TAKİP ET

Bayram arefesi, kucaklaşmaya hazırlık günlerimiz olmalı!

Ülke çapında bu kucaklaşma ve bayramlaşmada başarılı olmamız için önceden zihnen ve fikren bir hazırlık yapmalı, nefsimizi, insi ve cinni şeytanlarımızı da susturmaya çalışmalı, nefis ve şeytan görevi yapanların kötü telkin ve tesirlerinden uzak durmaya da özel bir hassasiyet göstermeliyiz ki, bayramda önce el uzatıp kucaklaşma kahramanlığını kazanan kardeşlerden olabilelim.

Bunun için bayram öncesinde ülke çapında bir iç muhasebeye, nefis murakabesine ihtiyacımız kesin. En sonunda, ‘haklılığımıza rağmen’ diyerek de olsa, önce selam verip el uzatan barış kahramanı olmayı başarmalı, Rabb’imizi razı eden faziletli amelin sahibi olmayı sağlamalıyız, böyle bir iç muhasebe ve murakabe sonunda.

Toplumda müminler arasında böyle bir barış gayretinin gösterilmesi gerektiğine işarette bulunan Resulullah (sas) Efendimiz, Ebu Eyyub El-Ensari’ye (ra) ne buyuruyor bakın:

– “Hem Allah’ı hem de Resulü’nü memnun edecek önemli bir iyilik ve amelden haber vereyim mi sana” diye soruyor: ‘Ver ya Resulallah’ demesi üzerine de:

– ‘Birbirine kırılıp incinen kardeşlerin arasını bulup barıştırmaya çalışmak, hem Allah’ı hem de Resulü’nü razı eden amellerin başında gelir!’ uyarısında bulunuyor.

Şu anda ülke çapında tüm Müslümanlar olarak Allah’ı ve Resulüllah’ı memnun eden böyle bir barışma barıştırma görevimizin ne kadar farkında ve uygulama çabası içindeyiz düşünülmesinde fayda vardır diyorum. Bir ihmal ve ilgisizliğimiz söz konusu olmamalı, bu kardeşliği koruma ve güçlendirme gayreti konusunda.

Çünkü bir Müslüman’ın din kardeşine karşı üç günden fazla küs durmasının helal olmadığını haber veren Efendimiz (sas) Hazretleri, küslerin içinde en hayırlı kişinin de, en önce selam verip el uzatarak küslüğü barışa çeviren kişi olduğuna da dikkat çekmiş, Müslümanların hep kardeşliği koruma ve güçlendirme azim ve aşkı içinde olma hassasiyetlerine işarette bulunmuştur.

Buna rağmen yine de inanmış insanlar arasında bir dargınlık ve kırgınlık bulunursa, önce bu irtibat kopukluğunu tamir etmeye hazırlanmalı, özellikle bayramda aradaki nazlanmayı kucaklaşmaya çevirmenin ihmal edilmez görevimiz olduğunun da farkında olmalı, bayram öncesi tüm Müslümanlar olarak kendimizi böyle bir kucaklaşma göreviyle mükellef ve sorumlu bilmeliyiz.

Ayrıca böyle bir sıcak kucaklaşma sırasında muhatap olduğumuz kardeşlerimizde görmemiz gereken taraf, imana, İslam’a ait müspet tarafları olmalıdır. Yoksa görmememiz gereken kusurlarını büyüterek öne çıkarıp da kardeşlik sevgisini söndürecek bir vesveseye takılıp kalınmamalıdır. Bu önemli konuda maneviyat büyüklerimizin şu uyarıları da hep hatırlanmalıdır:

– Kardeşliği zedeleyecek duygu ve düşüncenin rüyalarınıza dahi girmesine fırsat vermeyin! Size sırtını döneni dahi kucaklama fazileti gösterin, bu sevimli tavrınızla yine siz kazanın! Çünkü barışı tercih eden hep hayrı temsil eder. Rabb’imiz ‘sulhta hayır vardır’ uyarısında bulunmaktadır ayetinde.

– Kaldı ki Allah’tan (cc) muvaffakiyet isteyenler, ayrılık sebebi olabilecek düşünce ve tavırlardan mutlaka uzak durmalı, hep kardeşliği besleyip büyüten feragat ve fedakârlık örnekleri vermelidirler. Hatta size hasımca yaklaşanlara bile bir gül uzatıp ‘Bunu mu istiyordunuz?’ diyebilmeli ve onu da sıcak bir tebessümle kardeşlik duygularıyla karşılama olgunluğu göstermelidir!

– Hatta, bir toplulukta müminler arasında uyuşmazlık ve kırgınlık gibi soğukluklar görülürse, bunun ilk sebebi, her şeyden önce kardeşlik ahlakının uygulanmadığında aranmalıdır. Kardeşlik hislerini kaybetmiş ve birbirinin karşıtı haline gelmiş insanların ortak hedeflere birlikte yürümeleri mümkün olmayacağı gerçeği de hep hatırlanmalıdır.

Tüm bu ikazlardan sonra Rabb’imizin şu uyarıları da kulaklarımızda hep çınlıyor olmalıdır:

– Mü’minler kardeştirler! Kardeşlerinizin arasında barışı sağlayın!” (Hucurat-10)

– “Ey iman edenler! hepiniz toptan barışa girin de şeytanın peşine düşünlerden olmayın!” (Bakara-208)

– Fatebiru ya ülil ebsar! Düşünün ey basiret sahibi imanlı insanlar.

16.09.2015 16:16