TAKİP ET

Bülbülün de yaptığı yanına kalmaz!

Rabb’imizin insanlığı kaplayan adaleti, eninde sonunda gerçekleşir.

İlahi adaletin böyle eninde sonunda gerçekleşmesi kesindir. Bundan dolayı, ‘kimsenin yaptığı yanına kalmaz’ uyarısı atasözü halinde söylenip benimsenmiş, topluma da rahatlatıcı bir mesaj böyle verilmiştir.

Durum böyle olunca kimse gücüne güvenerek kötülüğe yönelmesin. Unutmasın ki, Allah yanlışlık yapana mühlet verir, tövbe etmesini bekler, ama asla ihmal edip de yapanın yanına bırakmaz. Bir de bakarsınız ki, gücüne kuvvetine güvenerek haksızlık yapanlar güvendikleri gücünü de kuvvetini de yitirmiş, yaptıklarının karşılığını görecek güçsüzlüğe düşmüşler, adalet de bu defa yerini bulmaya başlamıştır.

Bu önemli gerçek, uyarıcı ve düşündürücü bir misalle şöyle ibretimize sunulmaktadır irşad eserlerinde.

Abbasilerin renkli bir kişiliğe sahip beşinci halifesi Harun Reşid, sarayının bahçesindeki bir gül fidanını çok beğenir. Yaprağı, kokusu, görünüşüyle dikkatini çeken bu gülü özel bakıma alması için bahçıvanına emir verir:

-Bahçeye her geldiğimde bu güle bakarak dinleniyorum. Bunu özel korumaya al, suyunu sık ver, yaprakları canlı kalsın, tezden dökülüp de pörsümesin!

Halifenin bu tembihi üzerine bahçıvan gülün bakımına özel bir ilgi gösterir.

Ancak bir sabah bahçeye gelen bahçıvan bakar ki, gülün dalına konan yaramaz bir bülbül, ne kadar yaprak varsa hepsini de gagalayarak yere dökmüş, tek kokulu yaprak bırakmamış gülün dalında. Endişeye kapılan bahçıvan koşarak halifeye gelir:

-Sultanım der, üzerine titrediğimiz gülün yapraklarını yaramaz bir bülbül gagalayarak tümüyle yere dökmüş, tek yaprak bırakmamış gül fidanının başında! Ne yapacağım şimdi ben?

Hayatı boyunca çok olaylar yaşamış tecrübe sahibi Harun Reşid, hiç tepki göstermeden sakince cevap verir:

-Üzülme efendi üzülme, der, bülbülün yaptığı yanına kalmaz!

Rahat bir nefes alan bahçıvan işine döner. Yine bahçesinde hizmetlerini sürdürürken bakar ki, bir yılan, gül yapraklarını gagalayarak yere seren yaramaz bülbülü yakalayıp ağzına almış, yutmak üzere otların arasında kayıp gidiyor. Heyecanla yine halifeye koşar:

-Sultanım der, yaprakları yere düşüren yaramaz bülbülü bir yılan yakalamış, otların arasında götürürken gördüm! Sultan yine telaşsız:

-Merak etme efendi der, yılanın yaptığı da yanına kalmaz!

Bahçıvan yine sakinleşerek işine döner, bahçede çalışırken bir gün yine otların arasında dolaşan yılanı görür. Hemen elindeki küreğiyle darbe üstüne darbeler indirerek yılanı orada öldürür. Sevinçle geldiği halifeye de durumu anlatır:

-Sultanım der, bülbülü yakalayan yılanı ben de bahçede otlar arasında yakalayıp küreğimle öldürdüm. Harun Reşid yine sakin başını sallayarak manidar cevabını şöyle verir:

-Bekle efendi bekle der, senin de yaptığın yanına kalmaz!

Nitekim çok geçmez bahçıvan da rakip gördüğü bir başka bahçıvanla kavga ederek yaralanmasına sebep olur. Yakalayıp halifenin huzuruna getirerek cezalandırılmasını isterler. Halife hemen emrini verir:

-Atın bu haksızı zindana!.

Yaka paça zindana doğru götürülürken geriye dönen bahçıvan şunları söyler:

-Sultanım der, bülbülün yaptığı yanına kalmaz dediniz, onu yılan yuttu. Yılanın yaptığı yanına kalmaz, dediniz, onu da ben öldürdüm. Şimdi benim yaptığım da yanıma kalmıyor, beni de sen cezalandırıyorsun. Herkesin yaptığı yanına kalmıyor da senin yaptığın mı yanına kalacak? Demek sana da bir yapan çıkacak! Öyle ise der, gel sen bana yapma ki bir başkası da sana yapmasın!

Bu değerlendirmeyi tebessümle dinleyen tecrübe sahibi Harun Reşid, doğru söyledin bahçıvan diyerek emrini verir:

-Bırakın bahçıvanı, çiçekleri sulamaya devam etsin!. Çevresindekiler derler ki:

-Yaptığı yanına kalır efendim!.

-Hayır, hayır der, kimsenin yaptığı yanına kalmaz! Daha ağır şekliyle ahirette ödemeye tehir edilir. Ama gafil insanlar bunun farkına varamaz da, yaptığı yanına kaldı sanırlar! İlahi adalette yaptığı yanına kalma yok, ahirete tehir edilerek daha ağırıyla ödetilme var!.

“Fa’tebirû yâ ülil ebsâr!” İbret alın ey basiret sahipleri!

18.05.2015 20:30