TAKİP ET

Dört şehit annesi sahabe ne diyor bakın…

İslam’da şehitlik, peygamberlikten sonra erişilebilecek en yüce makamdır.

Ahirette en yüce makam önce peygamberlerindir. Sonraki derece ise şehitlere verilmiştir.

Bu sebeple şehitlerin üzerindeki (kul hakları dışında) tüm günahlarının bağışlanacağına da hadislerde işaret edilmiştir.

Nitekim değerli hadis kitabı Müslim’de şehidin (kul borcu dışındaki) tüm günahlarının bağışlanacağına işaret edilirken, bir şehidin yetmiş kadar yakınına da şefaat edebileceğine dikkat çekilmiştir.

Hatta, şehidin geride kalmış kimsesiz yakınlarına yardım eden hayırseverlerin de, şehidin şefaatinden istifade edeceklerine işaret olunmuştur.   Şehitlerde ilk yüksek derece savaşırken yaralanarak ölenlere aittir. Yani hem dünyada hem de ahirette şehit muamelesine tabi tutulan tam şehitlerdir bunlar. Yaralandıkları elbiselerini çıkarmaya gerek duyulmadan definleri yapılır bu ilk şehitlerin.

Maruz kaldığı irade dışı kaza, bela ve musibetlerden dolayı hayatını kaybedenlere de ahiret şehidi denilir. Onlar da dünyada şehit gibi defin muamelesine tabi tutulmasa da ahirette şehit mükafatına layık görülen şehitlerden sayılırlar.

Aslında şehitlik, sahabelerde tüm Müslümanlara örnek olacak muhteşemlikte yorumlanmış ve yaşanmıştır.

Nitekim dört çocuğunu da Mute savaşında şehit veren büyük sahabi Hazreti Hansa’nın taziye için gelen dostlarına, “Beni taziye değil tebrik edin, çünkü ben dört evladını şehit verme şerefine ulaşmış bir anneyim!” diyerek taziyecileri teselli etmiş olması, muhteşem bir şehit annesi örneği olarak tarihe geçmiştir.

Günümüze de mesaj yüklü bu dört evladını da şehit vermiş olan Hansa annenin sabır kahramanlığını merhum ve meşhur şairimiz Ali Ulvi Kurucu kitabında bakın nasıl anlatıyor bizlere:

Arap âleminin Mekke’de Hansa adında meşhur şaire bir kadını vardı. Bu kadının Sahar adında çok sevdiği bir ağabeyi vardı. İslam’dan önceki Arap savaşlarının birinde Sahar öldü. Bu ölüm üzerine söylediği içli şiirleriyle o günkü dünyayı yasa boğan Hansa, yaşlı gözlerle gökyüzüne bakarak söylediği şiirlerinde şöyle diyordu:

Ey mehtap! Ağabeyim Sahar’ın gömüldüğü taraflardan geliyorsun, kabrini ziyaret ettin mi? Ey bulutlar! Sahar’ın kabrine doğru gidiyorsunuz, gözyaşı dökecek misiniz onun üzerine? Ey rüzgâr! Ağabeyime selamlarımı tebliğ edecek misin mezarı üzerinden geçerken?

İşte bu derin duygulu Hansa kadın, nihayet Medine’de İslam’la şereflendi, kuvvetli bir imana sahip oldu. Kaderin takdirine bakın ki bu sefer de hicretin 8. senesindeki Mu’te harbinde dört oğlu birden şehit oldu. Bunun üzerine başkomutan Hz. Halid kaygılanarak dedi ki:

Eyvah! Bu çok duygulu şair kadın ağabeyi için dünyayı yasa boğan şiirler söyledi. Şimdi ise dört yavrusunu birden şehit verdi. Nasıl taziye edeceğiz bu duygu yüklü anneyi? Şimdi dünyayı içli şiirleriyle yine velveleye verir.

Acısını paylaşmak için gelen taziyecilere nasıl bir uyarıda bulundu bu derin duygulu Hansa anne bakın:

Ey taziye için gelen ziyaretçilerim, beni taziye etmeyin tebrik edin! Çünkü ahirette şefaatçisi bekleyen şehit anneleri, taziyeye değil tebrike layıklar. Mahşerde birer şefaatçi olarak yakınlarını karşılayacak olan şehitler, onları dışarıda bırakmayacak, cennetteki şehit makamında birlikte mutlu yaşayacaklar. Onun için siz dört şehit annesi olan beni taziye değil tebrik edin. Ben de tüm şehit annelerini tebrike layık görmekteyim!

Demek şehit anneliğine böyle bakan dört şehit annesi sahabe anneler de vardır. Ebedi hayatta kendilerini cennette bekleyen şehitleriyle birlikte olacaklarını düşünerek kendilerini tebrike layık görmekte, tüm şehit annelerinin de tebrike layık olduklarının farkında olma uyarısında bulunmaktalar.

Rabb’imiz, rahmetle yâd ettiğimiz şehitlerimizin şefaatine nail eylesin bizleri de.

01.09.2015 16:22