahale ile kusurlu hale getirmek caiz değildir.

Kısırlaştırma müdahalesi, erkek için de kadın için de caiz görülmeyen kusurluluk halidir. Kaldı ki, bugün çocuk sayısını fazla bulup da kısırlaşmayı dahi göze alan insan, yarın şartlar değişir de çocuk isteyecek duruma düşerse ne olacak? Gerçekten de dönüşü olmayan yola girilmiş, artık istese de çocuk sahibi olamayan özürlü kısır kadın durumuna kendini düşürmüştür. Halbuki böyle dönüşü olmayan bir yola girilmeden de, doğum kontrolü yapılabilir. Fazla çocuk sahibi olma önlenebilir. O meşru yöntemler denenmeli, fıtrata, yani yaratılışa müdahaleye teşebbüs edilmemelidir, demek isterim.

SORU 2: Cenaze arkasında bazıları alkış tutuyor, düğünlerde, sporlarda sevinç işareti olarak kullandığımız alkışı ölünün arkasından üzüntü işareti olarak kullanıyorlar.

İslam’da olmayan bu yabancı âdetini Müslüman’a da benimsetme bid’atı sınıfında mı görmeliyiz bu alkışlama olayını? Yoksa daha mahzurlu yanları da mı var sizce? Biz nasıl bakabiliriz bu gibi örfümüzde adetimizde olmayan cenaze alkışlama olayına?

CEVAP: Cenaze arkasında bizim örfümüzde hiç olmayan alkışı tutma bid’atını bırak, tekbir getirmeyi dahi uygun görmüyor, tavsiye etmiyor âlimlerimiz. Cenaze arkasında gidenlerin sessiz ve sakince düşünerek yürümeleri gerektiği uyarısında bulunuyorlar. Bir gün kendilerinin de böyle bir tabut içine konarak götürüleceğini düşünmelerini, tam bir nefs muhasebesi yaparak gitmelerini tavsiye ediyorlar. Yabancıların yanlış âdet ve alışkanlıklarını Müslümanlara da benimsetme gayreti olarak yorumluyorlar cenaze arkasındaki yersiz ve gereksiz alkışları.

SORU 3: Bazı camilerde imam farzı kıldırıp da iki tarafa selam verince müezzin hemen ‘Estağfirullah.. diyerek tövbe istiğfar ediyor. Sonra, ‘Allahümme entes’selamü’yü söylüyor. Buda bizim alışkanlığımıza ters düşüyor, biz bir günah mı işledik ki selamdan sonra hemen tövbe istiğfar ediyoruz diye düşünüyoruz. Namazda selamdan sonra hemen tövbe istiğfar etmenin sebebi ne olabilir, açıklayabilir misiniz? Biz de şüpheden kurtulmuş olalım böylece?

CEVAP: Namazda selam verdikten sonra hemen ‘Estağfirullah.. diyerek istiğfar edilmesinin gerekçeleri vardır. Bu tövbe istiğfarlarla demek istiyoruz ki: ‘Rabb’imiz, Senin huzurunda emrine uygun düşecek mükemmellik ve özellikte sana ibadet edemedik, bağışla bizi bu kusurlu ibadetimizle.. demiş oluyoruz.

Selamdan hemen sonra yapılan bu kısa Estağfirullah.. duasının hadislerde tavsiyesi vardır. Şahıslar kendi özel ibadetlerinde de bu istiğfarlarını yaparlarsa namazdaki noksanlarının affını dilemiş olurlar. Bundan dolayı da şüpheye düşmeye değil ümide kapılmaya gerek vardır. Çünkü hadiste, ‘Allah’ı görür gibi ibadet edin, siz O’nu görmüyorsanız O’nun sizi gördüğünü düşünün, O’nun manevi huzurunda kalbinize dünyevi konuları sokmayın!’ uyarısında bulunuluyor. Halbuki bizim ibadetimizde kalbimiz gönlümüz maalesef bu yüce huzura layık düşmeyen dünyevi konularla yine dopdolu oluyor, bu yüzden utancımızdan tövbe istiğfara ihtiyaç duyuyor, selamdan sonra hemen ‘Estağfirullah.. diyerek bu dalgınlığımızın affını diliyoruz Rabb’imizden.

24.03.2015 21:30