TAKİP ET

Cenaze çıkan evden yemek beklenmez, taziye de uzatılmaz

SORU: Bir yakınımızın aile büyüğü vefat ettikten sonra taziye ziyaretleri başladı. Bu taziyeler ilk günlerde üzüntüyü paylaşma şeklinde olduysa da bir türlü bitmeyip haftalarca sürdürülünce üzüntüyü sürdürme âdeti şekline dönüştü. Çok merak ettim, bu taziye konusunu. Taziye ziyaretinde bir müddet yok mudur? Haftalarca sürer, acılar her defasında bir daha tazelenir mi taziye vesilesi ile?

Bir diğer husus da, ölü evinde hemen o gün yemekler yedirilir, cenaze helvası yapılır mı? Bir tarafta gözyaşı, bir tarafta da cenaze helvası, yemek ziyafeti olur mu? Bu manzara ne kadar İslami ve hatta insanidir? Bu konularda bilgi lütfeder misiniz?

****

Bugünkü uygulamaların İslam’ın başında olmadığını görmekteyiz. Ne cenaze helvası ne de sınırsız bir taziye ziyareti söz konusudur başlangıçta. Durumun özetini şöyle sıralamıştım geçmişteki bir tespitimde. -Vefatın en üzüntülü günlerinde acılı aileye taziye ziyareti yapılması sünnettir. Bunda şüphe yoktur. Ancak bu ziyaretler haftalarca sürecek uzunlukta değildir. Hadiste taziyenin müddeti üç gün olarak ifade edilmiştir.

-Taziyeleri kabul edecek cenaze yakınları, üç gün boyunca umuma açık bir münasip yerde gelen komşu ve dostlarının taziyelerini kabul ederler. Ancak uzaklarda bulunan dostlar mazeretleri sebebiyle taziyelerini üç günden sonra da yapabilirler.

-Bazı alimler, üç günden sonra taziye yapmanın mekruh olacağını söyledikleri gibi, bir defa taziyede bulunan kimsenin ikinci defa taziyede bulunmasının da mekruh olacağına dikkat çekmekteler. Demek ki taziye süresi üzüntüyü uzatacak uzunlukta olmamalıdır.

-Taziye günlerinin en mühim sünneti, cenaze evinde helva yapmak, yemek ziyafeti vermek değildir. Tam aksine, yemek yapma ve yeme isteklerini iyice kaybetmiş olan üzüntülü aileye dışarıdan yemek getirmek, yemeleri için de ısrarda bulunmak sünnettir.

-Efendimiz (sas) Hazretleri, şehid Hazreti Hamza ile Cafer-i Tayyar’ın ailesine dışarıdan yemek getirilmesini emretmiş, getirilen yemeklerden yemeleri için de ısrarda bulunulmasını tavsiye buyurmuştur.

Bu sebeple ülkemizin birçok yerinde bu yemek getirme sünneti devam ettirilmekte, cenaze çıkan eve komşuları tarafından nöbetleşe yemek taşınmakta, böylece aileye en acılı günlerinde ömür boyu unutamayacakları destek verilmekte, sünnete uygun bir komşuluk örneği sergilenmektedir.

-Cenaze çıkan evde cenaze helvası ikram etmek gibi İslami bir tavsiye söz konusu değildir. İşaret edildiği gibi bir tarafta gözyaşı içinde inleyen acılı aile fertleri, diğer tarafta ziyaretçilere sunulan cenaze helvası ve yemek ziyafeti?.. Bu, gerçek manada acıya ortak olan dost ve komşuların beğeneceği görüntü olamaz. Ancak ziyaretçilere en kolay tarafından birer çay ikramı akla gelebilir, bunda zorluk da söz konusu olmaz acılı aile için.

-Vefattan sonra vakit kaybetmeden merhumun adına yoksullara yardım yapılıp, kazanılan sevapla kabir hayatındaki rahatının sağlanmasında acele edilmelidir. Bunların en önemlisi de merhumun borcu varsa hemen ödemeye çalışılmasıdır. Kul borcuyla bir saat bile bekletilmemeli mezarında. Efendimiz (sas), üzerinde borcu olan cenazenin namazını hemen kıldırmıyor, toplanmış olan cemaat borcunu ödüyorlardı da bundan sonra kıldırıyordu cenaze namazını…

-Ziyaretçiler cenaze evinde merhumun güzel vasıflarını sayarak sesli ağlamaya teşvik etmekten kaçınmalılar. Cenaze evinde en sıhhatli tavır, sessizce akan gözyaşlarıyla teessürü yenmeye çalışmak, okunacak Yasin’ler, Tebareke’ler, Fatiha’lar ve İhlas’larla merhumun ruhuna hediyeler yağdırmaktır.

-En mühimi de, merhumun ahirette iftihar edeceği bir aile bireyleri olarak İslami çizgiden ayrılmamaktır. Çünkü ölenin ruhunun en çok ilgi duyduğu, geride bıraktığı neslinin ibadetli yaşamasıdır. Her namazda tahiyattan sonraki dualarda ana, babaya, tüm müminlere dua vardır. Günde beş vakit namazda yapılan bu duaları hasretle bekler öbür âleme gidenler. Böylece en büyük hediyeyi de ibadet edenler kıldıkları namazlarında göndermiş olurlar.

-Sonuç olarak denebilir ki, başlangıçta cenaze evinde akla, mantığa ters gelecek bir tavsiye ve uygulama yoktur İslam’da! Rahatsız edici uygulamalar sonradan ilave edilen yanlışlardır.

17.02.2015 22:30