TAKİP ET

Bugün, Hızır-İlyas bayramıdır!

Malum olduğu üzere her sene yeşilliğin her tarafı kapladığı 6 Mayıs’tan itibaren ülkemizde de “Hızır-İlyas, (Hıdırellez) Bayramı kutlanmaktadır.

Bu bayramda istikbale ümitle bakmak isteyen insanlar, kendilerinden birtakım uygulamalara başvururlar, engelleri aşmak niyetine girerler, bu niyetle ateşler yakıp üzerinden atlayarak zorlukları yeneceklerini, kısmetlerini bulacaklarını, içine girecekleri bir eve sahip olacakları gibi hayırlı şeyleri ümid eder, dileklerde bulunurlar.

Her milletin kendine göre yorumlar kattığı tarihin derinlerinden gelen bu bayramın İslam’la ilgisi nereden gelmektedir sorusuna şöyle cevap vermemiz mümkün olmaktadır.

Baştan ifade etmeliyiz ki, “Hıdırellez Bayramı” konusunda farklı ülkelerde çok farklı rivayetler ve yorumlar ve uygulamalar söz konusudur. Ancak biz birleşik isim Hıdırellez kelimesine baktığımızda bu bayramın başlangıcında iki mühim zatın birleştiğini görüyoruz. Hızır ve İlyas Hazretleri… İşte bu iki mübarek şahsiyet Müslümanların ilgisini çekmekte, bayrama İslami özellikler katmaktadır. Şöyle ki: Musa Aleyhisselam zamanında bir hükümdarın tek oğlu kendini dine hizmete adar, babasının saltanatı oğlunu pek tatmin etmez. Hükümdarın oğlunun böylesine kendini dini hizmetlere adaması, Rabb’imizin de hoşuna gider. Ona kerametler ihsan eder. Bu sebeple bu genç, irşat için gittiği yerlerde bastığı topraklar, oturduğu kuru zeminler yemyeşil hale gelir, bahar çiçekleriyle bezenir.

Arapçada yeşilin bir adı da (hazr) olduğundan çorak ve kuru yerlerin yeşillendiğini gören çevre halkı, ‘buradan, bastığı yerleri yeşillendiren genç geçmiştir’ manasında ‘buradan Hızır geçmiştir’ diyerek bu gence Hızır adını vermiş olurlar.

Böylece Hızır adını alan genç, bir ara çok merak ettiği İlyas peygamberle de buluşur. Halk 6 Mayıs’taki bu buluşma gününe “Hızır-İlyas buluşma günü” adını verir, bu günü bayram ilan ederler. Sonraları ise söylene söylene “Hızır–İlyas” isimleri ‘Hıdırellez’ şekline dönüşerek günümüze kadar Hıdırellez Bayramı şeklinde gelir.

Tıpkı hoca merhumun, oğlunuzun adını Eyyüb koyarsanız dikkat edin, söylene söylene ip kalır, demesi gibi olur. Hızır-İlyas adları da söylene söylene Hıdırellez şekline dönüşüp günümüze kadar gelir.

Burada merak edilen esas konu, bastığı yerleri bahar yeşilliğine büründüren Hızır’ın sadece bir veli mi, yoksa peygamberlik rütbesine de sahip bir nebi mi olduğu yönündeki tereddütleridir. Ayrıca halen yaşıyor mu, yaşıyorsa nasıl bir hayatta yaşıyor sorusu da ilim adamlarını meşgul etmektedir.

Bu konuyu anlayamayanların itirazları önemsenmez. Çünkü maneviyat büyüklerinin izahları konuyu anlamaya yetmektedir.

Nitekim Bediüzzaman Hazretleri, Mektubat kitabında Hızır Aleyhisselam’ın beş kademeli hayatın ikinci mertebedeki yaşama özelliğini şöyle anlatır.

Hızır Aleyhisselam hayattadır. Fakat hayat dereceleri beştir. O, ikinci derecedeki hayattadır. Bu sebeple bazı alimler yaşadığından şüphe etmişlerdir. Bu ikinci derecedeki (ruhani) hayatta yaşayan Hazreti Hızır ile İlyas (aleyhimesselamın) ruhani hayatları bir derece serbesttirler. Bir vakitte pek çok yerlerde bulunabilirler. Bazen istedikleri vakit bizim gibi yeyip içerler, fakat bizim gibi mecbur değiller.

Bu özellikleri sebebiyledir ki, bazen darda kalanların yardımına sıradan bir insan görüntüsünde koşarlar, sonra da yine ikinci derecedeki nurani hayatlarına çekilirler, ruhani hayatlarına orada devam ederler.”

Bundan dolayı halkımız: Her kutsal geceyi Kadir, karşılaştığın her insanı da Hızır bil!.. demişlerdir. Bu vesile ile biz de temennimizi şöyle ifade ediyoruz:

Hızır–İlyas Hazretleri’nin buluştuğu bu bahar bayramında siz de Hızır gibi hayırlı kimselerle karşılaşıp görüşesiniz, bayramınız mübarek, dualarınız da makbul olsun inşallah…

05.05.2015 21:30